Ertesi gün Lucy okula gitti. Marco'yu gördü. Yanına gitti. "Bana kızgın mısın?" diye sordu Lucy utangaç bir şekilde.
"Neden?" diye sordu Marco soğuk bir şekilde.
"Telefonuna cevap vermediğim için."
"Bunun için sana neden kızgın olabilirim. Sanki... benim sevgilimsin."
"Bak biliyorum şimdi bunun sırası değil ama Mason Watson ile gerçekten konuşmam lazım." dedi Lucy konuyu değiştirerek.
"Senin farklı olduğunu sanmıştım ama yanıldım."
"Neler olduğunu anlattığım zaman bana hak vereceksin." dedi Lucy ısrarlı bir şekilde.
"Merak etme. Ben de nedenini bilmiyorum ama dünden sonra Mason seninle daha fazla tanışmak istedi."
Lucy, Zeus'un Mason'a her şeyi anlattığına emindi. "Ne zaman gidiyoruz?"
"Okul çıkışı."
...
Lucy ve Marco okul çıkışı Mason'ın yanına gittiler. Marco kapıyı tıklattı. İçerden "Gir." diye seslendi Mason. Marco kapıyı açtı. "Merhaba."
"Merhaba." dedi Lucy heyecanlı bir şekilde.
"Heyecanlı olmana gerek yok. Gel otur." dedi Mason sevecen bir şekilde. Lucy koltuğa oturdu. "Marco senden çok bahsetti." İkisinin de yüzü kızardı.
"Başka birininde bahsettiğine eminim." dedi Lucy imalı bir şekilde.
"Ne demek istiyorsun?" diye sordu Marco.
Lucy şaşkın bir şekilde Marco'ya baktı. Sonra Mason'a döndü. "Hiç kimse mi?" diye sordu. Mason olumlu anlamda kafasını salladı.
"Ben hiçbir şey anlamadım."
"Çocuklar size bir şey anlatacağım ama sizin ve Suzy dışında hiç kimse bilmeyecek." dedi Mason. Son kısmı Lucy'ye bakarak söylemişti. Lucy olumlu anlamda kafasını salladı.
"Suzy kim?" diye sordu Marco.
"Benim ablam." dedi Lucy.
"Yıllar önceydi. Ben efsanelerle ilgili kitaplar okumaya başladım. İlk başta kimse bana karışmıyordu. Ama daha sonra abim..."
...
"Kaç yaşına geldin? Hâlâ efsanelerle ilgili kitaplar alıyorsun. Sen onlara inanmak için fazla büyük değil misin?" diye sordu Jason.
"Bunlar beni mutlu ediyor. Ayrıca evet, inanmak için fazla büyüğüm ama okumayı sevmenin yaşı yoktur. Lütfen beni böyle kabul et değiştirmeye çalışma!"
...
Lucy duyduğu şeye inanmadı. Nerdeyse aynı şeyleri o da ablasına söylüyordu. "Sonra ne oldu?"
"Kavga ede ede büyüdük. Ondan sonra annem ve babam öldü..." dedi Mason gözleri dolmuştu.
...
Mason'ın anne ve babasının ölümünden 2 ay geçmişti. Kendini çok kötü hissediyordu. Ne zaman böyle hissetse en sevdiği kitabını yeniden okuyordu. O sırada onu abisi gördü. "Bizim anne ve babamız öldü. Sen hâlâ kitap mı okuyorsun?!" dedi sinirli bir şekilde.
"Bu beni rahatlatıyor. En azından birkaç saat senin gibi bir abim olduğunu unutuyorum."
Jason, Mason'a tokat attı. "O zaman git."
...
"Daha sonra sizinle tanıştım." dedi Mason Marco'yu göstererek. "Kendime bir bilgisayar aldım ve melez prens çizgi filmini yarattım. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama içindeki her şey gerçek oldu."
"Sen ciddi misin?" diye sordu Marco.
"Hafta sonu oradaydım." dedi Lucy ciddi bir şekilde. "Bilgisayarı nereden aldınız?"
Mason güldü ve "Sihir Teknolojisi Stan."
...
"Canım, bunu nereden aldın?"
"Sihir Teknolojisi Stan."
"Ne garip bir isim." dedi Lucy.
"İlk defa seninle aynı fikirdeyim." dedi Suzy.
...
"Babam televizyonu oradan aldı." dedi Lucy.
"Emin misin?" diye sordu Mason. Lucy olumlu anlamda kafasını salladı. "O zaman oraya gidiyoruz."
"Tamam." dediler aynı anda Lucy ve Marco.
...
Tam önüne geldiler ve arabadan indiler. "Burası mı?" diye sordu Marco.
"Evet." dedi Mason ve içeri girdiler. "Merhaba."
"Hoş geldiniz. Ben sizi erken bekliyordum." dedi Stan.
"O ne demek?" diye sordu Lucy.
Stan kapıyı kapattı ve "Suzy ile dün televizyondan çıktınız. Ben hemen Marco'ya her şeyi anlatırsın diye düşünmüştüm."
"Sen bunu nasıl biliyorsun?" diye sordu Lucy şaşkın bir şekilde.
"Televizyondan her şeyi izledim." dedi Stan.
"Ne?" diye sordular Lucy, Marco ve Mason aynı anda.
"Bakın size her şeyi anlatacağım. Gelin oturun." dedi Stan birkaç tabure getirerek.
"Hadi anlat." dedi Mason.
"Paralel evrene inanır mısınız?" diye sordu Stan. Hiç kimse cevap vermedi. Sadece şaşkın bir şekilde bakmaya başladılar. "Ben o evrenlerin birinde yaşıyordum. Bizim orada herkes büyü yapabilir. Bu yüzden de büyücü kavramı yoktur yani yoktu. Biz kendi evrenimizde çok mutluyduk. Ta ki istila edilene kadar..."
"Nasıl yani?" diye sordu Marco.
"Canavar gibi şeyler dünyamızı istila etti. Bütün sihrimizi almak istediler. Ben boyutsal arası geçitten buraya geldim." dedi Stan gözleri dolmuştu.
"Sadece sen mi kurtuldun?" diye sordu Mason.
"Sanırım evet. Çünkü yıllardır araştırdım. Olsaydı hissederdim."
"Sen öyle diyorsan." dedi Mason ve ayağa kalktı. "Hadi çocuklar gidelim."
"Tamam ama şimdilik çünkü ben seni tanımayı çok isterim." dedi Lucy.
"Ben de." dedi Marco.
"Tabi ki de." dedi Stan.
...
"Yani sen 2 gündür oradaydın." dedi Marco.
"Teknik olarak nerdeyse 1 hafta." dedi Lucy.
"Orada zaman daha mı hızlı ilerliyor?"
"Öyle görünüyor."
"Peki... Hunter ile vakit geçirmek nasıl bir şeydi?"
"Güzeldi... Biliyor musun? O da bana aşık oldu. Hatta orada kalmamı istedi."
"Neden kalmadın? Yani seni burada tutan biri mi var?"
"Ailem var."
"Başka biri yok mu?"
"Olması mı lazım?"
"Tabi ki de hayır. Sadece merak ettim."
"Bu arada Hunter ona bir kraliçe yapmamızı istedi. Benim aklımda bir şey var. Bunu daha sonra Mason ile konuşalım mı?"
"Dur bir dakika bunu senden mi istiyor?"
"Çok garip biliyorum." dedi Lucy ve evinin önüne gelmişlerdi. "Daha sonra görüşür müyüz?"
"Görüşürüz." dedi Marco.
Lucy onun yanağını öptü ve eve girdi. "Ben ne yaptım?" diye sordu kendi kendine.
...
"Hadi bana her şeyi anlat." dedi Suzy.
"Tamam..." dedi Lucy ve her şeyi anlattı.