İçeriğe geç

Başka Bir Boyutta

Bölüm 14 · 4 dk okuma

Başka Bir Boyutta

Bölüm 14

Atalar Günü

"Çanı çalmaya hazır mısın oğlum?"

"Evet baba."dedi Hunter ve çanı çaldı.

Her yerden hayaletler çıkıyordu. Vampirler gündüz dışarı çıkabiliyordu. Tanrılar yavaştan geliyordu. Ama Zeus ortalıkta yoktu. "Neden hâlâ gelmedi?" diye sordu Lucy.

"Benimle gelin. Büyük amca Posedion belki biliyordur." dedi Hunter ve saraydan çıkıp Posedion'un yanına gittiler. "Merhaba amca."

"Merhaba kral yeğenim." dedi Posedion gururlu bir şekilde. "Nasılsın?"

"İyiyim sen nasılsın?"

"Ben de iyiyim."

"Büyükbabam nerede?" diye sordu Hunter meraklı bir şekilde.

"Bir işi varmış. Ama ben de bilmiyorum."

"Tamam büyük amca teşekkür ederim."

Hunter endişelenmedi. Çünkü eninde sonunda büyükbabası gelecekti. O yüzden yavaş yavaş diğer atalarını görmeye başladı. Lucy ve Suzy onu rahatsız etmeyecek şekilde arkadan yürüyordu.

"Bu Zeus nerede kaldı? Artık gitmek istiyorum." dedi Suzy bıkkın bir şekilde.

"Sakin olur musun?" diye sordu Lucy sinirli bir şekilde.

O sırada Zeus gökyüzünden geldi. Etrafta şimşekler çaktı. "Büyükbaba Zeus geldi." dedi Hunter. Zeus'un yanına gittiler. "Büyükbaba..."

"Kral torunum... Nasılsın?" diye sordu Zeus ama sesi Posedion gibi değildi.

"İyiyim sen nasılsın?"

"Ben de iyiyim. Teşekkür ederim."

"Büyükbaba seninle bir şey konuşmalıyım. Çok acil bir durum."

"Zamanı gelince benim yaptığımı yap." diye fısıldadı Lucy.

"Evet nedir?" diye sordu Zeus.

Hunter geri çekildi. Lucy ve Suzy öne çıktı. Lucy sağa yumruğunu kalbine götürüp eğildi. Suzy ise Lucy dinledi ve aynı şeyi yaptı. "Bunlar Lucy ve Suzy. Onlar için senden bir şey istiyorum." dedi Hunter.

Zeus Lucy'ye dik dik baktı ve "Onları kendi boyutlarına göndermene yardım etmemi istiyorsun değil mi?" diye sordu.

"Nasıl yani?" diye sordu Hunter.

"Başka birinden mi duydunuz?" diye sordu Lucy.

"Hayır çünkü ben buranın senin boyutunda bir çizgi film olduğumuzu biliyorum."

"NE!" diye bağırdılar Lucy, Suzy ve Hunter aynı anda.

"Sen bunu nasıl biliyorsun büyükbaba Zeus?"

Zeus Lucy'ye doğru baktı ve "Cümleyi tamamla... İlk 8..."

"...4. boyut karakterleriz." dedi Lucy şaşkın bir şekilde.

...

"Mason bir şey daha sormak istiyorum." dedi sunucu. Mason olumlu anlamda kafasını salladı. "Melez Prens çizgi filminin bazı sahnelerinde sanki karakterler bize bakıyor gibi. Bu normal bir şey mi? Yoksa bir yapım hatası mı?"

"Aslında bu sadece 8 sahnede oldu ve o sahnelerde Hunter hep bir atasıyla konuşuyordu. Ben de izleyicilerimin dikkatini ölçmeye çalıştım. Bir daha ki sefere o sahneleri sanki ben size bakıyormuşum gibi bakın."

"Tamam o zaman."

"İlk 8. 4. boyut karakterleriz." dedi Mason Zeus'u taklit ederek.

...

"Ama nasıl? Ben bunu kesinlikle anlardım." dedi Lucy şaşkın bir şekilde. Öğrendiği bu şey biraz fazla geldi. "Mason Watson biliyor mu?" diye sordu Lucy ve Zeus olumlu anlamda kafasını salladı.

"Sen bunca zaman bizim bir çizgi film olduğumuzu biliyor muydun?" diye sordu Hunter şaşkın bir şekilde. Bu ona da fazla gelmişti.

"Bunu ben istemedim. Babam istedi. Eğer herkes öğrenirse boyut gerçekliği yok olabilir dedi." dedi Zeus pişman bir şekilde.

"Babam mı?" diye sordular Lucy ve Hunter aynı anda.

"Mason Watson mı?" diye sordu Suzy. Zeus olumlu anlamda kafasını salladı. "Ben buradan hemen gitmek istiyorum." diye fısıldadı Suzy bıkkın bir şekilde.

Bu duydukları Lucy için çok ağır şeylerdi. Ama ablasının rahat olmasından memnundu. Ne de olsa Suzy bu çizgi filme bağlı değildi. O yüzden olanları sakin karşılamıştı. "Tamam o zaman bizi kendi boyutumuza gönderebilir misin?"

"Tabi ki de." dedi Zeus. Ellerini uzattı. Hunter ve Lucy ellerini tuttu. Suzy ise Lucy'nin elini tuttu. Olimpos'a ışınlandılar.

Bir kaç dakika önce olsaydı Lucy buraya geldiğine mutlu olabilirdi. "Şimdi ne yapacağız?"

"Gelin." dedi Zeus. Kendi odasına götürdü. Bir duvara elini koydu. Kapı açıldı. İçinde bir sürü televizyon vardı.

"Burası da neresi?" diye sordu Hunter.

"İlk 10 buradan görünüyor. Her zaman birinci sensin." dedi Zeus Lucy'ye doğru bakarak.

"İşte bu doğru. Tekrarlarını bile kaç kez izledi." dedi Suzy.

Lucy normalde olsa bir cevap verirdi. Ama zaten Suzy'nin ortam biraz yumuşasın diye söylediğini biliyordu. En azından öyle umuyordu. "Aynı soruyu sormak istemiyorum ama şimdi ne yapacağız?"

"Buraya nasıl geldiniz?" diye sordu Zeus.

"Televizyona meyve suyu döküldü" dedi Lucy.

"Bu benim suçumdu." dedi Suzy üzgün bir şekilde.

Zeus yatağının yanındaki sudan bardağa koydu. "Bunu al." dedi Zeus ve Lucy'ye verdi. "Biz dışarı çıkalım. Sen öyle dök."

"Tamam." dedi Lucy.

Zeus dışarı çıktı. "Eğer işe yararsa bir daha görüşmek dileğiyle." dedi Hunter.

"Görüşürüz." dedi Suzy.

"Görüşürüz Hunter." dedi Lucy ve Hunter'ın boynuna sarıldı.

Geri çekildikten sonra Hunter "Bu arada bunu sana söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama babam bir kraliçe istiyor." dedi. Lucy gülmemek için kendini zor tutuyordu. Hunter'ın ne demek istediğini anlamıştı.

Hunter dışarı çıktı. "Hazır mısın?" diye sordu Lucy. Suzy olumlu anlamda kafasını salladı. Lucy suyu döktü. Bir parıltı yayıldı.

...

Lucy ayağa kalktı ve kendi evinde olduğunu gördü. "Geldik!" diye bağırdı.

"Gerçekten de geldik." dedi Suzy ve saate baktı. Onlar gitmeden yarım saat önceyi gösteriyordu. Bu yüzden hangi gün olduğuna baktı ve pazar günüydü. Sadece 2 gün geçmişti. "Sadece 2 gün geçmiş."

"Bu harika bir şey." dedi Lucy. Telefonunu eline aldı. "Marco aramış."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.