İçeriğe geç

Basit Bir Komşu

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Basit Bir Komşu

Bölüm 2

1.Bölüm🌸

Yeni Komşu

İstanbul’a gelip, nihayet o hayalini kurduğum "kendi başıma, kendi düzenimi kurma" fikri kulağa son derece havalı ve özgürleştirici geliyordu ama dürüst olmam gerekirse, kolilerle ve eşya yığınlarıyla dolu bu iki odalı, biraz da kasvetli dairenin tam ortasında dikilip tozlu parkelere bakarken işin rengi biraz değişmişti. Yorgunluktan ayakta uyuyor, beynim işlevini yitirme noktasına geliyordu. Yine de, hayatımda ilk defa kendi paramla tuttuğum bu evde, o uzun zamandır hasretini çektiğim sessiz, sakin ve huzurlu bir uyku çekecek olmanın verdiği o tatlı gururla yatağa, hatta daha doğrusu henüz sadece yatak baza örtüsü serilmiş o geçici döşeğe kendimi bıraktım. Tam gözlerimi kapatmışım, o derin uyku vadisine giriş biletini almışım ki, duvarın hemen öte yanından sanki bir insan grubu değil de küçük bir bando takımı, hatta belki de tam teşekküllü bir rock grubu odaya girmiş gibi devasa, beynimi yerinden oynatan bir gürültü patlak verdi. Önce bass sesleri beynimin içinde yankılanan saçma, ritimsiz bir şarkı, ardından birilerinin kontrolsüz kahkahaları ve yere düşen ağır bir şeylerin şangırtısı. Yastığı kafama bastırıp, kendi kendime "Defne sabret, sakın hemen fırlama, daha yeni taşındın, komşularla ilk geceden papaz olma, belki hemen biter, belki bir kutlama falandır, sabah ola hayrola..." diye telkin etmeye, kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Ama yok, gürültü azalmak şöyle dursun, ritim ve doz artırarak, adeta duvarları yıkacakmış gibi devam ediyordu. En son duvara güm diye, muhtemelen bir mobilyanın çarpmasıyla oluşan bir ses yankılanınca sabır taşım, o an için geliştirmeye çalıştığım tüm metanetim çatladı. Üzerimdeki ayıcıklı, son derece komik ve hiç de bir "savaş" giysisi olmayan pijamalarımı, hatta terliklerimi bile umursamadan fırladım, kapıyı açıp yan dairenin önüne kadar hışımla, adeta bir fırtına gibi yürüdüm. Zil yerine kapıya, o anki öfkemin tüm gücüyle, adeta bir alacaklı gibi vurmaya başladım; kapı resmen titredi. Birkaç saniye sonra, kapı yavaşça, sanki her şey normalmiş gibi, hafifçe aralandı. Karşımda boyu posu yerinde, uykusuzluğumdan ve o anki sinirimden zerre etkilenmemiş gibi duran, hatta halimden, o ayıcıklı pijamalarımdan keyif alıyormuşçasına sırıtan, koyu saçlı, biraz ukala bir çocuk duruyordu. Üzerinde bol bir eşofman, boynunda da nereden bulduğunu, neden orada olduğunu hiç anlamadığım bir kitleme kulaklık vardı. "Hayırdır ya, deprem mi oluyor?" dedi, sesi o kadar rahat, o kadar vurdumduymazdı ki, o an ona saldırmamak için kendimi zor tuttum. "Şaka mısınız siz?" dedim sesimi yükseltmemeye, o apartman raconunu bozmamaya çalışarak ama öfkeden titriyordum, sesim de bir miktar çitileme modundaydı. "Saat gecenin ikisi, farkında mısınız? Ve yan tarafta sanki düğün salonu işletiyorsunuz! Uyumaya çalışıyorum ben burada, taşındım, yorgunum, insanlık hali, uyku! Hani o gece yapılan şey!" Aras arkasındaki kalabalığa, o kahkahaların kaynağı olan görünmez odaya şöyle bir bakıp, dudak bükerek tekrar bana döndü, gözlerini devirdi ve "Aramıza hoş geldin yeni komşu. Ama burası bir apartman, hayat da gece iki diye durmuyor maalesef. Hayat devam ediyor, eğleniyoruz. Biraz fazla hassassın sanki? Bu kadar her şeye takılacaksan bu şehirde zorlanırsın." dedi, o son cümleyi adeta bir abi edasıyla söylemesi sabrımın son kırıntısını da süpürdü. Hassas mı? Ben mi? O an sinirden nutkum tutuldu, verecek kapak gibi, onu yerin dibine sokacak bir cevap ararken beynim boşaldı; sadece "Gürültüyü kesmezseniz, vallahi de billahi de polisi arıyorum, haberin olsun! Sonra da apartman yönetimine şikayet ederim, bakalım kim daha hassas!" diyebildim. Aras gülümseyip, kapının koluna tutundu, "Tamam tamam, sakin ol yeni komşu. Beyler sesi az kısın, yeni komşumuzun uykusu hassasızmış, bizi şikayet edecekmiş, aman dikkat!" diye içeri, o kalabalığa seslendi ve yüzüme hafifçe, galibiyet kazanmış gibi sırırtarak kapıyı şak diye kapattı. O an anladım ki, İstanbul maceram hiç de hayal ettiğim gibi sessiz ve sakin başlamayacak; tam yanıma, hayatımı zorlaştırmak için özel olarak gönderilmiş bir baş belası taşınmışım. Ve en kötüsü, yatağa döndüğümde o gürültünün devam edeceğini biliyordum.

Bölüm sonu

6 yorum