Arabaya bindiğimizde Pusat yol boyu beni azarlamıştı. Bilmem neden tuz koymuşum, neden akıllıca durmamışım falan. Abi sanane be.
Hem sen madem arabada azarlayacaktın neden evde azarlıycam diyosun? Savunma hazırlamadım.
Daha doğrusu konuşmama izin vermiyordu. Fatih Bey Amca ise dinlemiyordu sadece arabayı sürüyordu. Arada bi 'Haklısın' diyip, geçiştiriyodu.
Ama sen benim suç ortağımdın. Sattın beni. Yaktım çıranı.
En sonunda 3 katlı güzel, sade bi evin önünde durduk. 1 kişilik ev için fazlaydı bence. Ama sorguladım.
"Evet küçük burası benim evim."
"Çok güzelmiş Pusat"
"Teşekkürler"
Fatih Bey Amca bize döndü. "Benim biraz işim çıktı. Gidiyorum. Sonra yine görüşürüz Melis."
"Görüşürüz Fatih Bey Amca." Sırıtarak gitti. Evin içine girdik. Ayakkabılarımı çıkarmaya başladım.
"O tuz işini konuşcaz"
"Oha daha ne kadar konuşcaz. Tüm yol azarladın zaten beni. Hem bana amcanda yardım etti. Ortağımdı oda. "
"Özür dile benden"
"Dilemiyorum. Sen beni gıcık etmesen olmazdı zaten böyle bişey"
"Suçlu ben mi oldum şimdi"
"Zaten suçlu en başından beri sendin"
"Öyle mi" dedi. Tek kaşını kaldırarak. O sırada salona doğru geldik. İçerde 3 tane erkek vardı.
Lan? Yoksa .. Tövbe tövbe. Kaşlarımı çattım.
"Bunlar kim?"
"Onlar benim kardeşim"
"Kardeşlerinle.. sen.. beni?"
"Hayır hayır asla"
"Geri çekil uzaklaş benden " diye bağırdım. Sonra DA çantamdan ç@kıyı çıkardım.
YAZARDAN
"Uzaklaş benden" diye bağırdı Melis. Aklına o anı gelince korkuyordu, çıldırıyordu. Çakısına Pusat'a uzattı. "Git, Uzaklaş Benden" diye bağırdı.
Yanlış anlamıştı Melis. Pusat önceden böyle bi olay yaşadığını anlamıştı. İçinden kendine sövűyordu.
"Tamam güzelim bak uzaklaşıyorum" diyerek bir kaç adım geriledi. "Deme güzelim deme" dedi Melis derin nefes alarak. "Ne konuşçaktık söyle yoksa gidicem." Dedi. Yiğit gitme kelimesini duyunca gerilmişti. Telaşla
"Biz senin abiniz sakin ol. Elindekini bırak. Konuşalım. Lütfen gitme." Dedi. Korkuyordu işte deli gibi yine Masal'ın gitmesinden. Alper'de istemiyordu. Gitmesindi kardeşi.
"Siz o musunuz?" Pusat şaşırmıştı. Biliyomuydu?
Nerden, Ne zaman öğrenmişti.
"Oyuz biz abim. Sakinleşde konuşalım"
Melis azda olsa sakinleşmişti.
"Tamam konuşalım ama benden uzak durun" Ç@kıyı Hala Pusat'a doğru tutuyordu.
"Öncelikle elindekini indir. Ve sakin olmaya çalış"
"Ben zaten sakinim. Ve hayır elimdekini bırak- " sözünü bitiremeden Pusat elinden almıştı.
"Napıyosun be?" Diye cırladı Melis.
"Özür dilerim Bebeğim ama bu artık bende kullanmazsın."
Vermiycekti Pusat. Masal'ı kullanamazdı öyle tehlikeli şeyler. Herkes derin bir nefes aldı.
"İyimisin Küçük?" (Alper)
"Bir bana yaklaşma. İki nasıl olduğumu bilmiyorum. Ve üç ben küçük falan değilim. Sizin ailecek küçük kelimesine zaafınız mı var?"
"Yoo baya küçüksün."(Yiğit)
"Küçük filan değilim. Boyum yaşıma göre normal bi kere."
"Kaç bakalım boyun?"(Barış)
"1.62" Bence gayet normaldi boyu Melis için.
"Oha çok uzunsunuz Küçük Hanım." (Yiğit)
"Sus be. Senin boyun benden uzun olduğu için kısa geliyo. Yoksa benim boyum normal."
"Aynen." (Yiğit )
"Yaaa Pusat şu küçük boya bişey de. Benimle dalga geçiyoo."
Kesinlikle az önce Pusat'a ç@kı sallamadı.
"Rahat bırakın küçük hanımı. Otur bakalım konuşcaz."
MELİS'TEN DEVAMKE
Off gene mi konuşcaz be yaw. Bence özür dilemeliydim. Yada ne diliycem be yanlış anlamam normal.
Çocuğa ç@kı salladın.
Susar mısın iç ses?
Tekli koltuğa oturdum. Hepsi bi tık gerilmiş gibiydiler.
Ay siz korktunuz mu siz? Çok mu sert görünüyorum yoksa. Oha lan. Çok iyi siz korkmaya devam edin. Ay iyice saçmaladım. Benim neyimden korkacaklar ki?
Az önceki gibi çakından. Bide kriz geçirmeden? Ne kadar mantıklı değil mi?
Çok konuşma iç ses.
Pusat bana baktı. 'Sıkıntımı var' bakışı atıp. Göz kırptım. Küçük çiyan ve Kopya gülmeye başladı. Açık ara farkla Küçük Çiyan Anırıyodu. Yandaki buzdolabının ise dudağı kıvrıldı. Pusat Bey ise alık balık gibi yüzüme bakıyordu. 'Ne bakıyon lan tırrek'
Diyip, göz kırpsam dayar yermiyim? Kesin yerim.
"Melis bak. Şurda ciddi bişey konuşcaz. Adam akıllı dur."
"Off tamam ya." Dedim.
"Melis derken?" (Alper)
Adım Melis Kopyacım.
"Adım Melis"
"Abi?" (Yiğit)
Abin ne alaka küçük çiyan.
"İsmini değiştirmişler. O yüzden" (Pusat)
"Nası ya neden minnacık çocuğun ismini değiştiriyorlar. Bulmamamız için herşeyi yapmışlar." Derin nefes aldı buzdolabı.
Şuan benden mi bahsediyorlar. Ben niye bişey anlamıyom. Yazık değil mi bana. Dışlanıyorum.
Hem ben mi minnacıkmışım. Hadi be ordan.
"Benim yanımda benimle ilgili konuşmanız ne hoş"
"Asıl konumuza gelelim. Melis nasıl anlatıcam bilmiyorum. Ama-"
"Ben anlatayım annem denilenecek kadın beni 3 yaşında kaçırmış. Sizi babanızla bırakmış. Sonra diğer adamla evlenmiş. Aile demeye bin şahit isteyen bir 3 kişilik grup kurmuş. Bende onları insan sanmışım. Sonra evdeki herşeyi alıp beni bırakıp gitmişler. Sonra siz beni bulmuşsunuz. Ve babamız 3 sene önce vefat etmiş. Allah Rahmet eylesin."
Şaşırmışlardı. Ay bunlarda hep şaşırıyo. Yeto.
"Sen bunları ne zamandan beri biliyosun?"
"Dün öğrendim buzdolabı Bey."
"Buzdolabı Bey mi?"
gülmeye başladılar.
"İsminizi bilmiyorum. Küçük Çiyan sende gülüp durma."
Bu sefer Buzdolabı Bey ve Kopya gülmeye başladı.
Küçük Çiyanın gülüşü soldu. Pusat'ın ise dudağı kıvrıldı.
"Küçük Çiyan ne kızım adım Yiğit."
"Konuyu dağıtmayın da konuşalım."(Pusat)
"Sevmedim konuyu değiştir konuşalım."
"Olmaz. Dün öğrendim dedin. Beni bırakıp gitmişler dedin. Nerden öğrendin ve nereye gittiler."
"Markete gittiler. Tövbe yarabbim ne biliyim ben nere gittiler."
"Nerden öğrendin?" Çantama uzandım. Buzdolabı Bey benden önce davranıp çantamı aldı.
"Çantamı beğendiysen linkini atarım. Versene be çantamı?"
"Ne çantası ben hayat güvenliğimi sağlıyorum"
"Komik şey seni. Ver şimdi çantamı içinden bişey alcam."
Verdi. İçinden notu buldum ve Pusat'a uzattım. O da aldı. Zaten hepsi başına üşüşmüştü. Dünya sırrı yazıyo sanki amq. Okuduklarında hepsi birbiri ile sessizce bakışmaya başladı.
Abiler bende burdayım?
"Alo bende burdayım. Size diyorum."
Sonra bakışlar bana döndü. Lan ne bakıyonuz. Dilinizi mi yuttunuz?
"Konuşmayı mı unuttunuz?"
"Dna testi yapmaya gidicez yarın. Senin için rahatlasın. Sonra Velayetini alacaz. Bizim ile kalmaya başlıyacaksın." (Pusat)
"Emin olmak için istiyorum. Güzle olur."
"Alaştık."
"Tamam o zaman artık beni evime götürür müsün?"
"Bizde kal bugün yarın erkenden gidelim. Hem evde eşya yok demiştin? Üşürsün. Hem kendi başına durmaktanda korkarsın"
Çocuk içimi biliyo. Cidden kendi başıma durmaktan korkardım. Kimsesiz kaldım gibi.
"Fazladan odanız varmi ki?"
Yiğit Çiyan'ı ve Kopya sırıtmaya başladı.
"Var tabiki"
"Tamam o zaman. Bide şunların adı ne ? "
"Bunlar daha adını söylemedi mi?"
"Söylemedi Pusatt"
"Buzdolabı dediğin Barış ,diğeri Alper. Yiğit söylemiştir zaten." Barış homurdandı.
"O zaman ailecek dışarı çıkalım." (Yiğit)
"Thank you beni ailenize kattığınız için."
"Tabi kız ne sandın?" (Barış)
"Adın ne senin?" (Yiğit)
"Adım Tufan Soyadım Ballı." (Melis)
"Ballı bi kişilik misiniz?" (Alper)
"Her zaman" (Melis)
Bunu dememizle üçümüzde kahkaha attık. Barış ve Pusat 'ne yaşıyo bunlar' bakışı atıyordu. Kaçıncı yüz yıldan kalmasınız dayı?
"Cidden mi? Sizi gidi yaşlı budaklar. Kaçıncı yüz yıldan kalmasınız?"
"Bu neydi?" (Barış)
"Tiktok dili abi " (Yiğit)
"Ergenler" (Barış)
"Ya sende hiç ironiden anlamıyosun?" (Melis)
"Tamam yürüyün arabaya" (Barış)
"Tamam abi " (Alper)
O gün boyunca sinemaya gitmiştik. Zorla
"Ters Yüz 2" ye girdik. Çok güzeldi. Sonra Yiğit beni zorbaladı.
'Sen bebekmisin?' Dedi. Bende tabiki onu Pusat'a şikayet ettim. Oda ona kızdı. Dediki 'O daha çocuk'
Birazda ona çemkirdim. Sonra Alper ile hamburger gömdük. Barış bana Herkes kahve içerken
'Sen daha bebeksin süt istermisin?' Dedi.
"Sensin bebek ve çikolatalı süt isterim" dedim.
Sonra bana hepsi güldüler. Bende içeceklerine tuz koymakla tehdit ettim. Sonra Pusat biraz uyarılar yaptı. Ama sonuç olarak sustular. İçeceklerimizi içtikten sonra önce benim eve gidip kıyafetlerimi aldım. Sonrada eve geçtik. Pusat "Bu oda senin için yaptık." Dedi. Ama çok tatlı. Tek sorun çoğu şeyin pembe olmasıydı.
Ama onlar yapmıştı. O yüzden çok güzeldi. Teşekkür ettim. Odadan çıktığında tulumumu giydim ve dişlerimi fırçalayıp yattım. Sabah neler olacak diye düşünüp yattım.
"Tiktok dili abi " (Yiğit)
"Ergenler" (Barış)
"Ya sende hiç ironiden anlamıyosun?" (Melis)
"Tamam yürüyün arabaya" (Barış)
"Tamam abi " (Alper)
O gün boyunca sinemaya gitmiştik. Zorla
"Ters Yüz 2" ye girdik. Çok güzeldi. Sonra Yiğit beni zorbaladı.
'Sen bebekmisin?' Dedi. Bende tabiki onu Pusat'a şikayet ettim. Oda ona kızdı. Dediki 'O daha çocuk'
Birazda ona çemkirdim. Sonra Alper ile hamburger gömdük. Barış bana Herkes kahve içerken
'Sen daha bebeksin süt istermisin?' Dedi.
"Sensin bebek ve çikolatalı süt isterim" dedim.
Sonra bana hepsi güldüler. Bende içeceklerine tuz koymakla tehdit ettim. Sonra Pusat biraz uyarılar yaptı. Ama sonuç olarak sustular. İçeceklerimizi içtikten sonra önce benim eve gidip kıyafetlerimi aldım. Sonrada eve geçtik. Pusat "Bu oda senin için yaptık."


