İçeriğe geç

BARDAKİ PATRON

Bölüm 9 · 5 dk okuma

BARDAKİ PATRON

Bölüm 9

8

O anda kalbim sanki durdu. Boran’ın boynuna sarılan o kıza bakarken gözlerim dondu kaldı.

"Nişanlım"

Nasıl olur? Nasıl yani? İçimde bir karışım duygu vardı.

Şaşkınlık, öfke, kıskançlık ve bir yandan hâlâ Boran’a karşı hissettiğim o garip sıcaklık.

" Ne oluyor burada" diye fısıldadım kendi kendime

Kelimeler boğazımda düğümlenmişti. Boran ise sadece bana bakıyordu. İçimden bir ses bağırıyordu

"Elini çek" ama dudaklarım sessizdi.

Kız hâlâ sarılmış gülüyordu, Boran hafif şaşkın ama durmak niyetinde değildi. İçim bir tuhaf oldu .

Gözlerim ondan ayrılmak istemiyordu ama nefesim hızlandı, yavaş adımlarla geri çekildim.

"Tamam Hande, sakin ol…" dedim kendi kendime, derin bir nefes aldım. Ama her nefeste kalbim daha hızlı çarpıyordu.

Boran bir anda kızı geriye doğru itti ve

"Ne yaptığını sanıyorsun sen bu ne cüret" dedi bağırarak

"Hayatım neden kızıyorsun seni görmeye geldim." Melisa bildiğin kıvranır bir haldeydi

"Ne işin var senin burada"

"Seni görmeye geldim."

Karşımda gördüğüm manzara gittikçe saçma sapan bir hal almaya başladı. En sonunda dayanamadım odama geçtim ama bunun hesabını çok ağır bir şekilde soracaktım. Yerde Boranın aldığı çiçeklere sinirle tekme attım. Vazo kırılmış ve bunun sesini duymuştu emindim bundan.

Şaka gibi aşkından ölüp bittiğim adamın boynuna atlamıştı bir kız. Saçını başını yolup ellerine veremedim ya ona yanarım işte.

Ama önce hesabını kesmem gereken kişi Boran.

Boran , Melisa'yı içeriye oda ya sokmuş bağırıp duruyordu. Aynı odaydı ikisi ve ben deliriyordum burada.

Elim titredi. Gözümün önü karardı. Camla aramızda sadece birkaç adım vardı. Sandalyeye baktım. Yemin ederim bir an gerçekten düşündüm alsam, kaldırsam, vursam. Cam tuzla buz olsa. Aramızda hiçbir şey kalmasa.

"Delirme Hande" dedim kendi kendime, dişlerimi sıkarak.

"Şu an delirirsen, her şey biter."

Ama sakinleşemedim.

Kalbim göğsümü yumrukluyordu resmen.

Tam o sırada ofisin kapısı açıldı.

Şirketten biri. Elinde belgeler. Yüzü nötr, umurunda değilmiş gibi.

"Boran Bey’in imzalaması gerekiyor" dedi ve dosyayı önüme bıraktı.

Bir de bu eksikti.

Dosyaya baktım. Harfler bulanıktı. Gözlerim dolmuştu bile.

"Nasıl gireceğim ben oraya" diye fısıldadım.

"Nasıl yüzüne bakacağım"

Gözyaşlarım sessizce aktı önce. Sonra sessizlik bozuldu. Omuzlarım titredi.

"Aptal mısın Hande" dedim aynadaki yansımama.

"Ne bekliyordun her şey masal mı sandın"

Elimi ağzıma bastırdım. Sesim çıkmasın diye.

Bir nefes aldım ama yetmedi.

"Başkasının nişanlısı mıymış gerçekten"

Derin bir nefes.

Bir tane daha.

"Toparla kendin" dedim.

"Bu şirketin içinde ağlayan bir kadın olmayacaksın"

Dosyayı elime aldım kapının önüne geldim. Elim tokmağa uzanmadı hemen. Bir saniye durdum içeride bağırışlar vardı.

Ve ben içeri girecektim.

Kapıyı tıklattım.

Sesim sandığımdan daha sakindi.

"Boran Bey, imzalamanız gereken evraklar var."

Boran bana baktığı anda anladı.

Gözlerime sadece bir saniye baktı ama yetti. Kızarıklığı gördü. Alt kirpiklerimde kalan ıslaklığı fark etti. Az önce ağladığımı hem de dağıla dağıla ağladığımı.

Ama belli etmedi , etmemesi gerekiyordu.

Kimse anlamasın diye sesini normal tuttu. Hatta fazla sakin.

"Gel Hande" dedi sadece.

O tek kelimeyle içimden bir şey daha koptu ama yürüdüm. Belgeleri biraz daha sıktım elimde. Tam masanın önüne geldiğimde Melisa’nın sesi geldi.

"Sen asistanı mısın" dedi.

Ağzının kenarıyla yarı küçümseyen, yarı eğlenen bir tonla.

Bir an durdum ,içimden geçen cümle ağzımdan çıkmadı ama beynimde netti:

"Ah burada olmasak, yemin ederim senin ağzını nasıl yamulturum"

Başımı hafifçe yana eğdim tek kaşım kaldırıp

"Evet" net, soğuk bir halde

Melisa’nın gülümsemesi bir an sendeledi. Çok kısa sürdü ama gördüm.

Boran’a baktım. İmzası bitmişti aslında. Kalem elindeydi ama yazmıyordu,

oyalanıyordu. Beni gönderemiyordu. Melisa bunu fark etmiş olacak ki araya girdi.

"Anlaşılan nişanlımı biraz sinirlendirmişsiniz" dedi gülerek.

"Benden çıkardı sinirini."

Sonra hiç çekinmeden Boran’ın yanına yürüdü ve masasının üstüne oturdu.

Kalbim yerinden fırladı sandım.

Etek biraz yukarı çıktı bacak bacak üstüne attı. Parmakları Boran’ın kravatına uzandı. Kravatıyla oynamaya başladı. O an odadaki hava değişti.

Dayanamıyordum artık orada duruyordum belgeler elimde.

"İmzalar tamamlandıysa" dedim "ben evrakları muhasebeye ileteyim"

Melisa hâlâ Boran’ın masasındaydı. Boranın tamam demesine bile fırsat vermeden çıktım odadan . Evrakları muhasebeye vermeye gittim. Zar zor ayakta duruyordum artık. Ağlamayacaktım , ağlamam gerekiyor. O zaman bu zaman değil Hande.

Son kalan gücümle toparladım kendimi .Orkun Beyi aradım .

"Ben biraz erken çıksam sorun olur mu Orkun Bey "

"Yok tabi sorun değil dedi"

"Bir şey isteyebilir miyim sizden" dedim sesim oldukça kibardı.

"Buyur tabi."

"Boran beye haber vermezseniz erken çıktığımı olur mu."

"Tamam sen merak etme bu arada Hande "

"Efendim"

"Sıkma canını açıklaması var sana dedi .

Telefonu kapattı. Sıkma canını derken .Bizden haberi vardı yani.

Söylemiş bizi ona. Demek ondan dolayı Orkun bey kız sarılınca bana baktı .

Eşyaları toplayıp çıktım odadan. Camdaki perdem kapalı olduğu için beni göremedi . Diğer taraftan saklana saklana kaçtım nerdeyse.

Şirketten çıktığımda yüzüme sertçe vuran soğuğun bile farkında değildim.

Telefonu kapattım en yakın deniz kenarına gittim. Saatlerce oturdum ağladım .

"Neden böyle oldu."

"Yalan mıydı her şey"

"Hiç mi sevmiş beni"

"Nişanlıymış bide"

"Açıklaması ne olacak peki"

Saatlerce oturdum öylece soğuktan titremeye başlamış bir haldeydim. Telefonu açtım arama üstüne arama vardı.

"Boran 30 arama 50 mesaj mı?"

"Geber meraktan ,beter ol" demekten başka bir şey çıkmadı.

Senanın aramasına gözüm takıldı ve geri aradım.

"Beni aramışsın Sena bir şey mi oldu."

"Boran bey delirdi bu gün sinirden neredesin sen"

"Erken çıktım rahatsızlandım da bişey mi oldu ."

"Sen gittikten sonra senin yerine ben baktım. Haberi yokmuş gittiğinden Hande Hande diye bağırıp duruyordu oda da . En sonun da gittim dedim yok Hande ben bakıyorum onun yerine. Sonra ne demek yok kimden izin almış dedi. Orkun bey izin vermiş dedim. Benim haberim olmadan kuş uçmaz bu şirkette noluyoruz dedi. Ara Handeyi çabuk gelsin dedi . Sonra dedim aradım ama açmıyor telefonu kapalı. Bir hışımla çıktı sonra şirketten giderken Orkun beye de seninle de görüşücez dedi gitti.

"Tamam Sena yarın ben durumu izah ederim ona sen merak etme teşekkür ederim bugün içinde "

"Ne demek canım sen iyisin dimi."

"İyiyim merak etme yarın görüşürüz."

Arayıp aramamak arasında kalmıştım eve girmek dahi istemiyordum ama artık gitmek zorundaydım. Taksiyi çevirip eve geldim kapının önünde bekliyordu beni.

Görür görmez gözlerim dolmaya başladı . Soğuktan titrememi bile hissedemiyordum .

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.