Masaya karşılıklı oturduk.
Boran tabağı önüme itti, sonra gözlerini yüzümden ayırmadan bana baktı. O bakışta hem huzur hem de bir şeyleri telafi etme isteği vardı.
Bir an sessizlik oldu.
Sonra sandalyesini hafifçe çekip bana doğru yaklaştı.
"Elini ver" dedi yumuşakça.
Ne yapacağını anlamadan elimi uzattım. Ama o elimi değil, diğer eliyle alnıma dokundu. Avucu sıcak ve dikkatliydi.
"Daha iyisin değil mi"dedi kaşlarını hafifçe çatarak.
"Ateşin yok"
Kalbim o küçük temasla hızlandı.
"İyiyim"dedim fısıltıyla.
Gözleri yumuşadı ama içindeki suçluluk hâlâ oradaydı. Elini alnımdan çekmedi.
"Gerçekten çok özür dilerim sevgilim "dedi sesi ciddileşerek.
"Her şey için"
Sevgilim dedi resmen o an içimde bir şey titredi.
Elini alnımdan indirdim ve parmaklarını tuttum. Bu kez ben sıkıca kavradım.
"Geçti" dedim sakin ama net bir sesle. "
Hepsi geçti."
Bana baktı. Sanki gerçekten inanmak istiyordu.
Bir an öylece kaldık. Parmaklarımız birbirine kenetlenmiş, gözlerimiz birbirinden kaçmadan.
Ama içimde küçük bir boşluk kıpırdadı.
Bir anlığına sustum.
Gözlerim masaya kaydı. Sonra tekrar ona baktım.
"Peki" dedim yavaşça" şimdi ne olacak"
Boran’ın bakışları değişti. Daha derin, daha ciddi.
Elimi bırakmadı. Parmaklarımı tek tek dudaklarına götürüp minik minik öpmeye başladı. O kadar yavaş, o kadar dikkatliydi ki kalbim her dokunuşta biraz daha yumuşadı.
"Hiçbir şey" dedi sakin bir sesle.
Kaşlarımı çattım. "Nasıl hiçbir şey"
Gözlerini gözlerime sabitledi. Elimi hâlâ dudaklarına yakın tutuyordu.
"Hiçbir şey değişmeyecek" dedi
Başımı hafifçe yana eğdim "Bu kadar mı"
Derin bir nefes aldı.
"Hande" dedi, sesi bu kez daha doluydu.
"Seni hiçbir zaman bırakmayacağım."
Bu cümleyi söylerken gözünü bile kırpmadı.
"Söz veriyorum" boğazı düğümlendi.
"Barda seni ilk gördüğüm anı hatırlıyor musun "diye sordu.
Kalbim hızlandı.
Nasıl unutabilirdim?
"O gece kalabalığın içinde bir anlığına göz göze gelmiştik. Gürültü vardı ama sanki ses kesilmişti."
Boran hafifçe gülümsedi.
"Benim için dönüm noktasıydı" dedi. "O an hayatımda ilk defa birine bakıp "bu kız gidecek ve ben arkasından bakmak istemiyorum" diye düşündüm" dedi.
"Gidemezdin, benim olmalıydın " parmaklarını saçlarımın arasına götürdü.
"Hande, hayatım senden önce simsiyah bir sayfaydı gerçekten. İçinde hırs vardı, inat vardı, boşluk vardı ama ışık yoktu"
Sesi alçaldı.
"Sen ise o karanlığın ortasına düşen tek ışıksın."
Gözlerim doldu ama ağlamadım. Sadece dinledim.
"Sen güldüğünde içim sakinleşiyor dünya yaşanılır bile halde geliyor. Kızdığında bile canlı hissediyorum. İnatçı hallerine ayrı aşık, cesaretine ise ayrı hayrım . Ve ilk defa kendimi bulduğumu hissediyorum seninleyken. Yanımdayken kendimden kaçmıyorum"
Elimi kalbine götürdü "burada ilk kez biri için yer ve o yer sadece sana ait."
Nefesim titredi.
Bir an durdu.
"Hiçbir şey olmayacak" dedi tekrar.
"Sana ileri olacakları söylemem ki inan bende bilmiyorum."
Kalbim göğsümde deli gibi atıyordu elini yüzüme koydu.
"Ama tek bildiğim şey de senden asla vazgeçmeyeceğim ve bu kalbim hep sana ait olacak" dedi fısıltıyla.
"Söz veriyorum" elini dudaklarıma yakın tutuyordu
Alnını alnıma yasladı.
"Ben de senden vazgeçmeyeceğim" dedim fısıltıyla.
Alnını alnıma yasladı.
"Biliyorum" dedi dudağımdan öperek.
Kelimelerin hepsi bir bir içime işlerken bedenim ona teslim bir hal almıştı. Ne ara bu hale geldik bilmiyordum ama emin olduğum tek şey vardı. "Ben bu hayatı bu adamla yaşayacağım "
Kahvaltıdan sonra üzerimi değiştirmek için Boranın aldıklarına baktım. Büyük bir kutu vardı elbiseydi sanırım bu.
Kutuyu açtığımda içinden çıkan elbiseyi görünce bir an durdum.
Mavi yumuşak bir kumaş ve sırtı tamamen açıktı.
Aynanın karşısında üzerime geçirdiğimde kalbim hızlandı. Elbise vücuduma tam oturuyordu. Sırtımdan aşağı inen dekolte hem cesur hem zarifti.
Saçlarımı omzumdan bir yana attım.
"Bu kadar da değil" diye mırıldandım ama içten içe gülümsüyordum.
Kapıyı açıp salona çıktım Boran mutfakta telefonuna bakıyordu. Ayak sesimi duyunca başını kaldırdı.
Ve dondu bakışları önce yüzümdeydi sonra yavaşça omuzlarımdan sırtıma indi.
Bakışları önce yüzümdeydi sonra yavaşça omuzlarımdan sırtıma indi.
Çenesi gerildi kaşları hafifçe çatıldı. O bakışı tanıyordum. Hafif sinirli Kollarımı iki yana açtım.
"Ne öyle bakıyorsun" dedim.
"Yakışmamış mı"
Bir saniye daha sustu. Sonra dişlerinin arasından konuşur gibi
"Yakışmış" dedi.
Gülümsedim" e o zaman"
Bir adım yaklaştı. Bakışları hâlâ sırtımdaydı.
“Bir dahakine dekolte ölçüsüne varana kadar benim vermem gerekiyor herhalde." dedi.
"Bu ne ya böyle"
Kahkaha atmamak için zor tuttum kendimi.
"Bence gayet güzel" dedim omuz silkerek.
Başını iki yana salladı.
"Suç bende" dedi.
"Gidip kendi işimi kendim halletmedim."
Bir adım daha attım. Artık aramızda neredeyse hiç mesafe yoktu.
Yüzüne doğru yaklaştım göz göze geldik. Nefesi hafifçe değişti.
"Evime gönderdiğin o beyaz elbise mesela dedim alçak bir sesle.
"Harikaydı."
Bakışları karardı.
"O zaman sadece ben vardım yanında" dedi.
Biraz daha yaklaştım. Göğsüne neredeyse değiyordum.
“Şimdi de sen varsın” dedim fısıltıyla.
O an yüzündeki kontrol ifadesi kırıldı tek hamlede belimden kavradı.
Nefesim kesildi bir anda kendimi kucağında buldum.
"Boran"dedim şaşkınlıkla ama sesim sert çıkmadı.
Eli sırtımdaki açık bölgeye temas ettiğinde ürperdim. Yüzünü boynuma gömdü ,dudakları tenime değdiğinde kalbim hızlandı.
"Bu elbiseyle dışarı çıkmana izin vermem" dedi kısık bir sesle.
Boynumu öptü , bir an afalladım. Elim omzuna gitti. "
Nefes al" diye mırıldandı kulağıma. Ama o an beynime başka bir şey çarptı.
"Boran "dedim hafifçe geri çekilerek. Ayağa kalktım.
"Geç kalacağız işe"
O da yavaşça ayağa kalktı. Gözleri hâlâ üzerimdeydi.
"İşe mi" dedi alçak bir sesle.
Ceketini aldı ama bakışlarını benden çekmedi.
"Gitmesek"
Gülümsedim.
"Saçmalama sevgilim" derken elini tuttum "sevgilimi" bastırarak.
Ayakkabılarımı giyerken hâlâ beni izliyordu.
"Bu arada" dedi ceketini giyerken
Ofistekilere dikkat et özellikle o Kürşat'a" . Gözlerimi devirdim.
"Başladık yine."
"Başlamadım" dedi sakin ama sahiplenici bir sesle.
"Sadece hatırlattım."
Yanına yürüdüm. Kravatını hafifçe düzelttim.
"Ben kimseye ait değilim hatırlatırım " dedim yumuşakça.
"Kendi isteğimle seninleyim."
Bir an durdu.
Sonra başını eğip alnıma küçük bir öpücük bıraktı.
"Bu daha tehlikeli" diye mırıldandı.
Kastettiğini şeyi anladığımı fark etmiş olacak ki ikimizin de aklına dün gece geldi .