İçeriğe geç

Banu

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Banu

Bölüm 8

Gerçek babası

BÖLÜM 8

Banu, Mert’in söylediği o iki kelimeyi zihninde tekrar tekrar duyuyordu.

“Gerçek baban.”

Karşısındaki adam birkaç adım ötede, hiçbir şey söylemeden duruyordu. Üzerinde koyu renk bir palto vardı. Yüzünde yılların bıraktığı sertlik, gözlerinde ise Banu’ya bakarken anlamlandıramadığı garip bir ifade vardı.

Banu’nun kalbi hızla çarpıyordu.

Adam ona bakıyordu.

Sanki yıllardır görmediği birini değil de, yıllardır beklediği birini görüyordu.

Banu bir adım geriledi.

“Hayır…”

Mert hemen ona döndü.

“Banu…”

“Hayır!” diye tekrar etti Banu. “Bana bunu söyleyemezsin.”

Gözlerini adamdan ayırmadan konuştu.

“Bu adam benim babam olamaz.”

Adam ilk kez konuştu.

“Olabilir.”

Sesi sakindi.

Fazla sakindi.

Banu’nun gözleri doldu.

“Sen kimsin?”

Adam cevap vermeden önce Mert araya girdi.

“Burada konuşamayız.”

Adam Mert’e baktı.

“Sen hâlâ onun yanında mısın?”

Mert’in çenesi gerildi.

“Onu koruyorum.”

Adam kısa bir kahkaha attı.

“Babanın sana öğrettiği şeyleri ne çabuk unutmuşsun.”

Mert’in yüzü değişti.

Banu bunu fark etti.

“Sen Mert’in babasını tanıyorsun.”

Adamın bakışları Banu’ya döndü.

“Tanıyorum.”

“Annem de seni tanıyor mu?”

Adamın yüzündeki ifade bir anda değişti.

Bu kez cevap vermesi birkaç saniye sürdü.

“Annen beni herkesten daha iyi tanır.”

Banu’nun nefesi kesildi.

“Annem nerede?”

Adam cevap vermedi.

Banu ona doğru yürüdü.

“Annem nerede dedim!”

“Hayatta.”

Tek kelime.

Ama Banu’nun dizlerinin bağı çözülmüş gibi oldu.

Hayatta.

Annesinin hayatta olduğunu biliyordu zaten.

Ama ilk kez bir yabancının ağzından bunu duyduğunda, içinde uzun zamandır bastırdığı umut yeniden canlandı.

“Onu sen mi götürdün?”

“Hayır.”

“Sen mi saklıyorsun?”

“Hayır.”

“Peki neden herkes annemin peşinde?”

Adam başını hafifçe eğdi.

“Çünkü annen gerçeği biliyor.”

Banu’nun gözlerinden yaş süzüldü.

“Hangi gerçeği?”

Adam bu kez Mert’e baktı.

“Bunu sana o anlatmalı.”

Banu hemen Mert’e döndü.

“Mert.”

Mert sessizdi.

“Mert, bana bak.”

Mert başını kaldırdı.

“Bana her şeyi anlatacağını söylemiştin.”

“Her şeyi anlatmak için doğru zaman değildi.”

“Ne zaman doğru zaman olacak?”

Mert cevap vermedi.

Banu öfkeyle güldü.

“Benim hayatım hakkında herkes bir şeyler biliyor. Bir tek ben hiçbir şey bilmiyorum.”

Adam arkasını dönüp birkaç adım uzaklaştı.

Banu şaşkınlıkla baktı.

“Nereye gidiyorsun?”

Adam durdu.

“Şimdilik gitmem gerekiyor.”

“Beni bırakıp gidemezsin!”

Adam arkasına döndü.

“Banu.”

Adını söyleyiş şekli Banu’nun içini ürpertti.

Sanki bu adam onun adını ilk kez söylemiyordu.

“Yıllardır seni uzaktan takip ettim.”

Banu’nun yüzü dondu.

“Ne?”

“Bazen bir insanı korumanın tek yolu, onun yanında olmamaktır.”

Mert hemen araya girdi.

“Yeter.”

Adam ona baktı.

“Senin baban da böyle düşünüyordu.”

Mert’in gözlerinde öfke belirdi.

“Babamın adını bu işin içine katma.”

Adam birkaç saniye Mert’e baktı.

Sonra Banu’ya döndü.

“Yakında sana her şeyi anlatacağım.”

“Ne zaman?”

“Anneni bulduğunda.”

Banu’nun kalbi yeniden hızlandı.

“Annem nerede?”

Adam sadece tek bir cümle söyledi:

“Beni bulmadan önce anneni bul.”

Sonra arabasına binip uzaklaştı.

Banu uzun süre arkasından baktı.

Araba gözden kaybolduğunda Mert’in yanında olduğunu fark etti.

“Bunu neden daha önce söylemedin?”

Mert sessiz kaldı.

“Gerçek babamın yaşadığını biliyordun.”

“Evet.”

“Onun burada olduğunu da biliyordun.”

“Hayır.”

“Yalan söyleme!”

Mert ona baktı.

“Banu, yemin ederim bilmiyordum.”

“Sen neyi biliyorsun Mert?”

Mert cevap vermedi.

Banu bir adım yaklaştı.

“Benim doğduğum gece ne oldu?”

Mert’in bakışları yere indi.

“Bunu benden duymanı istemiyorum.”

“Ben kimden duyacağım? Annem yok. Babam sandığım adam yıllarca bana yalan söylemiş. Büyükannem ölmüş. Sen ise bildiğin her şeyi parça parça anlatıyorsun.”

Mert sustu.

Banu’nun sesi titredi.

“Ben kimin kızıyım?”

Mert gözlerini ona çevirdi.

“Onun.”

“Peki neden beni istemedi?”

“İstemediğini kim söyledi?”

Banu cevap veremedi.

Mert yavaşça devam etti.

“Bazen bir insan çocuğundan vazgeçmez. Çocuğunu koruyabilmek için ondan uzak durur.”

Banu’nun gözlerinden yeni bir yaş süzüldü.

“Ben yıllarca babamın beni sevmediğini düşündüm.”

Mert’in yüzü yumuşadı.

“Belki de seni sevmediği için değil…”

Durdu.

“Belki de seni sevdiği için sustu.”

Banu ona baktı.

“Sen ona güveniyor musun?”

Mert uzun süre cevap vermedi.

“Hayır.”

“Peki bana neden yardım ediyorsun?”

Bu kez Mert hemen cevap verdi.

“Çünkü senin başına gelenlerin aynısını başka birinin daha yaşamasını istemiyorum.”

“Başka biri mi?”

Mert sustu.

Banu’nun yüzü değişti.

“Kim?”

Mert cevap vermedi.

Banu bir anda onun kolunu tuttu.

“Kim Mert?”

Mert elini yavaşça Banu’nun elinin üzerine koydu.

“Banu… artık eve dönemezsin.”

Banu’nun gözleri doldu.

“Ben zaten evimden kaçtım.”

Mert başını iki yana salladı.

“Sen evinden kaçmadın.”

“Ne demek istiyorsun?”

Mert’in sesi alçaldı.

“Sen bir oyunun içinden kaçtın.”

Banu’nun eli Mert’in kolundan yavaşça düştü.

“Ve oyun daha yeni başlıyor.”

Tam o sırada Mert’in telefonu çaldı.

Ekrana baktı.

Arayan numara kayıtlı değildi.

Mert açmadı.

Telefon tekrar çaldı.

Banu ekrana baktı.

“Kim bu?”

“Bilmiyorum.”

Telefon üçüncü kez çaldığında Mert açtı.

Karşıdan gelen ses yalnızca birkaç saniye sürdü.

Mert’in yüzündeki ifade değişti.

“Ne zaman?”

Kısa bir sessizlik.

“Emin misin?”

Bir süre daha dinledi.

Sonra telefonu kapattı.

Banu ona baktı.

“Ne oldu?”

Mert gözlerini Banu’dan kaçırdı.

“Annenin yerini bulmuşlar.”

Banu’nun kalbi duracak gibi oldu.

“Nerede?”

Mert cevap vermeden önce telefonu cebine koydu.

“Ankara’nın dışında.”

“Gidelim.”

“Banu…”

“Gidelim!”

Mert başını salladı.

“Orası güvenli değil.”

Banu gözlerini sildi.

“Annem oradaysa benim için dünyanın en tehlikeli yeri bile güvenli.”

Mert birkaç saniye ona baktı.

Sonra arabaya doğru yürüdü.

Banu arkasından giderken yerde küçük bir şey gördü.

Eğilip aldı.

Metal bir anahtardı.

Ama bu kez anahtarın üzerinde Banu’nun daha önce hiç görmediği başka bir işaret vardı.

Aynı sembol.

Fakat altında küçük bir tarih yazıyordu.

20.04.2007

Banu’nun doğum tarihi.

Elindeki anahtara bakarken yüzündeki bütün renk çekildi.

“Mert…”

Mert döndü.

Banu anahtarı ona gösterdi.

“Bu ne?”

Mert anahtarı gördüğü anda olduğu yerde kaldı.

Ve ilk kez Banu, Mert’in gerçekten korktuğunu gördü.

“Onu nereden buldun?”

“Yerdeydi.”

Mert hızla yanına geldi.

Anahtarı elinden aldı.

Arkasını çevirdi.

Tarihi görünce nefesi kesildi.

“Bu imkânsız.”

Banu ona baktı.

“Neden?”

Mert cevap vermedi.

“Mert, neden?”

Mert başını kaldırdı.

“Çünkü bu anahtar…”

Bir an durdu.

“…annenin yıllar önce kaybettiği anahtar.”

Banu’nun gözleri büyüdü.

“Annemin mi?”

Mert başını salladı.

“Ve o anahtarın açtığı yer…”

Mert cümlesini tamamlamadı.

Banu’nun sesi titredi.

“Neresi?”

Mert karanlık yola baktı.

“Babanın sakladığı yer.”

Banu’nun kalbi yeniden hızlandı.

“Gerçek babamın mı?”

Mert gözlerini ona çevirdi.

“Hayır.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Senin baban sandığın adamın.”

Ve o anda Banu anladı.

Annesini bulmak için çıktıkları yol, aslında annesine değil…

geçmişinin tam ortasına gidiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.