İçeriğe geç

Bana Sevmeyi Öğret

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Bana Sevmeyi Öğret

Bölüm 5

ceza

İşte maceram şimdi başlıyordu.

Spor salonu

(Öğle arası)

Off bu Bora'dan ne zaman kurtulacaktım.

Gerçekten gınâ gelmişti ondan usanmış hale gelmiştim.

Bora eline süre tabelasını alarak,

"Neyi bekliyorsun, geç bakalım sahaya prenses"

Prenses mi? Ha? Ayrıca Bu kim oluyoda bana emir veriyor?

"Gerçekten mi?"

"Ne gerçektenmi"

"Bunu bana neden yapıyorsun"

"Bak ne anlatıyorsun bilmiyorum ama emin ol burada seninle olmaktan memnun değilim hızlıca yap ve ikimizde birbirimizden kurtulalım, tamam mı?"

"Bir de suçlu benmişim gibi mi davranıyorsun. Eğer sen orada beni sabote etmeseydin ikimizde burada olmazdık."

"Hah sanki ben hiçbir şey söylemesem becerebilecektin, bencilin tekisin arya."

"Hey! kes şunu ve işimize dönelim"

"Tamam ya"

Ben sahanın ortasına parkurun başlangıcına geçtiğim an sayacı açmıştı.

"Neden haber vermedin"

"Bide bununla mı uğraşıcaktım yani,

Üf geç hadi. 1 2 3 başla."

Şu saçmalıktan ve Bora'dan kurtulmak için hızlıca koştum, içimden tek seferde hızlıca bitirmek için dua ediyordum ve bilin bakalım ne oldu?

Aynı yerde takılıp yüz üstü düştüm.

"Lanet olsun"

"Hahaha yine ahiynı yerde düştün bunu nasıl beceriyorsun"

Diyip gülmeye devam etti ben ise yorulduğum için beş dakikalığına Bora'nın yanına oturmaya gittim.

"Getçekten çok gıcıksın bora, senden nef-"

"Bir dakika buraya gel burnun kanıyo, iyi misin"

"Burnum mu kanıyor, hiç komik değilsin bu konuda emin ol"

"Ya bi sussana sen"

Diyip cebinden çıkardığı peçeteyi yavaşça burnuna tutmuştu, ve kafamı yukarıya kaldırmamı söyledi, sanırım şaka yapmıyor diyerek, sözünü dinleyip kafamı hafifce yukarı kaldırdım.

"Kalk gel lavaboya götüreyim seni"

"Benim için endişeleniyor musun?"

Duraksayıp derin bir nefes vererek,

"Hayır tabikide sadece..şu lanet parkuru çabucak bitir ki başıma bela olma."

Ah klasik Bora gram bir duygusu yoktur neden böylesin ki.

"Peki tamam, öyle olsun."

Diyerek kalktım ve benim kafamı yukarıda tutarak koluma girdi.

Lavaboya girdiğimizde ben şaşırarak

"Ne yapıyorsun burası kızlar tuvaleti"

"Şu an takıldığın tek nokta buysa çıkacağım ayrıca senin için girdim zaten hocaya söylemezsin olur biter"

"Yalan mı söylememi istiyorsun"

"Evet ne olacak ki"

"O zaman senden bir isteğim olacak."

"Neymiş bu isteğin prenses?"

"Öncelikle bana prenses demeyi kes hiç etik değil. İstediğim şeye gelicek olursak senden hocaya 30 saniyede yapmış olduğumu söylemeni istiyorum bu sayede ikimiz de birbirimizden kurtuluruz."

"Yalan mı söylememi istiyorsun?"

"Evet sonuçta ben de yalan söyleyeceğim, senin için."

"Bak ben yalan söylemem"

Sanki az önce bana yalan söylettirmemiş gibi şimdi de dürüstlük mü taslıyordu.

"Neden? Benimle vakit mi geçirmek istiyorsun."

"Hayır, tamam anlaştık önce burnunu yıkayıp kanamayı durdur sonra da nereye gidiyorsan git ki ben de senden kurtulayım."

"Peki, anlaştık."

Diyip elimle burnuma su tuttum o sırada o da benim saçımı tutuyordu.

"Ah! Saçımı çekme."

"Çekmedim."

"Çektin."

"Çekmedim dedim ya uzatma."

"Ukala"

"Şu prenses deme konusuna gelelim, ne dememi istersin 'prenses'"

"Mümkünse bana seslenme ukala bey"

"Olur aksi kraliçem, aa bak buldum bile, beğendin mi"

"İyi o zaman ben de sana ukala bey diyeceğim, ukala bey"

"Bak ortak noktalarımız oldu, ne güzel."

"Aman ne güzel."

Burnumun kanaması sonunda durmuştu. Lavabodan çıkarken yüzüne bile bakmadan çıkmıştım ve eve doğru yol almıştım.

Bölüm sonu

2 yorum