~AYÇA~
Telefonuma kayıtlı olmayan bi numaradan mesaj gelmesi ile çatıya çıktım birkaç dakika sonra çatının kapısı tekme ile açıldı aniden irkildim gelen egeydi.
Kolumdan tuttup çatının yüksek mermerine çıkartıp yüksek okulumuzun 6. Katından Aşşağı bakmamı sağladı.
-ege kolumu acıtıyosun.
Kolumu bıraktı ama her ne kadar karşı karşıya Durmuş olsamda egeyi geçmeden aşşağı inemezdim diğer tarafa bikere baktım bir daha bakmaya cesaretim yoktu çünkü yükseklik korkum vardı.
Ne kadar çabalasamda gözüm hep oraya kayıyordu kalbim sıkışıyo ve bacaklarım titriyodu.
-ege burası çok yüksek.
-doğrumu ?
-Ne?
-berk ile sevgilimisin?
Bağırıyordu ama Sesi ne kadar yüksek olsa bile beynim onu anlamamak için çaba sarf ediyordu, ona odaklanamıyodum.
-ege lütfen inelim çok yüksek burası.
Açık havadaydık ama nefes alamıyodum hava sıcaktı ama titriyordum.
-Ayça bi soru sordum sana Berk ile sevgilimisiniz?
Dizlerimin üstünde daha fazla duramayıp. Kendimi dar mermerin üstüne bıraktım ayaklarımın üstüne oturdum , Ege'de yanıma çöktü gözleri fal taşı gibi açılmıştı sanki biraz önce beni buraya çıkarmaya zorlayan o değişmiş gibi.
-iyimisin , niye böyle oldun. Ayça , ayça gözlerin kayıyo bana bak Ayça.
Kesik kesik nefes alıyodum evet panik atak geçiriyodum. Zarzor konuşabildim.
-çok yüksek.
Ege beni kucağına alıp çatının ortasına indirdi başımı dizlerinin üzerine koydu.
-panik atağınmı vardı ?
Hafifçe olumlu anlamda başımı salladım.
-değiliz.
-ne?
-sorunun cevabı işte.
~ege ~
Berkle sevgili olmadıklarının cevabıydı bu Ayça ya tekrar baktığımda gözlerini kapamıştı annemdede panik atak vardı ama daha önce hiç panik atak anına denk gelmemişti bu yüzden ne yapcağımı bilmiyodum.
-ayça ?
Ses yok
-ayça gözlerini açarmısın?
Böyle olmayınca ayçanın yüzünü avuçlarımın arasına alıp yanağını hafifçe dürttüm gözlerini açıp bana baktı.
-ayça senin yüzünde kahverengi noktalar var biliyomusun.
Sanki bi malla bakar gibi bana bakıyordu.
-çillerin çok güzeller bide saçların çok garip bi renk bakır gibi ne renk diyolar bu tona veya gözlerin, senin gözlerin yeşilmi bazen giride oluyo garip bişey uzaylı falan gibisin ama çok tatlısın.
Ne demiştim ben çok tatlısınmı?
Ayça hafifçe güldü hatta güldü bile denilemaz alay eder gibi dudağının ucu kıvrıldı sadece, halsiz olduğu her halinden belliydi.
-Ne oldu?
-dikkatimi dağıtmaya çalışıyorsun buna gülüyorum.
-ne yapacağımı bilmiyorum ki.
-biraz düzenli nefes alıp sakinleşsem yeter.
Doğrulmaya çalıştı ama acıyla inleyip elini kalbinin üstüne koydu onu omzundan tutarak tekrara dizime yatırdım.
-demeki tam sakinleşememişsin.
-acıyomusun bana.
-Ne hayrı niye?
-niye bi anda beni burda panik atağımla yanlız bırakıp ölüme terketmek yerine yanımda kalıp elimi tutarak beni sakinleştirmeye seçtin.
Elimi tutarak mı?
Farkında olmadan ayçanın elini tuttuğumu farkettim elimi çektiğimde verecek bi cevabım yoktu.
-gerçekten ölebilirmiydin.
-çok ağır bi panik atak değildi yani hayır ölmezdim ama biraz acı çekerdim , tanıdığım Ege bunu zevkle uzaktan izlerdi.
Sesim bi anda soğudu.
- yeterince tanıyamamışsın o zman.
Dizimin üzerinden başını hafifçe kaldırıp yere koydum ve ayağa kalktım sırt çantanızda alıp kapıya yöneldiğimde Ayçanın hafif acılı bi inleme sesini duydum yine göğsünü tutuyodu ve oturur pozisyona geçmişti, arkamı dönüp gidemedim yanına gidip çömeldim.
-niye göğsünü tutuyorsun.
-her panik ataktan sonra oluyo alışmaya çalışıyorum.
-her mi? Sıkmı panik atak geçirirsin.
- hayır ama oldu zaman oluyo işte.
Kaldırmak için kolundan hafifçe tuttum ama elimi sertçe ittip kendi ayağa kalktı ama hale yüzündeki ifadesen acı çektiği anlaşılıyodu
-vicdanını rahatlattığına göre gidebilirsin.
Vericek bi cevabım yoktu o bu haldeyken daha fazla laf dalaşına girmek istemiyodum onu böyle görmek nedense bana huzursuzluk hissettiriryodu .
Merdivenlerden inerken ayçanında benden daha yavaş adım seslerini duyuyodum.

