
Telefonun alarmı saat 07.27'de çalmaya başladı.
Kumsal gözlerini aralayıp alarmı kapattı. Birkaç saniye yatağında uzanıp tavana baktı. Ardından derin bir nefes alıp pencerenin perdesini açtı.
İzmir'in serin sabah havası odasına doldu.
Pencereyi açıp temiz havayı içine çekti.
"Bugün güzel bir gün olacak..."
diye mırıldandı.
Dolabından spor kıyafetlerini alıp banyoya geçti. Ilık bir duş aldıktan sonra okul formasını giydi. Düz kumral saçlarını özenle taradı, hafif bir nemlendirici sürdü ve aynaya bakıp gülümsedi.
Aşağı indiğinde mutfaktan mis gibi krep kokusu geliyordu.
Annesi masayı hazırlıyordu.
"Günaydın canım."
"Günaydın anne."
Tam o sırada Kaan mutfağa girdi. Siyah tişörtü ve kot pantolonuyla her zamanki gibi hazır görünüyordu. Elindeki motor anahtarını masaya bıraktı.
"Günaydın küçük."
"Günaydın abi."
Üçü birlikte kahvaltı yaptılar. Kaan ara sıra kardeşini güldürmeye çalışıyor, anneleri de onları izleyip gülümsüyordu.
Kahvaltı bittikten sonra Kumsal çantasını sırtına aldı.
Tam kapıdan çıkacakken Kaan seslendi.
"Dur bakalım."
Kumsal dönüp baktı.
"Otobüs beklemiyorsun."
"Neden?"
"Seni ben bırakacağım."
Kumsal şaşkınlıkla gülümsedi.
"Ciddi misin?"
Kaan motor anahtarını salladı.
"Hadi."
Birkaç dakika sonra ikisi apartmandan çıktılar.
Kaan motosikletine bindi, Kumsal da kaskını takıp arkasına oturdu.
Motor çalışınca İzmir sokaklarında ilerlemeye başladılar.
Sabahın serin rüzgârı Kumsal'ın yüzüne vuruyordu.
"İyi ki varsın abi."
Kaan gülümseyerek aynadan kardeşine baktı.
"Her zaman."
Yaklaşık on beş dakika sonra Umut Koleji'nin önüne geldiler.
Motor okul kapısında durdu.
Kumsal motordan inerken kaskını çıkardı.
"Teşekkür ederim."
Kaan kardeşinin başını hafifçe okşadı.
"Bir sıkıntı olursa beni ara."
"Tamam."
"İyi dersler."
"Sağ ol."
Kaan motoruyla okuldan uzaklaşırken Kumsal arkasından gülümseyerek baktı.
Tam okulun kapısından içeri girecekken bahçede duran Emir Ege ile göz göze geldi.
Emir birkaç saniye Kaan'ın uzaklaşan motoruna baktı, sonra tekrar Kumsal'a döndü.
İçinden sadece tek bir cümle geçti.
"Demek bu, abisiydi..."
~~~
Kumsal, okulun demir kapısından içeri adım attığında bahçe her zamanki gibi kalabalıktı. Öğrenciler gruplar hâlinde sohbet ediyor, kimileri kantine doğru yürüyordu.
Emir Ege ise futbol takımındaki arkadaşlarıyla birlikte okul binasının önünde duruyordu.
Altay, elindeki su şişesiyle konuşurken Emir'in bir anda sustuğunu fark etti.
"N'oldu?"
Emir cevap vermedi.
Gözleri, okul kapısından içeri giren Kumsal'daydı.
Az önce motosikletle gelen çocuğu düşünüyordu.
"Sevgilisi olamaz..."
Sonra hemen kendi kendine kızdı.
"Bundan sana ne Emir?"
Altay, Emir'in baktığı yöne döndü.
"Kumsal gelmiş."
Emir umursamaz görünmeye çalıştı.
"Ee?"
"Ama az önce onu bırakan çocuk kimdi?"
Emir omuz silkti.
"Bilmiyorum."
Tam o sırada Doğa koşarak Kumsal'ın yanına geldi.
"Günaydın!"
"Günaydın."
"Motorla mı geldin?"
"Evet."
"Kim bıraktı seni?"
"Abim."
Doğa şaşkınlıkla gözlerini açtı.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"İlk kez gördüm."
Kumsal gülümseyerek başını salladı.
"O bugün işe geç gidecekti."
Tam bu konuşmayı bitirmişlerdi ki Emir ve Altay yanlarından geçti.
Emir, her zamanki gibi alaycı bir tavırla durdu.
"Vay..."
"VIP servis başlamış."
Kumsal gözlerini devirdi.
"Kıskandın galiba."
Emir hafifçe güldü.
"Neyi?"
"Seni okula bırakan biri olmasını."
Kumsal kollarını bağladı.
"Merak etme."
"İstersen abime söylerim, seni de bırakır."
Altay kahkahasını tutamadı.
"Olum yine lafı yedin."
Emir arkadaşına ters ters baktı.
"Bir sus."
Kumsal gülümseyerek Doğa'nın koluna girdi.
"Haydi, derse geç kalacağız."
İki kız sınıfa doğru yürürken Altay, Emir'e dirseğiyle hafifçe vurdu.
"Var ya..."
"Ne?"
"Bu kız seni hiç umursamıyor."
Emir dudaklarını sıktı.
"Umursamasın zaten."
Altay sırıttı.
"Ama sen onu umursuyorsun."
Emir cevap vermedi.
Çünkü ilk kez, Altay'ın söyledikleri onu düşündürmüştü.
İlk ders Türkçeydi.
Öğretmen sınıfa girer girmez yoklama almaya başladı.
Ders sakin geçiyordu.
Kumsal bütün dikkatini derse vermişti.
Arka sırada oturan Emir ise kalemini çevirirken ara ara ön sıraya bakıyordu.
Dersin ortasında öğretmen bir grup çalışması yapılacağını söyledi.
"Herkes ikişerli gruplar oluştursun."
Sınıfta hareketlilik başladı.
Doğa hemen Kumsal'ın yanına geçti.
"Biz beraberiz."
Tam o sırada öğretmen sınıfı süzdü.
"Hayır."
"Bugün grupları ben belirleyeceğim."
Öğrenciler şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.
Öğretmen elindeki listeye göz attı.
"Doğa, Melis'le."
"Altay, Berk'le."
Ardından duraksadı.
"Kumsal..."
Sınıf sessizleşti.
"...Emir Ege ile aynı grupta olacaksın."
Hem Kumsal hem de Emir aynı anda,
"Ne?"
diye tepki verdi.
Sınıftan kahkahalar yükseldi.
Altay gülmekten kendini zor tutuyordu.
"Hocam, çok eğlenceli olacak."
Öğretmen gülümseyerek,
"Belki de birbirinizi tanımak için iyi bir fırsattır."
dedi.
Kumsal derin bir nefes aldı.
İçinden,
"Bugün uzun bir gün olacak..."
diye geçirdi.
Emir ise sandalyesini çekip Kumsal'ın yanına otururken istemsizce gülümsedi.
Kumsal bunu fark etti.
"Neye gülüyorsun?"
Emir omuz silkti.
"Hiç."
"Bugün ilk kez kavga etmeden aynı masada oturacağız."
Kumsal hafifçe başını eğdi.
"Orası henüz belli değil."
İkisi de farkında değildi...
Bu küçük grup ödevi, aralarındaki buzları yavaş yavaş eritmeye başlayacaktı.
~~~
Öğretmenin söylediği isimler sınıfta kısa süreli bir sessizlik oluşturmuştu.
"Kumsal... Emir Ege."
İkisi de aynı anda birbirine baktı.
Emir kaşını kaldırırken Kumsal derin bir nefes aldı.
"Harika..." diye geçirdi içinden.
"Tam da istediğim kişi."
Altay ise arka sırada gülmekten kendini zor tutuyordu.
"Kanka, kader sizi ayırmıyor."
Emir arkasını dönüp sertçe baktı.
"Kes sesini."
Öğretmen elini kaldırarak sınıfı susturdu.
"Bu ödev notunuza etki edecek. O yüzden tartışmak yerine birlikte çalışmanızı tavsiye ederim."
Emir sandalyesini çekip Kumsal'ın yanındaki boş sıraya oturdu.
Aralarında sadece birkaç santimetre vardı.
Kumsal çantasından defterini çıkarırken hiç yüzüne bakmadı.
Öğretmen herkese farklı konular dağıttı.
Sıra onlara geldiğinde,
"Sizin konunuz; Türk edebiyatında Millî Edebiyat Dönemi."
dedi.
"Haftaya sunum yapacaksınız."
Öğretmen masalar arasında dolaşmaya başlayınca Emir sessizliği bozdu.
"Sen yazarsın."
Kumsal başını kaldırdı.
"Ne?"
"Yazı işlerini sen yap."
"Ben konuşurum."
Kumsal hafifçe gülümsedi.
"Emir Ege..."
"Ne var?"
"Emir vermeyi seviyorsun ama benim emir almaya niyetim yok."
Altay uzaktan duyduğu bu cümleye yine kahkaha attı.
Emir gülümsememek için kendini zor tuttu.
"Peki."
"Beraber yapalım."
Kumsal defterini onun önüne çevirdi.
"İşte şimdi oldu."
Yaklaşık yirmi dakika boyunca konuyu araştırıp not çıkardılar.
Emir beklediğinin aksine Kumsal'ın her ayrıntıyı dikkatlice planladığını fark etti.
"Sence sunuma giriş nasıl olmalı?"
diye sordu Kumsal.
Emir birkaç saniye düşündü.
"İlk önce dönemin özelliklerini anlatalım."
Kumsal başını salladı.
"Güzel fikir."
İlk kez...
Birbirlerine bağırmadan konuşuyorlardı.
Ders bittiğinde zil çaldı.
Sınıf bir anda hareketlendi.
Doğa hemen Kumsal'ın yanına geldi.
"Nasıl geçti?"
Kumsal hafifçe gülümsedi.
"Beklediğim kadar kötü değildi."
Doğa şaşkınlıkla Emir'e baktı.
"Gerçekten mi?"
Emir omuz silkti.
"O kadar da çekilmez biri değilmiş."
Kumsal duyduğu anda dönüp baktı.
"Bu iltifat mıydı?"
Emir hemen toparladı.
"Yanlış anlama."
"Fazla sevinme."
Kumsal kollarını bağladı.
"Merak etme."
"Sana sevinecek kadar boş vaktim yok."
Altay yine kahkahaya boğuldu.
"Olum..."
"Bu kız seni her gün rezil ediyor."
Emir arkadaşına omzuyla vurdu.
"Bir gün sıra bana gelecek."
Kumsal gülümseyerek,
"Bekliyorum."
dedi.
İkinci ders matematikti.
Öğretmen tahtaya zor bir problem yazdı.
"Bunu kim çözmek ister?"
Sınıf sessizliğe büründü.
Kumsal elini kaldırdı.
Tahtaya çıkıp soruyu adım adım çözmeye başladı.
Öğretmen dikkatle izliyordu.
"Harika."
"Aferin Kumsal."
Sınıftan hafif alkış sesleri yükseldi.
Emir de istemsizce alkışlayanların arasındaydı.
Kumsal yerine dönerken bunu fark etti.
İlk kez Emir'in yüzünde alaycı olmayan bir ifade vardı.
Öğle teneffüsünde kantin oldukça kalabalıktı.
Doğa ve Kumsal tost alıp boş bir masaya oturdular.
Tam sohbet ederlerken Aleyna yanlarına geldi.
Arkasında voleybol takımından iki kız daha vardı.
Aleyna kollarını bağladı.
"Duyduğuma göre hocanın yeni gözdesi olmuşsun."
Kumsal sakinliğini bozmadı.
"Öyle mi demişler?"
"Çok havalanma."
"Kaptan hâlâ benim."
Kumsal tostundan bir lokma aldıktan sonra sakin bir sesle cevap verdi.
"Ben kaptan olmak istediğimi söylemedim."
"Ama bir gün olursam da kimsenin hakkını yiyerek olmam."
Aleyna'nın yüzü gerildi.
"Ne demek istiyorsun?"
"Üzerine alınmana gerek yok."
Doğa başını eğip gülmemeye çalışıyordu.
Aleyna sinirle arkasını döndü.
"Bu iş burada bitmedi."
Kumsal arkasından sadece,
"İyi günler."
dedi.
Aleyna uzaklaşınca Doğa kahkaha attı.
"Sen var ya..."
"Bir insanı sinir etmekte uzmansın."
Kumsal omuz silkti.
"Ben sadece doğruyu söyledim."
Aynı dakikalarda futbol sahasında Emir ve Altay oturuyordu.
Altay sandviçini yerken konuştu.
"Aleyna yine Kumsal'a bulaşmış."
Emir başını kaldırdı.
"Nereden biliyorsun?"
"Az önce kantinin önünden geçtim."
Emir istemsizce kantine doğru baktı.
İçinde garip bir huzursuzluk oluşmuştu.
"Sonra?"
"Kumsal yine lafını esirgememiş."
Emir hafifçe gülümsedi.
"Beklediğim gibi."
Altay bunu fark etti.
"Kanka..."
"Ne?"
"Eskiden biri Kumsal'a laf söylediğinde umurunda olmazdı."
"Şimdi ilk sorduğun şey 'Sonra ne oldu?'"
Emir cevap vermedi.
Çünkü Altay haklıydı.
Ve bu durum onu rahatsız etmeye başlamıştı.
Öğleden sonraki beden eğitimi dersinde futbolcular sahaya, voleybolcular ise spor salonuna geçti.
Antrenör düdüğü çaldı.
"Bugün eşleşmeli maç yapacağız."
Takımlar kısa sürede kuruldu.
Kumsal'ın takımı ilk seti geride kapattı.
Takım arkadaşlarından biri moralini bozunca Kumsal yanına gidip omzuna dokundu.
"Üzülme."
"Bir sayı kaybettik diye maç bitmedi."
"Hadi."
"Yapabiliriz."
Bu sözler takım arkadaşlarını yeniden motive etti.
İkinci sette Kumsal art arda iki smaç vurdu.
Tribün tarafında bekleyen Emir farkında olmadan gülümsedi.
Altay dirseğiyle ona dokundu.
"Yine dalmışsın."
"Maçı izliyorum."
"Evet..."
"Maçı."
Altay sırıtırken Emir gözlerini devirdi.
"Bir sus artık."
Ama ne kadar inkâr etse de...
Gözleri sürekli file önünde yükselen kumral saçlı kıza gidiyordu.
Ve bunu durduramıyordu...
~~~
Voleybol antrenmanı bütün hızıyla devam ediyordu.
Antrenör düdüğünü çaldı.
"Herkes yer değiştirsin!"
Kumsal derin bir nefes aldı. Alnındaki terleri koluyla silerken takım arkadaşları yanına geldi.
"Harikaydın."
"Böyle devam!"
Kumsal gülümseyerek teşekkür etti.
Tam o sırada Aleyna yanlarından geçerken omzuyla Kumsal'a hafifçe çarptı.
"Dikkat etsene."
Kumsal dengesini bozmadı.
"Asıl sen dikkat et."
Aleyna alaycı bir gülümsemeyle karşılık verdi.
"Kendini fazla göstermeye başladın."
"Antrenörün gözüne girmek için bu kadar uğraşmana gerek yok."
Kumsal kollarını bağladı.
"Ben kimsenin gözüne girmeye çalışmıyorum."
"Sadece işimi yapıyorum."
Aleyna sinirle arkasını döndü.
"Bakalım daha ne kadar böyle devam edeceksin."
Antrenör ikisini fark edince sert bir sesle seslendi.
"Konuşmak yerine çalışın!"
İkisi de sessizce yerlerine geçti.
Futbol sahasında ise antrenman bitmişti.
Emir ve Altay su içerken voleybol salonunun kapısı açıktı.
Emir istemsizce içeriyi izliyordu.
Altay bunu görünce gülümsedi.
"İçeri gir istersen."
Emir kaşlarını çattı.
"Ne alaka?"
"Maçı daha yakından izlersin."
Emir arkadaşına hafifçe vurdu.
"Boş yapma."
Altay kahkahasını gizleyemedi.
"Eskiden voleybol salonunun yerini bilmezdin."
"Şimdi her an buradasın."
Emir cevap vermedi.
Çünkü söyleyecek bir şeyi yoktu.
Kendisi de neden sürekli burada olduğunu bilmiyordu.
Antrenmanlar bittikten sonra okulun koridorları yeniden kalabalıklaştı.
Kumsal çantasını omzuna takıp Doğa'yla birlikte çıkış kapısına doğru yürüyordu.
Doğa heyecanla konuşuyordu.
"Kamp için liste hazırladım."
"Şimdiden mi?"
"Evet."
"Kıyafetler, spor ayakkabıları, bakım ürünleri..."
Kumsal gülmeye başladı.
"Sen kampa mı gidiyorsun, taşınıyor musun?"
İkisi de kahkahalarla güldü.
Tam o sırada karşıdan Emir ve Altay geldi.
Altay her zamanki gibi gülümseyerek el salladı.
"İyi antrenman mıydı?"
Doğa cevap verdi.
"Harikaydı."
Emir gözlerini Kumsal'a çevirdi.
"Maçı kazandınız mı?"
Kumsal kısa bir an şaşırdı.
İlk kez Emir ona alay etmeden bir şey soruyordu.
"Evet."
"İkinci setten sonra çevirdik."
Emir hafifçe başını salladı.
"Güzel."
Kumsal istemsizce gülümsedi.
"Teşekkür ederim."
Altay ikisini sırayla süzdü.
"Kanka..."
"Ne?"
"Normal konuşabiliyormuşsunuz."
Emir gözlerini devirdi.
"Abartma."
Kumsal da gülümseyerek Doğa'yla yürümeye devam etti.
Okul çıkışında Kaan motosikletiyle okulun önüne geldi.
Motorun sesi bahçede yankılanınca Kumsal başını kaldırdı.
"Abi!"
Kaan kaskını çıkarıp gülümsedi.
"Hazır mısın küçük?"
"Hazırım."
Doğa, Kaan'a gülümseyerek selam verdi.
"Merhaba."
"Merhaba Doğa."
Kumsal çantasını motora yerleştirirken Emir uzaktan onları izliyordu.
Altay dikkatle arkadaşına baktı.
"Neye bakıyorsun?"
"Hiç."
"O çocuk yine abisi değil mi?"
"Evet."
Altay gülümsedi.
"Koruyucu biri gibi duruyor."
Emir başını salladı.
"Evet..."
"Neye evet?"
"Bir şey yok."
İçinden ise,
"Kumsal'ın yanında kendini güvende hissetmesi normal..."
diye geçirdi.
Kaan, Kumsal'a kaskını uzattı.
"Tak bakalım."
Kumsal gülümseyerek kaskı taktı.
"Tamam."
"Bugün nasıldı okul?"
Motor çalışmadan önce sordu Kaan.
"Güzeldi."
"Yine Emir Ege ile tartıştık."
Kaan hafifçe kaşlarını çattı.
"Sana bir şey yaptı mı?"
"Yok."
"Sadece laf attı."
"Sen de cevabını verdin herhalde."
Kumsal güldü.
"Tabii ki."
Kaan da gülümsedi.
"Benim kardeşim."
Motor çalıştı ve ikisi okuldan uzaklaştı.
Emir, motosiklet gözden kaybolana kadar farkında olmadan arkalarından baktı.
Akşam...
Kumsal eve geldiğinde annesi çoktan sofrayı hazırlamıştı.
Yemek boyunca okulda yaşanan komik olayları anlattılar.
Kaan, Altay'ın sürekli Emir'le dalga geçmesini duyunca güldü.
"Demek arkadaşları bile onunla uğraşıyor."
Kumsal omuz silkti.
"Bazen hak ediyor."
Yemekten sonra annesi çay hazırlarken Kumsal mutfağı topladı.
Ardından odasına geçti.
Çantasını boşalttı.
Ertesi gün için ödevlerini yaptı.
Grup ödevi için hazırladığı notlara tekrar göz attı.
Bir an durdu.
Defterin köşesinde Emir'in yazdığı birkaç not vardı.
İstemeden gülümsedi.
Sonra hemen kendini toparladı.
"Ne oluyor bana?"
"Bir grup ödevi işte."
Defteri kapatıp yatağına uzandı.
Telefonu titredi.
Doğa mesaj atmıştı.
Doğa: "Bugün Emir sana karşı daha sakindi sanki."
Kumsal birkaç saniye düşündü.
Kumsal: "Bilmiyorum. Hâlâ sinir bozucu."
Doğa: "Ama eskisi kadar değil."
Kumsal cevap yazmadı.
Telefonunu komodine bıraktı.
Camdan dışarı baktı.
İzmir'in gece ışıkları bütün şehri aydınlatıyordu.
Kendi kendine fısıldadı.
"Belki de gerçekten değişiyordur..."
Sonra başını iki yana salladı.
"Yok canım."
"O hâlâ aynı Emir Ege."
Gülümsedi.
Işığı kapatıp yorganını üzerine çekti.
Gözleri yavaş yavaş kapanırken aklına gün içinde yaşananlar geldi.
Emir'in ilk kez normal bir şekilde "Maçı kazandınız mı?" diye sorması...
Grup ödevinde kavga etmeden çalışmaları...
Bunların hepsi garip ama bir o kadar da farklı hissettiriyordu.
Kısa süre sonra derin bir uykuya daldı.
Aynı saatlerde...
Emir de odasında yatağına uzanmıştı.
Telefonunda futbol videoları açıktı ama hiçbirine odaklanamıyordu.
Altay'dan yeni bir mesaj geldi.
Altay: "Bugün yine bütün gün Kumsal'a baktığını gördüm. 😂"
Emir hemen cevap yazdı.
Emir: "Abartıyorsun."
Mesaj birkaç saniye sonra tekrar geldi.
Altay: "İnkâr etmeye devam et. Ama yakında sen bile kaçamayacaksın."
Emir telefonu kapatıp komodine bıraktı.
Derin bir nefes aldı.
"Gerçekten neden sürekli onu düşünüyorum?"
Bu sorunun cevabını hâlâ bilmiyordu.
Ama bildiği tek bir şey vardı.
Kumsal, farkında olmadan her geçen gün onun düşüncelerinde biraz daha fazla yer kaplıyordu.
Ve bu durum...
Emir Ege'nin hiç alışık olmadığı bir histi.
