Bazen bir şehri geride bırakmak, sadece valizini toplamak değildir. Bazen ardında çocukluğunu, anılarını ve en sevdiğin insanı bırakırsın.
Kumsal bunu çok iyi biliyordu.
Babasını kaybedeli sekiz ay olmuştu. O günden sonra Adana, onun için eskisi gibi değildi. Babasının kahkahası artık evde yankılanmıyor, sofradaki boş sandalye her gün yeniden canını acıtıyordu.
Annesinin İzmir'de yeni bir işe başlamasıyla birlikte, ikisi de yeni bir hayata adım atmak zorunda kalmıştı.
Ama Kumsal'ın bu hayatta yalnız olmadığı biri daha vardı.
Abisi...
Kaan.
Yirmi yaşındaydı. Bir doksan beş boyunda, kumral saçlı, buz mavisi gözlü ve yıllardır spor yaptığı her hâlinden belli olan kaslı bir gençti. Dışarıdan bakıldığında sert, ulaşılmaz ve biraz da korkutucu görünürdü. Siyah motosikletiyle şehrin sokaklarında dolaşmayı sever, fazla konuşmazdı.
Onu tanımayan herkes Kaan'ın kaba biri olduğunu düşünürdü.
Oysa gerçek çok farklıydı.
Nazikliği yalnızca ailesine ve gerçekten değer verdiği insanlara gösterirdi.
En büyük zaafı ise kardeşi Kumsal'dı.
Çocukluğundan beri onu her şeyden korumaya çalışmıştı. Babalarını kaybettikten sonra bu korumacı tavrı daha da artmıştı.
Kumsal'ın üzülmesine, ağlamasına ya da birinin onu kırmasına asla tahammülü yoktu.
İlk okul sabahı...
Kaan motosikletinin kaskını çıkarıp apartmanın önünde bekliyordu.
"Kumsal, hazır mısın?"
Kumsal kapıyı kilitleyip yanına geldi.
"Ben otobüsle giderim."
Kaan kaşını kaldırdı.
"İlk gününde mi?"
"İnsanlar yanlış anlar."
"Umurumda değil."
Kumsal hafifçe gözlerini devirdi.
"Sen hep böylesin."
Kaan gülümsememeye çalıştı.
"Ben sadece seni düşünüyorum."
Sonunda Kumsal pes etti.
"Tamam ama okulun önünde değil, iki sokak geride indir."
"Anlaştık."
Siyah motosiklet İzmir sokaklarında ilerlerken Kumsal etrafı izliyordu.
Deniz kokusu, palmiyeler ve hafif rüzgâr...
Belki de gerçekten yeni bir başlangıç olabilirdi.
Okula yaklaştıklarında Kaan sözünü tuttu.
İki sokak geride durdu.
Kaskını çıkarıp kardeşine baktı.
"Bir şey olursa beni ara."
"Abi..."
"Ciddiyim."
"Tamam."
"Kim seni rahatsız ederse önce bana söyle."
Kumsal gülerek başını salladı.
"Kimse bana bir şey yapmaz."
Kaan içini çekti.
"İnşallah."
Kumsal okulun kapısına doğru yürürken Kaan, motosikletinin üzerinde birkaç saniye daha onu izledi.
Kardeşi gözden kaybolunca motorunu çalıştırıp uzaklaştı.
Umut Koleji...
Kumsal için yepyeni bir hayattı.
Kumsal okula girdi birazcık geç kalmıştı bu yüzden endişeliydi .
Kumsal kapıya vurdu ve müdür yardımcısı Selim hocanın kapısı yavaşça açıldı.
"Buyur Kumsal, geçebilirsin."
"Günaydın hocam, dün yarın sabahtan gelip sınıfımı öğrenebileceğimi söylemiştiniz."
"Evet Kumsal doğru , yeni sınıfın 12 A "
"Teşekkürler hocam ben derse yetişmeliyim artık görüşürüz"
O kadar heyecanlıydı ki sınıfın yerini bile sormayı unutmuştu.
"Nerede bu sınıf ya zaten geç kaldım"
Kumsal boş boş dolanıyordu sınıfının nerede olduğunu bilmiyordu ve o kadar odaklanmıştı ki sınıfını aramaya bir anda biriyle çarpıştı ve kız ona
" Napıyosun ya önüne baksana " dedi.
" Ya çok özür dilerim ben yeni nakil aldırdımda sınıfımı arıyordum biraz kaptırmışım kendimi "
"Aa sen yeni nakil öğrencisin daha gelmeden okulun dilindeydin zaten "
" Nasıl okulun dilindeydim ya "
" Neyse sen onu boşver de hangi sınıftasın "
" 12/A'dayım "
" Ben de o sınıftayım , adım Doğa bu arada senin adın ne?"
"Kumsal ben de, memnun oldum "
"Ben de memnun oldum neyse zaten geç kaldık hadi gidelim "
~~~
Kumsal derin bir nefes aldı ve sınıfa girdi.
Bir anda bütün gözler ona çevrildi.
Öğretmen gülümseyerek konuştu.
"Arkadaşlar, bugün aranıza yeni bir arkadaşınız katılıyor. Adı Kumsal. Adana'dan okulumuza nakil geldi."
Kumsal sınıfa dönerek kısaca gülümsedi.
"Merhaba. Ben Kumsal."
Sınıf birkaç saniye sessiz kaldı.
Derken arka sıralardan alaycı bir ses yükseldi.
"Adana'dan mı gelmiş?"
Bir başkası gülerek ekledi.
"İnşallah kavga etmeyi seviyordur."
Sınıfta kahkahalar yükseldi.
Bir kız arkadaşına eğilip, herkesin duyacağı şekilde konuştu.
"Bizim okulda uzun süre kalamaz bence."
Başka biri de,
"Yeni kız daha ilk günden korktu galiba." dedi.
Kumsal hepsine tek tek baktı.
Sonra sakin ama kendinden emin bir sesle konuştu.
"Merak etmeyin. İnsanları memleketine göre yargılayanlarla baş etmeye alışığım."
Sınıftaki kahkahalar yavaş yavaş kesildi.
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri uzun boylu bir genç girdi.
Üzerinde okulun futbol takımı eşofmanı vardı.
Bembeyaz teni, kömür karası saçları ve yeşil gözleriyle dikkat çekiyordu.
Öğretmen kaşlarını çattı.
"Emir Ege... Yine geç kaldın."
"Antrenman uzadı hocam."
"Yerine geç."
Emir Ege sınıfa girerken gözleri yeni kıza takıldı.
Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.
"Yeni transfer demek..."
Arka sıradakiler gülmeye başladı.
Bir çocuk, "Hoş geldin Adanalı." diye seslendi.
Emir Ege de alaycı bir tavırla ekledi.
"İlk gününmüş. Umarım bizim sınıfa dayanabilirsin."
Sınıfta yine kahkahalar yükseldi.
Kumsal hiç geri adım atmadı.
Emir'in gözlerinin içine bakarak gülümsedi.
"Dayanıp dayanamayacağımı zaman gösterir."
Bir an durdu.
"Ama senin her derse geç kalıp yine de başkalarını yargılaman biraz komik olmuş."
Sınıfta birkaç kişi gülmesini tutamadı.
Emir Ege'nin yüzündeki gülümseme silindi.
Kumsal sözlerine devam etti.
"İnsanları tanımadan küçümsemek kolaydır. Zor olan, önce kendine bakabilmektir."
Bu kez kahkahalar Emir'e yönelmişti.
Arka sıralardan biri,
"Gol yedin kaptan!" diye seslenince sınıf iyice gülmeye başladı.
Öğretmen masasını hafifçe tıklattı.
"Yeter! Herkes yerine."
Emir Ege tek kelime etmeden sırasına geçti.
Hayatında ilk kez biri, daha tanıştıkları ilk dakikada onu bütün sınıfın içinde susturmuştu.
Kumsal ise boş sıraya otururken tek bir kez bile arkasına bakmadı.
Emir gözlerini ondan ayıramıyordu.
"Bu kız diğerlerine benzemiyor..." diye geçirdi içinden.
Kumsal ise önüne dönüp defterini çıkardı.
"Ne kadar ukala biri..." diye düşündü.
İlk karşılaşmaları hiç de iyi başlamamıştı.
Ama ikisinin de haberi yoktu...
Bir gün birbirlerinin hayatında en önemli kişi olacaklardı.
