Ayıldığımda hala o kayadaydı. Başım ağrıyordu. ''Keşke kitaplardaki gibi ayılınca hastanede uyanıp yanımda kahrolmuş annemi görseydim.'' diye düşündüm. Zar zor doğruldum ve etrafıma baktım. Sabah olmuştu ve heryerde yüzen cesetler vardı. Arada bir kaç tane yaşayan insan vardı...
Sonra şarjının bittiği telefonu gördüm. Elime aldım, telefon komple bozulmuştu. Artık hiç bir şeyime yaramazdı. Çok sinirlenmiştim. ''Bu moturu patlatanı bir elime geçirirsem onu okyanusa atarım.'' diye bağırıp telefonu denize attım.
Üşümeye başladığımı hissettim. Mecburen denize girdim. Orada hiç bir şey yoktu. Yukarı çıktım ve diğer yaşayan insanların yanına gittim. Orada bir kaç kişi birinin nefesini düzeltmeye çalışıyordu. (Ama sanırım hiç bir şey bilmiyorlardı. Yoksa niye bir insana ''Muz verin!'' diye bağırırsınız ki?)
Zor nefes alan kız Alice'di. Herkesi çektim ve Alice'e baktım. Gözü yarılmış, sağ bacağını ve kolunu kırmış, elbisesi yırtılıp, Cindirella'nın eski püskü lıyafetlerine benzemişti. Ağlamaya başladım.
Ama bir anda arkadakiler kahkaha atmaya başladı. Geri döndüğümde Vanessa ve Ethan gülüyordu. Aslında gülmek ne, bildiğin en korkunç kahkahalarla gülüyorlardı.
Tara: Bunu siz mi yaptınız aptallar ?!
Ethan: Sonunda birilerinin aklı yerine gelmiş. Bak bak bak.
Vanessa: Keşke şuanki yüzünü görseydin. Neyse, artık son günün geldi!
Elinde beyzbol sopası ile bana yürümeye başladı. ''Buna pişman olacaksın.'' yüzümü gösterdim. Birbirlerimize doğru yürüdük. Tam sopayı bana vurucakken elini tuttum ve deniz attım. Sonra denize bakerken Ethan yerde sopayı alıp tam kafama 12lik bir vuruş yaptı! Ben tam düşücekken Ethan'ı belinden çektim ve birlikte çektim.
_ En son duyduğum şey Ethan'ın cırtlak sesiyle ''Ağağağağ!'' diye bağırdığıydı.._