İçeriğe geç

BALO

Bölüm 4 · 14 dk okuma

BALO

Bölüm 4

ARKADAŞLIĞA DOĞRU

(Mehir Karaca Anlatımıyla)

Tüy gibi bir nesnenin burnumda ve yüzümde gezindiğini hissettiğimde gözlerimi yavaşça araladım. Gözlerimi araladığımda karşımda dikilen bir kadın gördüm ama kim olduğunu kestiremedim. Gözleri art arda kırpıştırdım ve kim olduğunu anlamadığım kadının yüzüne baktım. Bu yüzü hemen tanıdığımda gözlerim heyecanla ve şaşkınlıkla açıldı. Karşımda bana gülümseyerek bakan kişi ablamdı. Elinde kendi saçından küçük bir tutam tutmuş ve bana doğru tutuyordu. Burnumda ve yüzümde hissettiğim nesne ablamın saçıydı, ablam beni bu şekilde uyandırmıştı. Yattığım yatağımdan doğruldum ve şaşkınlık içinde ablama baktım.

"Abla!" dedim heyecanla ve hemen boynuna sarıldım.

"Mehir'im!" diyerek ablam da kollarını belime doladı ve sımsıkı sarıldı.

Ablamın üniversitesi İstanbul'da olduğu için Eskişehir'e çok nadir olarak gelirdi. Bu yüzden ablamı birden uyanıp karşımda görünce hem şaşırmış hem de çok mutlu olmuştum çünkü ablamı çok özlemiştim. Hep özlüyordum çünkü ablama çok bağlıydım, ablam da bana öyle. Ablam üniversite için İstanbul'a gittiğinde arkasından çok ağlamıştım, o da çok ağlamıştı doğal olarak. Ama sonuçta onun odası bana kalmıştı, küçük kardeşlerin en şanslı yanı da buydu zaten. İstediğim zaman ablamın makyaj malzemelerini kullanırdım, kıyafetlerini giyerdim, parfümlerini sıkardım, takılarını takardım... Çok güzel zamanlardı benim için ama ablam için aynı şeyi söyleyemezdim. Onun eşyalarını izinsiz kullanmamdan nefret ederdi hiçbir şey de demezdi. Kıyamazdı. Ama bazen ben de çok kaşındığımda kızardı, döverdi beni. Çok da haklıydı.

Hafifçe geri çekildim ve mutlulukla ablamın koyu kahverengi gözlerine baktım. "Beklemiyordum geleceğini," dedim ve devam ettim. "Annem kesin çığlık atmıştır."

Ablam güldü. "Hem de nasıl çığlık atmak! Senin uyanmadığına çok şaşırdım gerçekten, oysaki annem evi baya bir inletti."

Hafifçe kıkırdadım. "Nasıl bağırdığını hayal edebiliyorum." Ardından hemen yatağımdan kalktım ve kıyafet dolabıma ilerlerken, "Ne zaman geldin sen?" dedi ablama bakmadan.

"Daha yeni geldim ya, on veya on beş dakika önce gelmişimdir." Tekrardan güldü. "Malum, annem kapıda baya bir sarıldı ve direkt beni soru yağmuruna tuttuğu için senin yanına anca gelebildim."

Kıyafet dolabımın kapağını açarken hafifçe güldüm. "Klasik annem." Kıyafetlerime göz gezdirdim ve ablama baktım. "Bugün bizimkilerle pikniğe gideceğiz de, ne giymeliyim sence, abla?" dedim kararsız bir ses tonuyla.

Ablam ciddi bir ifade takındı ve yanıma gelip kıyafetlerime göz gezdirdi. Abla kombin konusunda çok ciddi bir insandı, zaten üniversitede de moda tasarımcılık bölümü okuduğu için bu konulara çok hakimdi. Eğer kombin yapamazsam ablam İstanbul'da olduğu zamanlar ablamı görüntülü arayıp kombinimi ona yaptırırdım. Ablam da hiç itiraz etmeden kombinimi seçerdi, çok da güzel kombinler seçerdi gerçekten. Ablamın giyim tarzı da zevki de gerçekten çok güzeldi. Tam bal dök yala bir zevki vardı.

Ablam kombinimlerime göz gezdirdikten sonra askılıktan bir tane gri bir kot pantolon ve üstüne de lila renginde bir kazak uzatıp üzerine doğru tuttu. "Nasıl?"

Kombine bakıp, "Biraz basit ya," dedim.

Ablam onaylayan bir mırıltı çıkardı ve kıyafetleri aldığı yere tekrar koydu. Kıyafetlerime tekrar göz gezdirdi. Ardından asklıktan gri, keten bir ceket; üstüne beyaz bir krop ve altına da mavi, ispanyol paça bir kot pantolon aldı. Gülümsedi ve kombini bana gösterip hafif bir heyecanla bana baktı. "Bu nasıl?"

Gülümseyerek kombine baktım. "Çok güzel, bu olsun," dedim ve kıyafetleri elinden alıp henüz toplanmamış olan yatağımın üstüne düzgün bir şekilde koydum. O sırada ablam arkada çantalarıma ve takılarıma göz gezdiriyordu. Çantalarımın arasından siyah bir omuz çantası alıp bana gösterdi. "Bu çantayı da takarsın, hem kombininle de çok uyumlu."

Ablamın elinden uzattığı çantayı da aldım ve yatağıma koydum. Gayet geniş bir çantaydı ve işimi görürdü. ÇHem ablamın dediği gibi kombinimle de çok uyumluydu. Ablam bu işi biliyordu gerçekten.

Gülümseyerek ablama baktım. "Çok güzel oldu abla, çok sağol," dedim ve ablamın yanına gelip ablama tekrar sımsıkı sarıldım.

Ablam da hafifçe güldü ve karşılık verip bana sımsıkı sarıldı. "Ne demek, kuzum. Benim için zevk." Ardından ablam saçlarıma öpücük kondurdu ve saçlarımı yavaşça okşadı.

Ben de gülüp sarılan bedenlerimizi iki yana hafifçe salladım. "Çok özlemişim abla seni ya, arayı bir daha bu kadar açma. Bir sürü dedikodu birikti, sana daha onlara anlatacağım."

Ablam hafifçe geri çekildi ve bana döndü. "Ay anlat kız! Valla merak ettim şimdi," dedi hemen.

Ben de hafifçe geri çekildim ve ablama baktım. "Çok fena, bomba bir haberim var sana!' dedim ablamı daha çok meraklandırarak.

Ablam heyecanla yerinde zıpladı. "Ay söyle, söyle!"

Ben de ablam gibi yerimde zıplamaya başladım. Sonra durdum. "Ama bu çok da iyi bir haber değil, en azından benim için."

Ablam da hemen durdu ve merakla gözlerime baktı. "Nasıl yani? Anlatsana, Mehir, çatlatma insanı!" dedi merakla.

Derin bir nefes aldım ve bombanın pimini çektim: "Göktuğ benden hoşlanıyormuş."

Ablamın yüzündeki tüm ifadeler sönüp yerini şok aldı. "Sizin sınıftaki, şu herkesin ölüp bittiği çocuk mu?" dedi şaşkınlıkla.

"Ta kendisi," dedim ve ablamın tepkisini inceledim.

"Oha! Yuh! Çüş! Bu çok sen mi hoşlanıyor yani? Herkesin ölüp bittiği ço-" derken odaya aniden dalan babamla ablamın sözü yarıda kesildi.

Ablam heyecandan ve şaşkınlıktan ılsa gerek biraz bağırarak konuştuğu için babam duymuş olmalıydı. İkimiz de şaşkınlık içinde babama bakıyorduk, babam da bize yarı sinirli, yarı şaşkın bir ifadeyle bakıyordu.

"Kim senden hoşlanıyor? Senden biri mi hoşlanıyor? Kim lan o? Kim benim kızımdan hoşlanıyormuş?" dedi sorularını art arda sıralayarak.

Şuanda tam olarak sıçmıştım. Evet, tam anlamıyla sıçmıştım. Zaten aşırı kıskanç bir babam vardı, üstüne bir de bunu duymuştu. Başımı yavaşça ablama doğru çevirdim. Ablam bana minik bir bakış attıktan sonra yutkundu ve gözlerini kaçırdı. Gözlerimi kısıp ablama bakmaya devam ettim. Ablam ise bana bakmak yerine babama bakıyordu çünkü suçlu olduğunu biliyordu.

Babam hala kapıda dikilirken arkasından annem geldi. "Ay, Gökhan bir dur! Ne var da koştun hemen?" dedi ve ardından bakışlarını yavaşça bize çevirdi. Anlamamış gibi kaşlarını çattı. "Ne oluyor burada? Hepiniz ışık görmüş tavşan gibisiniz resmen."

Yutkundum ve babama bakıp gülümsemeye çalıştı. "Baba, şey ya..." Beynimde hızlıca ne diyeceğimi tarttım. Çalış beynim, çalış! Acilen bahane üretmeliydim! Ardından bahane bulamayınca ablama suç attım. "Ablamın sevgilisi var!" Hızlı cevabıma tüm şaşkın gözler ablama döndü. Çok özür dilerim, abla. Başka çarem yoktu.

Ablam bana şaşkınlıkla dönüp baktı ve benim bile şok olduğum o cümleyi kurdu: "Sen nereden biliyorsun? Ben daha sana anlatmadım ki."

Ablamın üstüne yalan atmaya çalışmıştım ama yalan olduğunu düşündüğüm şey doğruydu! Bir dakika ya, ablamın sevgilisi vardı! Ve ben şimdi aydınlanmıştım! Şok içinde ablama baktım. "Ne?"

Ablam ne söylediğini anladığında gözleri korkuyla açıldı ve babama baktı. Babam şok ve sinir karışımı bir ifadeyle ablama bakıyordu. Annem ise oldukça şaşkındı ama sinirli bakmıyordu, hatta sevinçli bir ifadesi var diyebilirdim yani.

"Baba, şey," deme sırası ablama gelmişti. Ablamın başını fena yakmıştım ama çok şükür ki ablamın bana dediğini unutmuştu.

Ardından odaya başka birinin sesi doldu: "Ne oluyor lan?"

Hepimiz aynı anda kapıya baktık. Gelen kardeşimiz olan Batuhan'dı. Uykulu gözlerle hepimize bakıp olayı anlamaya çalışıyordu. Elleri kumral rengi, dağınık saçlarındaydı. Gözlerini kırpıştırıp tekrar hepimize teker teker baktı. Hepimiz susmuştuk, konuşmuyorduk çünkü bu olay nasıl açıklanabilirdi ki? Benim sayemde ortalık karışmıştı. "Birisi bana ne olduğunu anlatacak mı artık?" dedi Batuhan sessizliği bozarak.

"Ablanın sevgilisi varmış, sonunda!' dedi annem neşeli bir ses tonuyla.

Babam ve Batuhan şok olmuş gözlerle anneme baktı. "Bir de seviniyorsun!" dedi babam sinirle homurdanarak.

Annem babamın dediğini umursamadı bile, sadece parlayan gözlerle ablama bakıyordu. Baya sevinmişti gerçekten. Şuanda tek mutlu annemdi sanırım.

Batuhan ise konuşmuyordu bile, ağzı açık şekilde şaşkın gözlerle babama bakıyordu. Ardından yavaşça ablama döndü, çocuğun resmen tek bir cümleyle uykusu açılmıştı. "Ablam? Erkek? Sevgili?" dedi Batuhan şaşkınlıkla.

Ablam gözlerini devirdi. "Ay ne var ya? Benim de sevgilim olabilir, sonuçta ben artık büyüdüm." Duraksadı ve hepimize baktı. "Aslında hem sizi özlediğim için hem de bu konuyu size söylemek için geldim."

Batuhan bir anda kollarını sıvadı ve yüzündeki şaşkınlığı yok edip yerine oldukça ciddi bir ifade takındı. "Kimmiş bu? Adı ne? Ne iş yapıyor? Zengin mi? Ne zamandır berabersiniz? Seni se-" derken ablam dayanamayarak Batuhan'ın sözüni böldü:

"Ay başım şişti, bir dur be çocuk!" diye yükseldi bir anda. "Ne kadar hızlı sordun ya, hangi birine yetişeyim ben? Ayrıca sabret zaten tanıştıracağım sizi," dedi ablam oflayarak.

Annem hepimize göz gezdirip, "Kahvaltı hazır, haydi gelin," dedi. Bu odadan bir an önce çıkmak istediğim için hemen kapıya ilerleyip tam çıkacaktım ki babam hafifçe kolumdan tutup beni durdurdu. "Kaçma, Mehir Hanım," dedi ve beni biraz geri çekti. Bir kaşını kaldırıp gözlerime sorgulayan bir ifadeyle baktı. "Kim senden hoşlanıyormuş?" O kadar ablama suç atmıştım konu bana gelmesin diye ama bomba döndü dolaştı yine bende patladı tabii ki.

Yutkunup babamın gözlerine biraz korkan bir ifadeyle baktım. "Bizim okuldan," diye geçiştirmeye çalıştım.

Ama anlaşılan babam pes etmeyecekti. Kaşlarını çattı. "Adı ne?"

"Göktuğ," dedim direkt olarak.

"Göktuğ..." diye mırıldandı babam kendi kendine. "Arkadaşın mı?"

Başımı yavaşça aşağı yukarı salladım. "Benim ona karşı hislerim yok ama!" dedim hemen. "Ben onu hep arkadaşım olarak görüyordum zaten."

Babam başını hafifçe aşağı yukarı salladı. "İyi bari." Ardından şüpheyle gözlerini kıstı. "Sen ne dedin ona?"

Yutkundum. "Ona karşı hislerim olmadığını söyledim, baba," dedim hemen. Şuan stres altında kalmıştım. Anneme, bana yardım etmesi için kaçamak bakışlar attım.

Annem bu bakışlarımı fark etti ve boğazını temizleyip elini babamın omzuna koydu. "Gökhan, rahat bırak benim güzellerimi. Onlar büyüdüler artık ya, kıskanmazsın artık yani," dedi annem.

Babam elini kolumdan çekip anneme dönüp baktı. "Ne yapabilirim, Aylin? Bir baba olarak kıskanmak en doğal hakkım bir kere."

"Göktuğ ve," diyerek duraksadı Batuhan ve ablama baktı. "Senin arkadaşın adı neydi?"

Ablam gözlerini devirdi ve ofladı. "Arkadaşım değil, sevgilim!" dedi sinirle.

Batuhan bunu çok da umursamadan eliyle geç oraları, der gibi bir işaret yaptı. "Her neyse işte, adın ne?" dedi umursamaz bir ses tonuyla.

Ablam tekrar gözlerini devirdi ve ya sabır, der gibi başını yavaşça yana çevirdi. "Alperen."

Batuhan hemen yarım bıraktığı sözünü tamamladı: "Göktuğ ve Alperen..." Duraksadı ve gözlerini kıstı. "Eklendi."

Ablamla ikimiz kaşlarımızı çatıp aynı anda: "Nereye eklendi?"

Batuhan gözlerini bize çevirdi. "Boş verin." Bu çocuk ne zaman böyle derse bu işin altından başka bir iş çıkıyordu ama neyse. Çok da umursamamaya çalıştım. Ablam aydınlanmış gibi gözlerini şaşkınlıkla açtı ve bir anda Batuhan'ın üstüne doğru atıldı. "Seni gebertirim çocuk!" dedi sinirle. Batuhan ablamın bu girişiminde korkarak kaçmaya başladı. "Sen Light değilsin, geri zekalı!"

Ablamın bu sözüyle ben de aydınlandım. Batuhan tam bir anime bağımlısıydı. Death Note animesini izleyip animede geçen defterin sahte versiyonunu satın almıştı ve sevmediği insanların adını oraya yazardı. Kendini Death Note animesindeki Light karakterine benzetiyordu. Maldı, harbiden maldı bu çocuk! 15 yaşındaydı ama bazı çocuksu hareketleri vardı. Mesela kendini anime karakteri sanardı çoğu zaman.

Ben de odadan çıktım ve ablamın sesinin geldiği odaya ilerledim.

"Senin yaşın kaç, boyun kaç lan? Gebertirim, oğlum seni!" diyerek bağıran ablamın sesinin geldiği yöne ilerledim. Sesler Batuhan'ın odasından geliyordu, kapının önüne gelip içeriye baktım. Ablam Batuhan'ın yakasından sıkıca kavramış, tehdit eden gözlerle Batuhan'ın gözlerine bakıyordu. Batuhan ise her an altına işeyebilirdi.

"Abla bırak ne olursun, tamam seveceğim o g-" derken durdu ve hemen kelimesini düzeltti. "güzel insanı yani," diyerek hemen toparladı.

Ablam hafifçe başını hafifçe aşağı yukarı salladı ve Batuhan'ın yakasını bıraktı. Batuhan tam kapıdan kaçacakken beni görünce adımları duraksadı. "Abla?" dedi korkan bir ses tonuyla. Sinsice sırıttım. "Batuhan?" dedim ona karşılık olarak. Kollarımı iki yana açıp kapının iki yanına dayadım. Böylece Batuhan'ın kaçmasına engel olmuştum.

Batuhan gülümsemeye çalıştı. "Geçeyim mi, abla?" dedi.

Kaşlarımı yukarı kaldırıp indirdim. Ardından gülümsedim. "Nereye, ablacığım? İşim bitmedi seninle daha." Ardından gülümsememi sildim ve Batuhan'ın yanına gelip kulağından tuttum. Batuhan bana korkuyla baktı. "Abla, bırak lütfen ya," dedi çaresiz bir ses tonuyla.

Kulağını yavaşça çekmeye başladım. "Geri zekalı! Niye orada babamı kışkırtıyorsun sen? İlla sana dayak mı atalım yani? Sen bu dilden mi anlıyorsun ya?" dedim öfkeli bir ses tonuyla.

"Abla valla bir daha yapmam, bırak ya," dedi. Ben kulağını çektirmeye devam ettiğimde dudaklarından küçük bir inleme sesi kaçtı. "Abla acıyor!" dedi.

"Çek, çek! Daha çok çek, hak etti!" diyerek ablam da bana arkadan gaz veriyordu. Ama abla yüreğiydi işte. Batuhan'a baktığımda acı çektiğini anlayıp kulağını yavaşça bıraktım. Ardından işaret parmağımı yüzüne doğrultup, "Bir daha böyle bir şey yaparsan o çok sevdiğin popona tekmeyi hiç acımadan basarım!" dedim.

Batuhan hızlıca başını yukarı aşağı salladı ve hemen kapıdan çıkıp kaçtı. Ablama bakıp hafifçe güldüm. "Mal bu ya! Her şeye de korkuyor."

Fakat ablam gülmüyordu. Gözlerini kısıp yavaş adımlarla bana doğru ilerledi. "Sen niye hemen üstüme suç atıyorsun?" dedi.

Yutkundum ve geriye adım attım. "Başka çarem yoktu." Ardından kaşlarımı çattım, ben de ablamdan aşağı kalamazdım sonuçta. Beni bu yalana -daha doğrusu doğrıya- o sürüklemişti. "Ayrıca neden o kadar bağırdın sen de? Senin yüzünden babam duydu."

Ablam gözlerini kıstı ve bana doğru bir adım attı. "Sen ablana karşı mı çıktın?" dedi tehlikeli bir ses tonuyla. Ablamın bu bakışlarından korkulurdu cidden.

Yutkunup geri adım attım. "Yok, yok," dedim hemen. "Estağfurullah, abla. Ne karşı çıkması?" Evet, korkmuştum. Batuhan'a korkak diyen ben şimdi de ablamdan korkuyordum. Ablamın üzerimizde garip bir etkisi vardı gerçekten. Karşısındaki kişiyi korkutmayı iyi biliyordu.

"İyi, aferin," dedi ablam. Gülümsemeye çalıştım ve geriye doğru adımlar atıp odadan çıktım. Odadan çıkınca derin bir nefes verdim. Ablamdan korkulurdu, cidden korkulurdu.

"Hadi kahvaltıya! On kere mi söyleyeyim illa ki?" diyerek terslenen annemin sesini duyarak mutfağa ilerledim. Babam ve Batuhan masaya oturmuşlardı bile. Ben de yanlarına geldim ve her kahvaltıda, akşam yemeğine oturduğum sandalyeye oturdum. Ablam da mutfağa geldi ve yanımdaki sandalyeyi çekip oturdu. Ardından annem de elinde tavayla gelip masanın ortasına açtığı yere koydu. Hepimizin gözleri tavaya döndü, annem sucuklu yumurta yapmıştı.

Gözlerimi devirip anneme baktım. "Anne başka ne yaptın?" dedim. Yumurtadan nefret ederdim. Küçüklüğümden beri annem bana bir kere bile yumurta yedirememişti. Zorla yedirmeye çalıştığında da kusmuştum. O derece nefret ediyordum, midemi bulandırıyordu.

Annem karşımdaki sandalyeyi çekip oturdu ve bana baktı. "Yok, papatyam ama sen istersen yumurtanın sucuklarından ye." Gülümsedi ve yerinden kalkmak için hareketlendi. "Menemen yapayım mı hemen? Seversin sen."

Başımı art arda iki yana salladım. "Otur, annoşum. Yerim ben sucuklarından," dedim gülümseyerek. Ardından çatalımı alıp sucuğa batırdım ve ağzıma götürüp yedim. Aslında sucuk da çok sevmezdim ama annemin uğraşmaması için zorla da olsa yedim.

"Ya ben banacaktım sarısına!" diye bir ses yükseldi Batuhan'dan. Bakışlarımı ablama ve Batuhan'a çevirdim.

"Ben bandım! Ablan o kadar yoldan gelmiş senin yaptığına bak!" dedi ekmekle tavadaki yumurtanın sarısına banıp ağzına götürürken.

Batuhan sinirle ağzının içinde homurdandı. İçinden ya sabır diliyordu ya da sövüyordu, yüzünde öyle bir ifade vardı. Ekmekten bir parça aldı ablasının bandığı yumurtanın sarısına bandı. Ama tabii yumurtanın sarısını patlatan ilk ablam olduğu için sarısından baya banmıştı. Bu yüzden de Batuhan'ın ekmeğine sarısından az gelmişti. Sinirle ofladı ama annem kızmasın diye bir şey diyemedi.

Ablam ve Batuhan atışmalı; ben, annem ve babam ise sessizce kahvaltımızı yapıp masadan kalktık. Hepimiz ablamın sevgili meselesini konuşmak için salonda toplandık. Ben, annem ve ablam yan yana, babamların karşısındaki koltukta; babam ve Batuhan ise oldukça ciddi bir şekilde oturmuş ablama bakıyorlardı.

"Evet, başla," dedi babam oldukça ciddi bir şekilde. Babam bize -yani kızlarına- çok düşkün olduğu için her erkektem bizi kıskanırdı. Yoldan geçen bir erkek bize baksa bile o erkeğin gözlerini bile oyardı yani. Oymazdı tabii ama o derece kıskanırdı.

"Adını zaten söylemiştim, Alperen. Yaklaşık iki aydır sevgiliyiz, aynı üniversitedeyiz zaten o sayede tanıştık." diyerek başladı ablam anlatmaya. Babam ve Batuhan'ın yüzünde hala çok ciddi bir ifade vardı.

"Hangi bölümü okuyor?" diye bir soru yöneltti annem.

Ablam tam cevap verecekken babam, "İki aydır neden söylemedin?" dedi.

Ablam yutkundu ve babam baktı. "Biz de tam kesinleştirene kadar söylemek istemedik. Onun da ailesi zaten burada yaşıyormuş, bugün ikimiz de ailelerimize açıklayacağız diye anlaştık," diye bir cevap verdi.

"Seni hiç üzdü mü?" diyerek bir soru da Batuhan yöneltti.

Ablam bıkkın bir nefes verip Batuhan'a baktı. "Tabii ki hayır, çok temiz bir kalbi var. Beni çok güzel seviyor, ben de onu çok güzel seviyorum. Beni asla üzmedi, üzeceğini de asla zannetmiyorum."

Babam ve Batuhan birbirlerine bakıp gözleriyle kendi kendilerini konuştular ve aynı anda ablama döndüler. "İyi, peki," dedi babam. Sesinde çok belli bir isteksizlik vardı. "Ne zaman tanıştıracaksınız bizi?"

"Bugün uygunsa sizi tanıştırmak isterim," dedi ablam hevesle. Babam zorla da olsa başıyla onayladı. Ablama heyecanla baktım, çok mutlu görünüyordu çünkü babamın kabul etmeyeceğini düşünmüştü. Valla ben de naz yapıp kabul etmez diye düşünmüştüm ama kabul etmişti. Bu iyi bir haberdi.

Ablam pantolonunun cebinden telefonunu çıkardı. "Ben o zaman haber vereyim," dedi hepimize gülümseyerek bakıp.

Hemen ablamın telefon ekranına baktım ve fısıldadım. "Nasıl kaydettin?" dedim merakla. Ablam da çaktırmadan telefon rehberine girdi ve nasıl kaydettiğini gösterdi.

Sevgilimm🤍

Gülümseyip ablamı omzundan sarstım. "Ay, çok tatlı!" dedim.

Batuhan kaşlarını çatıp şüpheyle bize baktı. "Ne tatlı?"

Bakışlarımı Batuhan'a çevirdim. "Sana ne, sen kendi işine bak," dedim ters bir ifadeyle.

Batuhan gözlerini devirdi ve koltuktan kalkıp yanımıza geldi. Hemen ablamın telefon ekranına bakmaha çalıştı. "Neye bakıyorsunuz siz?"

Ablam hemen telefon ekranını kapattı. "Sana ne ya, git!" dedi ablam hemen.

Batuhan inatla telefonu elinden almaya çalıştı. "Göster ya!"

"Ya gitsene, oğlum!" dedi ablam sinirle.Annem araya girip, "Kavga etmeyin! Batuhan, otur yerine," dedi sinirli bir şekilde. Batuhan da annemin sözüne direnmeyip oflayarak babamın yanına tekrar oturdu.

"Anneye oflanmaz!" dedi annem Batuhan'a bakarak.

Batuhan anneme bakıp, "Tamam, anne," dedi bıkmış bir şekilde.

"Cevap verme anneye!" dedi annem bu sefer.

Batuhan bu sefer cevap vermedi ve susup kaldı. İkimiz de keyifle sırıtarak Batuhan'a baktık. Batuhan sinirle gözlerini devirdi. Ablamla, Batuhan'ı kışkırtmak en sevdiğimiz aktiviteydi. Sinirlendirdiğimizde inadına daha fazla sinirlendirirdik. Yaşasın kötülük!

Babam garip bir sakinlikle ablama bakıp, "Göstersene şu çocuğun fotoğrafını," dedi.

Ablam hemen telefonundan bir fotoğraf seçip babam gösterdi. Ben de kafamı telefonunun ekranına çevirdim. Ekranda kahverengi ve dalgalı saçlı, kahverengi gözlü, hafif sakalları çıkmış, oldukça heybetli bir erkek vardı. Ablamla hemen hemen aynı yaşta gibiydi veya birkaç yaş büyüktü. Bir ablama bir de ekrandaki adama baktım. Gerçekten çok uyumlulardı ve baya yakışıyorlardı. Ayrıca ablamın da dediği gibi çok iyi birine benziyordu. Tamam, enişte olarak kabul edilmiştir.

Babam ekrana baktı ve gözlerini kıstı. "Gelsin, tanışalım bakalım," dedi. Ablam sevinçle bana baktı, ben de ona aynı şekilde baktım. Babam gerçekten baya tatlı davranıyordu, babamdan beklemiyordum ama bu güzel bir gelişmeydi. Ablam gerçekten çok şanslıydı. Ben birine aşık olmayı veya biriyle sevgili olmayı düşünmediğim için daha da şanslıydım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.