♪ FIFTY FIFTY- Cupid(Twin Version) ♪♫
13 Mayıs 2023 Cumartesi
Sevgili, Dolandırıcı, Zeki, Sportif ve "Canan Karatay" Terekeme Balası;
Öncelikle bu defteri yazmamın amacı, benim için büyük önem arz eden bazı konuları senle yüz yüze gelince konuşamama ihtimalimin olması. Belki fark etmişsindir ama seninle birlikteyken beynim uzun bir yolculuğa çıkıyor, benliğimse içimde bir çatışma yaratıyor. Bu yüzdendir ki saçmalamaya ve kendime bile çok yabancı olan bir hale bürünüyorum. (Mala bürünüyorum anla işte) Her şeyi buraya yazmaya karar vermemin sebebi de bu zaten.
Açıklamamın yeterli geldiğini düşünerekten izninle meseleye bodoslama dalış yapıyorum.
“Evet, senden hoşlanıyorum.”
Daha doğrusu hoşlanıyordum. Çünkü yavaş yavaş sana olan hislerimin azaldığını düşünüyorum. Nasıl desem, artık dünya ahretlik kardeşimsin. Dediğim gibi bu defteri yazma amacım zaten bu ana meseleye değinmek. Çünkü o gün gelince sana çıkma teklifi etmişim gibi bir atmosfer oluşacak. Ama o atmosferden ziyade önemli olan sana karşı hislerimin azalmaya başlayacak, hatta başlamış olması.
Zaten seni görüpte senden hoşlanmaya başlamam da bana gerçekçi gelmiyor, sanırım. İlk görüşte aşka inanmıyorum, şu an ki hislerimin de gelip geçici olduğunu düşünüyorum. Belki de umuyorumdur ama dediğim gibi senden artık o kadar hoşlanmıyorum.
Sana karşı nasıl hisler beslediğimi ise şöyle açıklayabilirim: Hatırlar mısın geçen perşembe sizin TYT denemeniz vardı dershanede. Hepiniz erkenden orada toplanmış, okuldan direk dershaneye gittiğiniz için bir şeyler atıştırmaya başlamıştınız. Bense coğrafyadan 25 almıştım ve aileme bu durumu açıklayamayacağımı düşünüp, Abdullah hocaya ne yapmam konusunda danışmaya gelmiştim. Giriş merdivenlerini çıkıp hocanın odasına doğru yaklaşmıştım ki hocanın türkçe sınıfında olduğunu fark ettim. Apo hoca -sizin deyişinizle- her zamanki samimi ifadesini takınıp yanıma gelmişti ve konuşmaya başlamıştık. Tam o sırada elinde bir paket kuruyemişle sen çıkageldin ve bana doğru dönerek "Şener Hoca sıkıntı yapmaz ya. Puan verir sana" dedin. Sonrasında bize kuruyemiş ikram etmek için paketi düzeltip hafifçe öne doğru eğildin. Sana teşekkür edip ikramını geri çevirmiştim fakat hiç tanımadığım sana, daha doğrusu yıllardır ismen tanıdığım, simanı zihnimde ilk defa çizebileceğim sana karşı ayrıtı keskin bir sempati beslemiştim.
Biliyorsun ki "kankitoşlar"ımız bir süre önce birbirlerini deli gibi seven tatlı bir çiftti. Sevgili kaldıkları dönemden ayrıldıkları döneme kadar İnci hep senden bahsetmişti. Hatta olaylı ayrılmalarında da senin ona hak verdiğini çok net hatırlıyorum. Sen diyorum çünkü o zamanlar seni sadece ismen tanıyordum. Gerçekten o okulda senin simana dair hiçbir görüntü yok zihnimde. Belki de bu yüzden ilk gördüğüm zaman bu kadar etkilenmiştim senden. Daha önce görseydim sana karşı sevgimin tanımı farklı olurdu belki de.
Sadede gelecek olursak dediğim gibi artık sana karşı hislerim dün geçtikçe azalıyor, hatta seni dünya ahretlik kardeşim gibi görüyorum. Ve şimdiden de doğum günün kutlu olsun. Umarım hediyeni de beğenirsin. Nice yaşlara, nice mutlu yıllara...
Mutluluğun daim, idealin senin gibi olsun. Amin (İroni)
(Not: Diğer günlerde, günlük tarzı ne yaşadıysak yazarım diye düşünüyorum.
...
Defteri kapattığımda bacaklarımı sandalyede toplayıp, birkaç dakika pencereden dışarı baktım. Koyu bulutlar hala gökyüzünü kapattığı halde yağmur durmuş ve çatılardan suların süzülüşü başlamıştı. Sanırım biraz dışarı çıksam iyi olabilirdi. Temiz hava zihnimi temizlememe pekala yardımcı olabilirdi. Çünkü çocuk etrafımda olmadığı halde beynim yine hoşafa dönmüştü ve neden bu kadar salak olduğumu düşünürken yine başım ağrımıştı.
Ağrıyan başıma elimle masaj yapıp dışarıyı seyrediyorken, ansızın çalan kapının ziliyle bir an irkildim. Yerimden kalkıp kapıya doğru giderken telefondan saate baktığımda beşe çeyrek kaldığını fark ettim. Kim bu saatte gelmiş olabilirdi ki acaba? Düşüncelerim kapıda bekleyen bu kişinin kim olduğu merakıyla dolup taşmışken, az bir vakti kapsadığı halde onu unutmuştum. Ya da unuttuğumu zannetmiştim…
“Kim o?”