İçeriğe geç

back to you, myg

Bölüm 7 · 6 dk okuma

back to you, myg

Bölüm 7

7.Bölüm

Eve geldikten sonra bizimkilere dinleneceğimi söyleyip odama çıktım. Tabikide dinlenmeyecektim, Agust D hakkında ne bulabileceksem araştıracaktım. Evini, gerçek adını, kimlik numarasına kadar bulacağım. Üzgünüm Jungkook ama verdiğim sözü bugün bozacaktım.

Beni hackleme konusunda uyarmıştı ama bu sefer yapmak zorundaydım.

Bilgisayarımı alıp yatağa oturdum. Tek yapmam gereken bana mesaj attığı numarayı sorgulanmaktı. E-mail adresine ulaştıktan sonra gerisi kolaydı. Numarayı sorguladığımda beklediğim gibi olmamıştı. Güçlü bir güvenlik duvarıyla karşılaşmıştım. Düşündüğümden daha zeki ve tedbirliydi. Ama benim için çocuk oyuncağıydı. Hemen bir program yazıp güvenlik duvarını kırdım. Şimdi sıra mail adresini öğrenmekteydi.

Biraz beni uğraştırsada sonunda mail adresine ulaşmıştım. Keyifli bir kahkaha attım. Demek adı Yoongi'ydi. Min Yoongi.

Mail adresini kopyalayıp yazdığım programa yapıştırdım. Yaklaşık 2 dakika boyunca Kore'de ki Min Yoongi isimli kişileri inceleyip eşleşen kişiyi ve bilgilerini ortaya serecekti.

Beni ispiyonlamak ne demekmiş ona gösterecektim. Bu aşağılıkça hareketi yapacak kadar düşeceğini tahmin etmezdim. Madem oyunu böyle oynamak istiyordu bende istediği gibi oynayacaktım. Program eşleşme olduğunu belli eder şekilde bildiri vermişti. Hemen açıp bilgilere baktım. İstediğimden çok daha fazlası burada vardı. Adresini telefonuma gönderip bilgisayarı kapattım. Arabamın anahtarını alıp odadan hızlıca çıktım. Salonda Yeonjun ve Namjoon oturmuş bir şeyler konuşuyordu. Beni gördüklerinde soru dolu bakışlarını yöneltmişlerdi. Onları geçiştirmek için hava almaya çıktığımı söyleyip hızla evden ayrıldım. Yoongi'nin evi neredeyse 15 dakikalık bir mesafedeydi. Oraya varmam uzun sürmeyecekti. Onun canına okuyacağım.

03.17

Yolun sonunda geldiğimde büyük bir ev karşılamıştı beni. Öğrendiğime göre bu evde çete üyeleriyle birlikte kalıyordu ama şansa bakın ki bugün Yoongi evde tek başınaydı. Tanrım cidden çok teşekkür ederim. Arabadan çıktım, telefonumu ve sigara paketimi yan koltuğa atıp kapıyı kapattım. Eve girebileceğim tek yer bahçe kapısıydı ama orasıda kilitliydi. Tek çarem balkona tırmanmaktı. Yoongi'nin odasının balkonunun altına geldim. Çıkarken basabileceğim çok fazla çıkıntı yoktu ama balkondan yere kadar uzanan büyük bit sütun vardı. Eteğimi sıkmak için kullandığım kemeri çıkartıp sütuna doladım. Sarılıyormuş gibi yapıp kemeri yukarıya çıkardım. Çıkardıkça bende yerden yükseliyordum. Bir kaç kez daha kemeri kullandıktan sonra balkon demirlerine turuna bileceğim hizaya gelmiştim. İki elimle sıkıca demirlere tutunup kendimi yukarıya çektim. Artık içerdeydim. Açık olan balkon kapısından odaya girdiğimde Yoongi'nin uyuduğunu görmüştüm. Tamam belki şimdi yapacağım şey kaçak dövüşmek ya da hile sayılacaktı ama bunu o istemişti.

Tişörtsüz uyuduğu için aklımdaki şeyi gerçekleştirmek biraz daha kolay olmuştu. Cebimden çıkardığım minik paketin ağzını açıp Yoongi'nin üzerine döktüm. Bu toz kaşıntı tozuydu. Sinsi gülümsemem yüzümde yerini bulmuştu.

Yatağının yanındaki koltuğa oturup uyanmasını beklemeye başladım. Kaşıntı tozunun etki edip onu uyandırması uzun sürmeyecekti. Hatta kaşınmaya başlamıştı bile. Gözlerini açtığında beni farketmesi uzun sürmemişti.

"Siktir! Senin burda ne işin var!?" Yapmacık bir kahkaha attım.

"Beni tehlikeye soktuktan sonra böyle rahatça uyumana izin vereceğimi mi sandın?" Deli gibi kaşınan Yoongi kaşlarını çatarak bana bakıyordu. Gördüğüm manzara beni aşırı keyiflendirmişti.

"Ne yaptın Valeria?" Düşünüyormuş gibi yapıp omzumu silktim.

"Hiç, sadece kaşıntı tozu döktüm" gözleri kocaman açılmış sinirle karışık bağırmıştı.

"Yapacağın işi sikeyim" arsızca gülüp beklemeyeceği bir cevap verdim.

"Zevkle" Yoongi kaşınarak yataktan kalkarken söylenmeyide ihmal etmemişti.

"Göstereceğim ben sana zevkle mi değil mi?" Banyoya doğru yürüdüğünde duş alacağını anlamıştım. Öyle hemen kurtulmasına izin vermeyecektim tabiki. Önüne geçip kapıyı kapattım.

"Nereye Yoongi?" Gerçek adını söylediğim için bir süreliğine şaşırmıştı. Ama bulunduğu durum yüzünden bunu sormak yerine bir an önce içeriye girmeye çalışıyordu.

"Valeria çekil canını yakarım" alayla güldüm. O kimdi ki canımı yakacaktı?

"Öyle mi denesene bi!" Bu sefer gülen o olmuştu. Şu durumda bile gülmesi rol yaptığını açıkça gösteriyordu.

"Vuracağımı düşünüyorsan yanılıyorsun Valeria, farklı bir şekilde yakarım canını" ima ettiği şeyi anlayınca koluna sert bir yumruk geçirdim. O gülmeye devam ederken sinirleri bozulan ben olmuştum.

Sapık herif!

"O pis ellerinle bana dokunmaya çalışırsan seni öldürürüm!" İddialı bakışlarıyla 'öyle mi' der gibi baktı.

"Deneyelim" kollarını bedenime sarıp beni lavaboya doğru götürdü. Arka arkaya gittiğim için düşmemek adına bir anlığına Yoongi'nin kolunu tutsamda hemen geri çektim. Beni duşa kabine sokup kendiside içeriye girmişti. Ne yaptığını anlamaya çalışırken buz gibi suyu açmasıyla neye uğradığımı şaşırdım. Yoongi'yi ittirip çıkmaya çalışmıştım ama kollarını bedenime sıkıca sarmıştı.

"Ne yapıyorsun sen be!" Ne kadar kollarından kurtulmaya çalışsamda çok sıkı tutuyordu.

"Yaptığının cezasını veriyorum, ama kollarımda olmak ceza değil ödül olur anca" yüzümü buruşturdum ne ödülü olacaktı en kötü cezaydı benim için.

"Tam tersi" dedim iğreniyormuş gibi yaparak. Aynı zamanda kollarından kurtulmaya çalışıyordum. Belimdeki kollarını daha da sıkılaştırıp kulağıma eğildi.

"Güzel o halde cezanı biraz daha uzatalım" buz gibi suyun altında üşümüştüm daha neyi uzatacaktı.

"Su çok soğuk çıkar beni" başını olumsuz anlamda salladı.

"Bana o tozu dökmeden önce düşünecektim." Birde üste çıkması yok mu? Benimle uğraşmasa evine kadar gelip bunu yapacak kadar işsiz değildim herhalde.

"Kimin başlattığını konuşmak ister misin?" Gözlerini kısıp dudaklarını büzdü. Düşünüyormuş gibi yapıyordu.

"Hmm, neden olmasın? Vaktimiz çok" gözleriyle duş başlığını işaret etmişti. Daha ne kadar burda duracaktık? İyice üşüyüp hasta olduktan sonra mı çıkacaktık?

"Yoongi bak, beni çıkar burdan yoksa seni fena yaparım!" Alayla gülüp başını sola yatırdı. Beni ciddiye almaması sinirlerimi bozuyordu.

"Ne yapabilirsin Valeria?"

Bu sefer alayla gülen taraf ben olmuştum.

"Önceki gibi penisine tekmeyi yersin" sinirleri bozulmuştu ama belli etmemeye çalışıyordu. Zafer gülümsemesi yüzüme yerleştiğinde bunu farkeden Yoongi kaşlarını çatmıştı. Aklından bir şeyler geçtiği çok açıktı. Ne yapacağını tahmin edemeden beni duvara sertçe ittirmişti. Kolları hala belimde olduğu için duvarla arasında ezilmiştim.

"Bence bunu bir daha yapmak istemezsin" tek kaşımı kaldırıp sorgular şekilde ona baktım.

"Nedenmiş o?" İyice yüzünü yüzüme yaklaştırıp kulağıma fısıldadı.

"Çünkü bir kez daha yaptığında ağlayan sen olursun, anlarsın ya" diyip göz kırptı. Pis sapık herif! Her seferinde bu imaları yapmasından beni sinirlendirmeye çalıştığını anlamıştım. Yapamayacağını ikimizde biliyorduk. Yine de sinirleniyordum.

"Çekil önümden" diyip ittirdiğimde bu sefer çekilmişti. Duşa kabinden çıkıp odaya doğru ilerlediğimde üzerimden su damlalarının akmasını önemsememiştim. Arkamdan gelen Yoongi kurulanmam için havlu uzatmıştı. Havluyu hızla çekip bedenime sardım. Üstüm kuru yer kalmayacak kadar çok ıslanmıştı. Sinirli gözlerle Yoongi'ye baktım. O bu halime bakıp gevşek gevşek gülüyordu. Kafasını kırmak istesemde etrafta fırlatabileceğim bir şey yoktu.

"Gülme aptal herif" gülüşü kahkahaya döndüğünde sinirle üzerine atladım. Kollarını arkadan bağladığımda kilitlenmiş gibi duruyordu.

"Bir daha böyle saçma şeyler yaparsan seni gebertirim anladın mı beni" hala gülüyordu. Sinirlerim iyice bozulmuştu. Kollarını sıktığımda gülümsemesi kesilmişti. Biraz daha böyle durduktan sonra yeterli olduğunu düşünüp geri çekildiğimde kolumdan tutup beni yatağa yatırmıştı.

"Yoongi sen cidden canına susamışsın" ellerini iki yanıma koyup bacaklarını aynı şekilde yerleştirmişti.

"Öyle miymiş?" Bir saniye bile ciddi olamıyordu. Hayır yani dünyayı kurtarmasını beklemiyordum. Biraz ciddi olmasını istiyordum. Ciddiyetsizliği canımı sıkıyordu.

"Hep böyle ciddiyetsiz misin?" Sorum onu biraz şaşırtsada belli etmemeye çalıştı.

"Ciddiyimdir ama o yanımı görmek istemezsin küçük kız" sinirle omuzlarından ittirip yataktan kalktım.

"Seni de küçük kızınıda sikeyim!" Yoongi kendisini sırt üstü yatağa atıp bir kolunuda başının altına koymuş beni izliyordu.

"Yapabilirsen buyur" yerdeki terlik gözüme çarpınca hırsla yerden alıp Yoongi'ye fırlattım. Karnına isabet ettiğinde kaşlarını çatarak bu sefer bana atmıştı. Kaçmaya çalışırken istemsizce çığlık atmıştım. Yinede kaçamamıştım.

"Sen var ya ölmek istiyorsun!" Diye bağırıp terliği geri attım. Tekrar bana döndüğünde bunun döngüye gireceğini anlayıp yere attım.

"Uslu bir kız olmalısın Valeria" gözlerimi şaşkınlıkla büyüterek 'hah'ladım.

"Nasıl olmam gerektiğini senden mi öğreneceğim" bu sefer havluyu yüzüne fırlattım. Üşüdüğümü hissedince sinirle söylenmeye başladım.

"Senin yüzünden hasta olacağım aptal"

"Havluyu bana atacağına kurulanmayı deneyebilirsin"

"Beni ıslamasaydın böyle bir gerekliliğim olmayacaktı" yatağından kalkıp dolabına yöneldi. Kapakları açıp biraz karıştırdıktan sonra siyah üzerinden yazılar olan bir tişört çıkardı.

"Al bunu giy" diyip tişörtü uzattı. Elinden alıp üzerime giydim. Tişörtü bana büyük geldiği için eteğim gözükmüyordu. Kollarıda dirseklerime kadar geliyordu.

"Yakıştı" diyip yan gülüşünü yüzüne yerleştirdi.

"Ya hemde çok" dedim yüzümü buruştururken. Eve böyle ıslak ve başka bir tişörtle gidersem bizimkiler beni sorguya çekip beynimin etini yiyecekti. Eğer DB üyesi Yoongi'nin diğer adıyla Agust D'nin yanına gittiğimi öğrenirlerse daha kötü olabilirdi. Dışarda beklersem bu ıslak halimle hasta olup ölebilirdim. Burdada kalamazdım. En iyisi arabada klimayı açıp beklemekti. Yoongi'yle biraz daha aynı ortamda bulunmak istemiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.