İçeriğe geç

back to you, myg

Bölüm 1 · 3 dk okuma

back to you, myg

Bölüm 1

1.Bölüm

Adım seslerimin yankılandığı boş sokakta ben ve sokak kedileri dışında kimse yoktu. Seoul'ün göz alıcı sokaklarının aksine gerçeklerle dolu bu sokaklar benim gibi bir çok insanın kaderiydi. Seoul'ün arka sokakları diye bir gerçek vardı. Yaşadığın ortam şekillendirir karakterini o kalıpları kırmakta sana düşer. Bende o kalıpları kıranlardandım. Peki bu iyi miydi yoksa kötü müydü? Bilmiyorum ama şu an olduğum konumdan gayet mutluydum.

Ailemin evinden ayrılalı çok olmuştu. 5 yıl ya da daha fazla. 18 yaşındaydım gerçeklerle yüzleştiğimde o zamanlar elimden tutan kişi Jungkook olmuştu. Sonrası ise ikimizinde bir çeteye katılıp kaderimizi yazmaya başlamamızla devam etti.

Yürüdüğüm boş ve karanlık sokak sebepsizce içime huzuru işlemişti. Elimi cebime atıp sigara paketimden bir dal çıkardım. Dudaklarımın arasına yerleştirip diğer cebimdeki beyaz çakmağımı çıkarıp sigaramı yaktım. İçime çektiğim ilk dumanı gülümseyerek havaya üflerken yaşadığımı hissetmiştim. Günün sonunda tek başıma yürürken içtiğim sigara beni rahatlatıyordu.

Yoluma çıkan taşa ayağımın ucuyla vurdum. Karanlığa doğru gidişini izlerken beklemediğim bir ses duymak beni şaşırtmıştı.

"Taşı atan canına mı susadı!?"

Duyduğum kalın bir erkek sesiydi. O tarafa doğru yürüdüm. Karanlıktan zar zor seçebildiğim yüze baktığımda soğuk bakan gözleri benimle kesişmişti.

"Henüz hayır" kaldırımın kenarına oturmuş nehri izleyen bedene baktım. Artık yüzü daha netti. Beyaz teni ve tenine zıt koyu saçları dikkat çekiyordu. Benim gibi o da beni inceliyordu. Onu umursamadan yanına oturdum.

"Yalnızlığımı bozman canımı sıkıyor" karşıya bakarak konuştuktan sonra bakışlarını bana çevirdi. Söylediği şeylere ukala bir tavırla güldüm. Parmaklarımın arasındaki sigaradan bir nefes alıp ona doğru üfledim.

"Peki seni tutan şey ne?" dudağının kenarı alayla kıvrılmıştı. Onu taklit eder gibi bende yan gülüşümü sergiledim.

"Başından beri burda olan benim" bu sefer kahkaha atmıştım. Söylediği şey artık ilkokul kavgalarında bile söylenmiyordu.

"Çok çocukça" diyip dumanı havaya üfledim. Artık sigaramın sonuna gelmiştim. Yere atıp ayağımla üzerine bastım. Beni duymazdan gelerek o da cebinden bir paket çıkarıp sigarasını yakmıştı.

Ellerimi arkama koyup ağırlığımı ellerime verdim. Yanımda duran yabancıyı incelemeye başladım. Siyah düz saçları gözlerini kapatacak kadar uzundu. Elleri ince ve kemikli bir yapıya sahipti. İtiraf etmek gerekirse gerçekten yakışıklı bir yüzü vardı.

"Beni izlemeyi ne zaman kesersin?"

Başını bana çevirip az önce yaptığım gibi dumanı bana doğru üflemişti. Omzumu silktim.

"Canım ne zaman isterse" söylediğim şey gözlerini devirmesine neden olmuştu. Sinirlerini bozuyordum ve bu hoşuma gidiyordu.

"Burda oturmak istiyorsan sessiz ol" istemsizce tek kaşım kalkmıştı.

"Bir düşüneyim...sessiz olmak istemiyorum"

Bedenini bana doğru çevirdi. Bakışları sert ve dümdüzdü.

"Sus!"

"Sustursana!" İddialı bakışlarla ona bakarken bana doğru eğilip fısıltı şeklinde konuştu.

"Bence bunu hiç istemezsin" geri çekilirken yüzündeki piçimsi gülümseme daha da büyümüştü.

Oyun oynuyordu demek. Pekala oynarız, utanacak birisi değildim.

Aramızdaki mesafeyi azaltıp fısıldadım.

"Belkide isterim"

Alayla gülerken bitmiş sigarasını yere atıp bana baktı.

"Arsızsın" ayağa kalkıp karşısına geçtim. Ne yapmaya çalıştığımı anlamak ister gibi bakıyordu.

"Öyle derler ama sana bir gerçeği söyleyeyim mi?" Konuşmadan öylece bakıyordu. Sessizliğini evet olarak kabul edip konuştum.

"En az benim kadar sende arsızsın"

'Öyle mi' der gibi bakıp ayağa kalktı.

Bir kaç adımlık mesafeyi kapatıp keskin bakışlarını üzerimde yoğunlaştırdı.

"Başını belaya sokmadan durabiliyor musun?" Sorduğu soruyla gülmeden edememiştim. Haddinden fazla cesur ve kendimden emin olduğum için başım belaya girmiyor değildi. Ama bu belalardan kurtulmak benim için çocuk oyuncağı haline gelmişti.

"Durabiliyorum ama tercih ettiğim yol bu değil" biliyorum biliyorum iflah olmaz birisiydim.

Karşımdaki beden ikinci sigarasını yakarken elindeki çakmağı alıp havada salladım.

"Bir daha ki karşılaşmamızda geri alırsın" diyip göz kırptım. Yamuk bir gülüşle başını sola çevirdi.

"Baş belasısın" başımla onu onayladım. İçimden bir ses tekrar karşılaşacağımızı söylüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.