Günler geçti ama Cemre o varlıkları görmeye devam etti. Yatağında otururken başında dikilen insan silüetini gördü o gün...
Ders çalışmıştı sınavları için. Yavaşça etrafı topladı ve üstünü değiştirdi. Kafa dağıtmak için bir kaç sayfa kitap okudu. Daha sonra ışığını kapattı ve yattı yatağına. Aldı telefonu eline ve biraz dolaştı. Sınavları vardı ve hem ailesinin baskısı hem de gördüğü şeylerden bunalmıştı. Tam yanındaki masadan su almaya uzanıyordu ki başında dikilmiş ona bakan siyah, gülümseyen ve insana benzeyen bir varlık gördü. Dona kalmıştı. Başında ki varlık ona bakıyor ve gülümsüyordu. Korktu ama bir şey yapmadı. Yavaş yavaş doğruldu. Fakat o varlık gözlerini ondan ayırmıyor, sürekli ona bakıyordu. Yüzünde ki gülümseme korkmaya yetiyordu. Ne yapacağını düşündü. Küçükken yaptığı gibi yavaşça yorganı üzerine çekti ve uyumayı denedi...
Hepimiz böyle değil miydik küçükken? En ufak şeyden korkar, yorganın altına saklanırdık... Gördüklerinden sonra zaten kötü ve baskı altında olan hayatı daha da kötüye gidiyordu...
Aradan bir yıl geçmişti, artık çok az görüyordu o varlıkları. Saçları da kısalıyordu, yavaş yavaş...
İnsanın yaşamasına neden olan kişiler vardır. Doğduklarında genç bir çocuk olana kadar ailesi, genç bir bireyken sevdiği kişidir. Cemre’nin ise çocukluk ve gençlikte tek birisiydi yaşama sebebi. Hangimizin ailesi düzgün sevdi bizi? Hangimize hiç baskı uygulamadı? Şu anki çocukluğunu bitirmiş gençler ise ne ailesiyle iyi olabildi ne de çevresiyle. İnsanlar saçma ve küçük kusurlar için kalp kıracak hale geldiler. Bunun en büyük örneği zorbalık. Cemre arkadaşlarından görmesede ailesinden gördüğü sevgisizlik ve zorbalık ile büyüdü...
Küçükken herkesin en az bir güzel anısı olmuştur ailesiyle. Eğer notları daha fazla önemseyen, çocuğunun mutluğunu hiçe sayan bir ailede değilse. Notlar başarının sahte yüzüdür. İnsanlar her ne kadar “Notu yüksek ise daha akıllıdır, notu düşükse sevilmeye değmez.“ düşüncesi ile hareket etsede herkes sevgiye muhtaçtır...