Emre polisler ile birlikte polis arabasına bindi ve arabanın olduğu yere gittiler.
Arabadan indiler ve arabanın olduğu yere gittiler. Emre arabayı ve arabanın olduğu yeri gördüğünde duraksadı.
“Hayır, bu mümkün değil.” diyebildi sadece. Cemreler olay yerine çoktan gelmişlerdi.
Cemre bulduğu bir yere oturmuş ağlıyordu. Ferhat bir eliyle Cemreye sarılıyor diğer eliyle Cemre’nin elini tutuyordu.
“Cemre’de biliyor.” dedi. Cemre kafasını kaldırıp Emreye baktı.
Ve sinirli bi şekilde ayağa kalkıp Emre’nin üzerine yürüdü.
“Sen yaptın değil mi? Sen yaptın ve saklıyorsun. Adım kadar eminim, tanrıya yemin olsun ki senin yaptığın çıkarsa seni yaşatmam Emre. Biliyodun, Eda’nın Delibal’ı izlediğini biliyodun. Bu yüzden arabasını buraya getirdin. Önceden yaptıkların yetmedi mi Emre? Önceden kalbini paramparça ettin yetmedi mi?” söylediği cümlelerle Emre’nin yakasına yapışması bir olmuştu.
“Cemre sakin ol. En azından olmalısın, denemelisin. Eda her nereye gittiyse bulacağız onu.” dedi ve Cemreye sarıldı Ferhat.
Cemre ise daha fazla ağlamakla yetindi. Emre ise sadece “Yemin ederim ben bir şey yapmadım.” diyordu.
“Komiserim, bir mektup bulduk!” sesiyle herkes arabaya döndü.