Ertesi gün...
Canım hiç okula gitmek istemiyordu ama bugün hediyeleri verecektik. Dün uyuduğum bir iki saatti. Onun dışında Seray'ın hediyesini hazırladım.
Mehtap gelince evden çıktık. Yolda beni güldürmek için telefonundan komik videolar izletip duruyordu ama gülmek bir yana dudaklarım bir milim bile yukarı kıvrılmıyordu.
En sonunda sınıfa girince telefonu kapatıp cebine attı ve ben de derin bir nefes aldım.
Sırama gittim. Onur çoktab gelmişti.
" Güzelim. Neyin var? Neden üzgünsün?"
" Ay yok! Ben bu kızı güldürmek için bir yerlerimi yırttım ama yok! Gülmüyor ya! Dünden beri gülmemek için yemin etmiş resmen. Onur bu kızı güldür benden sana 200 lira!"
" Mehtap dur bir kız ciddi ciddi gülmüyor. Ne oldu dün?"
" Annesigil gelecekti ya. Onun için en sevdikleri yemekleri yapmış masaya koyacağı son iki tabakta da onlar var. Kemal Abi'de gel sen görme çarp yemekler yer de tabaklar kırık. Ona başladı söylenmeye, ağlamaya. Sonra halam aradı Kemal Abi'yi gelemeyeceklermiş. Bir de ona ağlamaya başladı. Her şey üst üste geldi anlayacağın."
" Güzelim?"
" Hayır Kemal Abi sonradan gitti çamaşır suyu aldı görev gelene kadar da yeri temizledi."
" Göreve mi gitti? Ama..."
Beni yine bir hüzün kaplamıştı. Keşke o kadar kızmasaydım. Ya bir şey olursa? Kendimi asla affetmem.
" Ben sana söylemeyi unuttum dimi?"
" Önemli değil. Sadece. Dün çok aksi davrandım. Keşke uyandırsaydınız da bir özür dileseydim."
Bir an da ona bu kadar sert çıkıştığım için kendimi kötü hissettim.
" Ya kuzen özrü takma kafaya Kemal Abi affetmiştir seni zaten. Hatta dün kendisine kızıyordu seni üzdüğü için."
" Affetmiş midir gerçekten?"
" Evet. İçin rahat olsun o konu da. Ay neyse hadi hediyeleri verelim."
Önce Musa Mehtap'a verdi.
" Ne seversin çok bilemedim ama Melisa'dan biraz tüyo aldım."
Işıklı, sesli ve şarjlı masa aynası almıştı.
" Ya çok teşekkür ederim. Uzun zamandır gördüğüm ama bir türlü fırsat bulup alamadığım bir şeydi. Gerçekten çok sağol."
" Rica ederim. Beğenmene sevindim. O zaman Tuba'ya geçelim."
Tuba Onur'a verdi.
" Yani benim ki büyük bir şey değil aslında ama anlamlı yani."
" Bacım hediyenin her türlüsü anlamlıdır."
Grup içi sohbetlerde birbirlerine hep bacı ve gardaş derlerdi. Mehtapla ben de biraz başlamıştık ama onlar kadar değil.
Ben Tuba'nın ne aldığını biliyordum. Bu zamana kadar çekildiğimiz toplu veya herkesin Onurla tek olan fotoğraflarını koyduğu bir küçük bir albüm kutu yapmıştı kendisi. Ben de onun bu fikrini duyunca Saye'ye böyle bir hediye yapmıştım.
" Sıra Manolya'da. Vallahi çok merak ediyorum o büyük pakette ne var?"
" Ben önce sevgilime hediyesini vereceğim."
Onur'a hediye paketine sardığım kitabı uzattım.
Kaşları çatık bir şekilde paketi açtı. Açar açmaz şok olduğunu belli ederek bir bana bir kitaba bakıyordu.
" Lan! Bu gerçek mi?"
Beni kendine çekip sarıldı ve saçlarımdan öptü.
" İyi okumalar dilerim sevgilim."
" Ya seni yerim ben! Nerden buldun kızım bunu?"
" İki sokak ötede bir sahaf var orada vardı."
" Çok teşekkür ederim aşkım."
Yanağıma sulu bir öpücük kondurdu.
" Ya tamam! Sevindiniz bitti. Manolya gerçek hediyen kime ve ne?"
Portreyi çıkarıp Saye'ye uzattım.
" Mano! Gerek yok demiştim. Sen zaten bana en güzel hediyeyi verdin geçen gün ya! Keşke hiç uğraşmasaydın."
" O bir hediye değildi. Fark etmiş biri ve arkadaşın olarak yardım ettim. Bu sebeple gerek vardı. O konuyu bir daha sakın böyle şeyler de önüme çıkarma."
Paketi açtı. Kendisini çizdiğim portreyi görünce neredeyse ağlayacaktı. Dün gece uyumayıp ugraştığım şey bu portreydi.
" Ya! Aşkım!"
Yanıma geldi ve bana sarıldı.
" Çok teşekkür ederim."
" Güzel bir yere koy yoksa seni öldürürüm."
" Odamın en güzel köşesini senin için boşaltıp hepsini bodruma yollayacağım."
Geri yerine geçti.
Onur bir anda önüme büyük bir kutu koydu.
" Uzun süreli değil ama beğeneceğin bir şey."
Kutuyu açtım. Çikolata ve şeker doluydu.
Alkış yapıp Mehtap'ın içine giden eline vurup kutuyu kendime çekip sarıldım. Sonra içinden bir tane şekeri ağzıma attım.
" Aşk ya! Ben de seni yerim yaw!"
Bir tane çikolata alıp bir ısırık aldım gerisini de ona ellerimle yedirdim.
" Evet. Sıra Mehtap'ta."
Mehtap Melisa'ya aldığı makyaj setini verdi.
" Ya bu yıl herkese en istediği şeyler mi alınıyor ya! Şu renklerin güzelliğine bakar mısın?"
" İtiraz yok ben de kullanırım."
" İtiraz mı ayıp ediyorsun Meho. Al kızım sen de kalsın ya. Sen ban aldın ya o bana yeter."
Çantasından ıslak mendil çıkarıp dudağında ki ruju silip setteki ten rengi tonunda ki ruju sürdü. Çokta yakışmıştı.
" Güle güle sür aşkım."
" Teşekkür ederim bebiş kesene bereket."
Mehtapla birbirlerine öpücük attılar.
" Ee? Sıra kimde? Ben daha hediyemi almadım."
Saye çantasından küçük bir kutu çıkardı.
" Bunu vermem doğru mu bilmiyorum ama bazı şeyler iyice canımı sıkmaya başladı. Bazen insana geçmişi hatırlamak yük olurmuş bazense çok mutlu olurmuş insan. Yeni yılın kutlu olsun Kerem."
Bu konuşmanın altında yatanı bir tek Mehtapla ben bilmiyorduk sanırım.
Kerem de anlamaz bir şekilde kutuyu alıp açtı. Açtığı ilk an da küçük bir şok geçirdi ama benim dışımda kimsenin anlamadığı kesindi. Sonra hemen toparlandı.
" Ne demek istediğini anlamadım ama kolye güzelmiş. Teşekkür ederim."
Hepimiz Saye'ye döndük. Herkes merak ve hüzünle bakarken Saye o kadar da mutsuz değildim.
" Beğenmene sevindim."
Celal çantasından bir kutu çıkardı ve Tuba'ya uzattı.
Tuba açar açmaz elini ağzına kapattı. Kapatmasa çığlık atacak gibiydi.
" Cidden yaśadığım en güzel yıl başı olacak ya! Çok teşekkür ederim gardaşım. Sayende takı kutum renklenecek. Meho şunu taksana."
Mehtap kolyeyi alıp Tuba'nın boynuna taktı.
" Çok güzel oldu kız."
" Beğenmene sevindim güzelim çünkü şu kutuyu da sana takdim edeceğim."
Tuba'ya verdiğinin daha büyüğü bir kutuyu Mehtap'a doğru itti.
Mehtap açarken ben de baktım.
Takı seti.
" O-ha! Ya ben sırf bunun için Türkiye'ye gelmek istiyordum. Sevgilim gerçekten harikasın ya!"
Celal'in yanına gidip yanağına öpücük kondurdu.
Melisa elinde ki büyük kutuyu Musa'ya verdi.
" Bulacağım diye afedersiniz ama bir yerlerimi yırttım valla."
Oyun CD'si.
" Oğlum bu serinin en narin bulunan oyunu lan!"
" Harbi ha! Bu oyuna bir şey olursa Melisa'dan önce ben seni gebertirim yeminle."
" Ee Kerem? Sana da istediğin biri çıktı herhalde."
" Evet. Öyle oldu. Ben sonra versem olmuyor mu ya?"
" İyi ama verdiği kişi gelip verdiğini söylesin."
Herkes dağılacakken Melisa durdurdu.
" Dostlar babamın bir arkadaşı parti veriyormuş ben de bize davetiye aldım. Akşam oradayız. Haberiniz olsun."
Başımı salladım. Herkes gidiyordu.
" Mano biz bugün de alışverişe gidiyoruz demek bu."
" Kesinlikle kuz.."
" Kuz. ne be? Kazla kuzu arası."
" Napçan? İki saat kuzen mi diyeyim? Kısaltıp kuz dedim."