Helloooo!
uzun aradan dolayı kusura bakmayınız lakin sınavlarım başlıyor bu sebeple yazarsam hafta da bir ya da iki haftada bir atacağım bölümleri.
Bir buçuk hafta çalışma bir buçuk hafta da yazılılar yani toplam üç hafta 😭.
Ben sizi çok özlerim amaaa.
.............................................................
Barmen beni tanıyordu. Bu sebeple her zaman içtiğimi söyleyip Mehtap'a döndüm.
" Nasıl beğendin mi?"
Başını salladı. Sonra kulağıma eğildi.
" Ben varım diye onları ihmal etme, Onurla da git konuş, sarıl, teklifini kabul ettiğini söyle. Benim yüzümden şey yapma yani. Ben yaşarım acımı tek başıma."
" Acını tek başına yaşamanı isteseydim seni arkadaşlarımla tanıştırıp böyle bir ortama getirmeyi teklif bile etmezdim Mehtap. Ayrıca bence bu gece başka bir aşka yelken açabilirsin."
Yüzüme anlamaz anlamaz baktı. Göz devirip açıkladım.
" Celal. Gözlerini senden alamıyor ama ben aşk dertlerini çözmem gereken şahıs olarak seni kast ettiğim için yaklaşamıyor."
" Neden ki?"
" Rahatsız olacağını düşünüyor."
" Olmam."
" Ama o bunu bilmiyor. Şuan senin yanında olacak birine ihtiyacın var ve ben bana verdiğin görev için duramam. Bence git ve konuş. İyi çocuktur."
" Yanımda olacak birine ihtiyacım yok Mano. Ama konuşmak güzel olurdu."
" Git konuş o zaman salak! Ben bana verdiğin görevi yapmaya gidiyorum. Dayanamayacağım daha fazla."
" Evet! Git hadi git!"
Ben Onur'un yanına gittim barın önünde ki masanın en ucundaydı.
" Selam."
Bana çapkın bir sırıtışla baktı.
" Selam."
" Naber?"
" İyi. Sen?"
" Kötü!"
" Neden?"
" Ya bu nasıl bir öküzlük ya! Telefonda maşallahın var. Flörtün anasını ediyorsun. Ama yüz yüze gelince öküzsün. Öküz!"
Güldü.
" Ben mi öküzüm?"
" Yok! Ben! Tövbe Yarabbim! Onur sen beni delirtcek misin?"
" Az önce aşagıda elini tuttuğumda önce izin verdin sonra çekti Manolya. Ne yapmamı istiyorsun? Nasıl davranayım?"
" Beni denlemeni istiyorum. Mehtap daha yeni sevgilisinin birini onla aldattığını öğrenmiş. Zaten onu kendine getirmek için buraya getirdim."
" Bana açıklama yapmana gerek yoktu."
" Vardı. Çünkü artık sıkıldım."
" Neyden?"
Yanlış yerden girmiştim.
" Dur konuya yanlış yerden girdim. Eee... Heh! Hani senden bir zaman istemiştim ya."
" Evet?"
" Gerek yokmuş. Artık gayet iyi hissediyorum."
" Yani?"
" Onur bana kafayı yedirtme! Anla işte!"
Güldü.
" Tamam tamam. O zaman şimdi biz çıkıyor muyuz?"
Ona ' ama ya!' bakışımı attım.
" Sadece emin olmak için soruyorum."
" Evet Onur. Evet biz çıkıyoruz."
Kendi söylediğime önce ben de inanamadım.
" Biz gerçekten çıkıyor muyuz şimdi?"
Heyecanla boynuna atladım. Heyecanım hem kendimi tekrar açmayı başardığım hem de bunu Onurla yaptığım içindi.
O da bana sarıldı.
" Güzelim."
" Onurumm."
Ayrıldık.
" Şuan çığlık atmak istiyorum."
" Ben de. Beraber atalım mı?"
" Burada mı?"
" Evet."
" Olur."
İkimiz de aynı anda mutluluk çığlığını basınca mekan bizim çığlığımızla dolsa da bizimkiler dışında kimse umursamamıştı.
" Hayırlı olsun kuzen."
Mehtap gelip bana sarıldı. Ben de ona.
" Sen olmasan bu mutluluğu tadamazdım Mehtap. Teşekkür ederim."
" Konuşmaya başladık. Bundan sonra her an yanındayım. Benden kurtulamzsın."
Güldüm.
" Siz ne zaman dönüyordunuz İngiltere'ye Zonya?"
" Annemler bir hafta sonra gider ama ben tabii sizde isterseniz hep burada kalmak istiyorum."
" O zaman Zonya kimliğin tozlu raflara Mehtap masaya. Bundan sonra ben de seni salmam."
Güldük. Kulağına eğilip fısıldadım.
" Bence sadece ben değil başkaları da dalmaz bence seni."
Bu kadar kısa sürede ne kadar içti bilmiyorum ama bu dediğimi anlamayacak kadar içmişti. Sarhoş olmadan kurtaracak iyiydi.
" Celal diyorum. Seni salmaz diyorum. Kuzen ya!"
Başta fısıldamıştım ama son cümle de bağırmıştım.
" İki dakika da bunu anlamayacak ne kadar içmiş olabilirsin?"
" Altıncı fondibini yapıyordu siz çığlığı basarken."
Oha! Celal sarhoş olmasın diye fondiplerini mi sayıyor?
Dur bir saniye altı mı dedi o?
Yuh!
" Yuh Mehtap! Ya aklı başında kızsın diye uyarmadım ama keşke uyarsaydım. Başka içmiyorsun! Dayım ona yakın fondipte sarhoş olduğunu söyledi."
" O ben çok içmeyim diye öyle dedi. Yoksa on beşten aşağı sarhoş olmam ben."
" Hıı. Kesin."
" Mano! Olmam dedim!"
" Şuan bile kafan güzel Mehtap! Kimi ikna etmeye çalışıyorsun sen! Başka içmeyeceksin işte o kadar! Dayımı ararım bak! O alır bizi."
" Öff. Sen beni kafa dağıtmaya getirmedin mi? Ne diye katısıyorsun? Kafa dağıtıyorum işte."
" Bu kafa dağıtmak değil. Sarhoş olamaya çalışmak."
Biz konuşurken burada barmenlik yapan arkadaşım Selin geldi.
" Selem. Naber? Gelmez olmuştun dert bitti diye seviniyordum."
Bir ara ona yanlışlıkla 'selem' diye selam verince selamlaşmamız hep ' selem' olarak kaldı.
" Selem. İyi senden?"
" İyi de hayırdır yine neye dertlendin?"
" Bu sefer ben dertli değilim muhteşem keyifliyim de kuzenim değil ona geldik bu sefer de."
" Aa? Senin keyifli olduğun zaman var mıydı ya? Valla bunu da gördüm ya ölsem yeridir."
" Bana ölmek deme Selin! Sinirlerimi ve keyfimi bozma!"
Birden kolumdan tutup yüzlerimizi daha çok yaklaştırdı ve bana inanamayacağım bir şey söyledi.
" Senin keyfini ve sinirlerini ölmek değil de birazdan burada bir toplantısı olacak olan Çağrı NEPAL bozmalı."
" Ne! O buraya mı gelecek?"
" Evet. Birazdan burada olur."
" Beni fark etme olasılığı sence kaç?"
" Körse, %95."
" Değilse?"
" 99."
" Sağol ya! Çok iyi moral veriyorsun."
" Doğrular bunlar. Ne yapacaksın?"
" Toplantı halk barında mı VIP' de mi?"
" Ne fark eder ki? Her türlü seni görecek."
" Halk barındaysa bir ihtimal hayır."
" Halk barında. Aklında ne var?"
" Bizi VIP'ye alacaksın."
" Delirdin mi Mano. Mesut Bey hayatta izin vermez."
" Ne vermezi be! Abim o benim. Abiler kardeşleri için her şeyi yapar."
" Elinden geleni. VIP ona ait olsa seve seve alır. Ama ona ait değil."
" Siz ne konuşuyorsunuz bakım fısır fısır."
" Hiç."
" Birazdan bir suçlu burada bir toplantıya girecek ve bu adam aynı zamanda Mano'nun annesiyle babasının eceli düşmanı enişte."
Ben söyledikleri yüzünden Selin'e ' yedim seni.' bakışlarımı atıyorken Onur'da bana endişeyle bakıyordu.
" Ne yapacağız?"
" VIP'ye geçiçez."
" Mesut ABİNLE konuş o zaman ona ben müdahale edemem."
" İyi be. Gençler iki dakika herkes benimle arka tarafa gelebilir mi?"
Gruba sorduğum soru herkesin yüzünde bir meraka yol açmıştı ama yine de dediğim gibi hep beraber arkaya gittik.
Mesut Abi'nin kapısını çaldım.
" Gel!"
" Mesut Abimm!"
" Mano meşgulum demiştim."
" Azcıkta benim can sağlığımla meşgul olsan."
" Yine kaç kadeh içtin?"
Masasında ki evraklar her ne ise nezaket edip de başını kaldırmadı.
" Bir bile olmadı."
" O zaman hangi barmeni kovman gerek?"
" Hiçbirini. Şu kağıt yığınından iki dakika kaldır başını be adam! Hayat memat meselesi diyorum!"
Ani çıkışmamla başını kaldırdı. Derin bir nefes alıp verdi.
.............................................................
Biraz kısa bir bölüm gibi duruyor sanki ama ilk yazdığım da çok kısa olacaktı bu olayı bu bölümde tamamlasaydım çok uzun olacaktı. Bu sebeple biraz yarıda kestim.