Geç geldi kusura bakmayın. Artık iki güne bir bölümler atmayı düşünüyorum aşklarım. O zamana kadar yorum yapan kişi sayısı da artar umarım.
Neyse size keyifli okumalarrr...
.............................................................
O telefona bakarken ben Melisaların grubuna mesaj attım. Üçü de - Melisa, Seray, Tuba - geliyordu.
En son Onur'a arıyordum Mehtap'ın hoparlörü açmam konusunda ki ısrarlarına yenilip açtım. İlk çalıştı açıldı.
O: Prensesim.
Bir insan tek kelimede bitebilir mi? Ben bitiyordum.
M: Onur şey biz kuzenim ve Melisagille kafa dağıtmaya çıkacağız da sizler de gelir misiniz diye soracaktım.
Yanında büyük ihtimalle Celal vardı. Ona gruba yazmasını söyleyip bana geri döndü.
O: Tamam. Biz de - Onur, Celal, Kerem, Musa - geliyoruz.
M: Tamam o zaman. Görüşürüz.
O: Nereye gideceğimizi söyelemeden görüşemeyiz gülüm.
Durun ölüyorum. Bu çocuk bana gülüm mü dediiii.
M: Ay, unutmuşum. Ben sana konum atarım.
O: Tamam güzelim bekliyorum.
Anam güzelim de dedi.
Tepkim birilerine göre aşırı olsa da ben böyle şeylere alışık değilim.
M: Tamam. İsterseniz Celalle bizi evden de alabilirsiniz aslında.
Kendimi bir anda cilve yaparken buldum.
O: Uslu dur. Ses tonun hiç hoşuma gitmedi.
M: Aa? Ne var ki ses tonun da canım? Sadece bizi evden de alabilirsiniz dedim yani ne var bundan.
O: Meleğim. Melekler masumdur. Şimdilik melek kal.
Onur'un ve benim bu konuşmalarımızı duyan Mehtap bize şok içinde bakıyordu.
M: Ama ben çiçeğim.
O: Çiçeksen de çiçek ol ve uslu dur ki sen bir prensessin. Prensesler uslu kızlardır.
Ayol! Bu çocuk beni dellendirecek. Aaaa!
M: Aman! İyi be! Almazsanız almayın biz gelemiyorum sanki.
O: Prensesim trip atma ama bana. Daha ettiğim teklifi bile kabul etmedin.
M: Ha etsem yapacağız yani.
O: O kadar da değil bunun daha sözü var, nişanı var , düğünü var güzelim. Bu işler o kadar kolay değil.
Mehtap arkadan bağırdı.
Me: OHA ENİŞTE! OHA!
M: Mehtap! Sen bir sussana!
Me: Ne susacam? Gözümün önünde yapsaydınız bir de lan!
O: Güzelim?
M: Kusura bakma. Eve densiz bir kuzenim misafirliğe gelirse bir rahat bırakmıyor seni.
O: Sorun değil bebeğim.
M: Bebeğin miyim gerçekten?
Onur güldü. Mehtap'ta benim taklidi mi yaptı.
O: Öylesin tabi. Neyse güzelim ben kapatayım da siz hazırlanın.
M: Tamam ama bu işler in olması için bir evlenme teklifi, bir yüzükte lazım biliyorsun değil mi?
O: O kadar iniyorsak o teklif o yüzük için de önce benim çıkma teklifinin kabul edilmesi lazım bebeğim. Hadi hazırlanın siz. Şimdi telefonu kapatacağım ki bu konuşma daha fazla uzatmasın ve diğerlerini beklemeyelim tamam mı?
M: Tamam prensim.
Ahizeden bir gülme sesi daha geldi.
O: Onu sonra konuşacağız. Ne kadar hemen konuşmak istesem de. Belki bugün bir kaçamak yapabiliriz ha? Ne dersin?
M: Kaçamağa gerek yok derim. Neyse görüşürüz. Bu kuzenim bana 'seni öldürcem ' bakışı atıyor. Ölmeden kapatayım.
O: Tamam. Görüşürüz.
Telefonu kapattım.
" Çocuğa niye yalan söylüyorsun ki şimdi sen? Beni kötü tanıyacak."
" Aşkım başka bir şekilde kapatamayacaktık ki. Hem merak etme öldürücü bakışlar iyidir, kurbandır."
" İyi peki. Öyle olsun bakalım. Ayy! Ben çok heyecanlandım! Şimdi biz senle hem bugün ciddi ciddi anlaşmaya başladık ve ben senin arkadaşların artı flörtünle tanışcam öyle mi?"
" İnanması güç ama evet. Neyse hadi elbiselerini çıkar bakalım."
Elbiselerini çıkardı. Hepsi İngiltere'de bir gece hayatına uyuyordu ama İstanbul için en doğru tercihler benimkilerdi.
" Seninkiler çok İngiltere havası. Biraz İstanbul giyin be kızım."
" O zaman sendeyiz. Çünkü ben de bu kadar."
" Şapşik gel buraya da bir İBGKK gör."
" İBGKK ne be?"
" İstanbul Boğazı Gece Kıyafeti Koleksiyonu."
Güldü. Hatta direk kahkaha attı.
" O ne be kızım."
Güldüm.
" Sorgulama. Okuyup aşık olduğum bir kitaptan kopyaladım."
Gülerek dolabımı açtım. Gerçekten de gece kıyafetlerim vardı ve bence gayet güzellerdi de.
Telefondan şarkı açtım.
" Ebru'dan Meyhaneci huzurlarınızda."
Neşeyle bağırarak ikimiz de şarkıya eşlik ediyorduk.
O dizinde biten, sırt dekoltesi derin olan siyah saten elbisemi ve altına da escarpin ayakkabılarımı giymişti ve ikisi de tam olmuştu.
Bense dizimin biraz daha aşağsında biten kırmızı ve sadece sırt değil göğüs dekoltesi de olan ama derin olmayan bir elbise giymiştim. Kumaşlarla ilgili bir tek saten ve penyeyi bildiğim ve bu elbise de ne saten ne de penye olmadığı için ne olduğunu bilmiyorum. Ayakkabı olarak da siyahtan kırmızıya geçişli olan balerin topuklularımı ( gerçek ismini bilmediğim için balerin topuklu diyorum )giydim.
Makyaj olarak sadece rimel ve kırmız ruj sürmüştük çünkü Allah'a bin şükür bebek gibi yüzlere sahiptim ikimizde. Allah nazarlardan korusun. Amin!
O kadar fesat flörtleşmeden sonra biraz iman iyi geldi vallahi.
Saçlarımızı da ben kendimi kimi şu dalgası yapmış açık bırakmıştım. O ise dalgalı saçlarını düzleştirmişti. Ve tam tepeden bir at kuyruğu yapmıştı. Dürüst olmak gerekirse yakışıyordu da.
30 dk sonra ...
Mekanın önüne gelmiştik. Diğerleri bizi kapıda karşıladı.
" Nerdesiniz kızım ya! Öldük meraktan."
" Otobüs şoförünün suçu! Gerizekalı, beyinsiz, aptal."
Benim söylenmemi duyan Onur yanıma geldi ve elimi tutup konuşmaya başladı.
" Bu güzelliği bu kadar sinirlendiren ne yapmış olabilir acaba?"
" Düğmeye basıyoruz durmuyor. Bir şey dicem olmicak şimdi."
Sinirle cevap verip Mehtap'ın da burada ve aşk acısı çekiyor olduğunu hatırlayarak Onur'un tuttuğu elimi çektim. Bu hareketime hem üzülmüş hem şaşırmıştı.
" Ee. Bu kuzenim Mehtap. Bugün herkesin burada olmasını sağlayan kişi."
" O kişi tam olarak ben değil bir oruspu olsa da keyfinizi bozmayacağım."
Kulağıma söylediğine göz devirdim. Mesajı aldığını belli eder bir şekilde herkesle tanıştı.
" E. Hadi girelim tanışma merasiminiz bittiyse."
Celal'in dikkati mekana kaydı.
" Burası çok pahalı bir mekân yalnız. İçeri girebileceğimizi bile sanmıyorum."
" O iş kolay ve Celal. Abimin arkadaşının mekânı. Abim gibidir."
Bana soru sorar gibi baktıklarını görünce cebimden mekânın sadece özel konuklarına verdiği VIP anahtarını çıkardım.
" O-ha! Lan bu bildiğin VIP anahtar!"
" Abinin olmasının faydaları. Hadi gelin arkadan girelim Mesut Abi'ye de bir selam vereyim."
Mekâna girdik. Mesut Abi'nin odasına gitmek için mekanın salonuna ters yöne girdik.
Kapıyı tıklattım.
" Gir!"
İçeri girdim.
" Selam!"
Neşemi gizlemlediğim nadir kişilerdendi.
" Ohooo! Zilli! Sen gelir miydin bizi görmeye. Bir de arkadaşlarınla. Kız sen okula başlayalı ne kadar oldu da böyle bir çevre edindin?"
" Dahası da var abi de. Bugün en yakınlarımla takılıyoruz."
" Gençler hepinizle ayrı ayrı tanışmak isterdim. Sizi de böyle kovuyor gibi olmayayım ama gerçekten çok işim var. Yeni bir mekân açıyoruz. Onunla ilgili bir pürüzü halletmem lazım. Gerçekten kusura bakmayın."
" Yok abi. Sorun değil. Benim de mesaim var aşk dertlerini dağıttırmam lazım birine onu dağıtalım diye geldik. Gelmişken seni de görmek istedim."
" Tamam abicim. Bir ara başka bir yerde tanışırız artık gençler. Size iyi eğlenceler."
Mesut abiyle vedalaşıp odadan çıktık. Salona girerken arka kapıda görevli olan adamlara anahtarımı gösterince geçmemize izin verdiler.
Barın olduğu yere gittik.
" Bugün bendensiniz dostlar. İstediğinizi alın."
.............................................................
Biliyorum biraz kısa oldu ama kaç kere kopyala yapıştır yaptığıma inanamazsınız. Konuları ayıracak olsaydım çok daha kısa olacaktı.
Neyse ben giderrrr.