Ertesi gün...
Dün Onurla 2 saat boyunca ders çalıştıktan sonra ona evine kadar eşlik etmiştim. Bugün dün olanlardan sonra ilk defa okulda görüşecektik ve ben nasıl davranmam gerektiği hakkında hiçbir fikre sahip değildim.
Melisa sınıfa gelince onu yanıma çağırdım ve olanları anlattım.
" Yani çok bir şey yok aslında ama ben de çok anlamadım. Yaptıkları senden hoşlandığını gösteriyor sende ona karşı boş değilsin. Ama yani ikinizde birbirinize bir şey söylememişsiniz. Of, be kızım! Ne diye bu kadar karmaşık bir ilişkiye girdin ki!"
" İsteyerek girmişim gibi konuşma Melisa!"
" Sana söyleyeyim büyük bir çıkmazdasın. Kimse çözemez bu ilişkiyi."
" Deme öyle ya!"
" Dedim valla."
" Öf, Melisa! Hiç yardımcı olmuyorsun!"
" Olabileceğim bir konu söyle olayım yavrum. Ama bu konuyu kime anlatırsan anlat yardım edemez."
" Ben bulurum birini."
" Sen bilirsin. Neyse zil çalacak şimdi ben gidiyorum yerime. Sana kolay gelsin."
" Kolaysa başına gelsin."
" Aldım kabul ettim. Amin."
" Cidden delisin sen ya."
" Kuzum aşk gelsin dedin. Ne dememi bekliyorsun?"
" Tamam da böyle çözümsüz bir aşkta gelmesin bence."
" İtiraf ettin."
" Neyi?"
" Onur'a aşık olduğunu."
" Ya hayır. Ben lafın gelişi dedim Mel. Sakın çocuğun yanında saçma sapan şeyler söyleyip beni rezil etme."
" Aşıklar birbirine rezil olmaz ki aşık olurlar. Hem sen demedin mi çözecek birini bulurum ben diye."
" Evet de..."
" De si yok benim başıma gelince beni de götürürsün ona. Hadi bayy."
" Öff Mel! Öff!"
O yerine geçti ben de Ceren'i beklemeye başladım derken sınıfa Ceren girdi.
" Ceren!"
Bana döndü şaşkın bir şekilde baktı.
" Ne oldu?"
" Yardımın lazım. Napıcağımı bilmiyorum."
" Anlat. Çözümsüz problem yoktur."
" Dimi bence de."
" Kesinlikle. Sorun ne?"
" Onur."
" Onur mu?"
" Bak anlatcam ama duygularınla değil gerçek samimiyetinle cevap vereceksin tamam mı?"
" Manolya. Ben zaten Onur'a karşı bir şey hissetmiyorum. O başlarda ki tavrım biraz karışık bir durum. Sonra anlatırım onu ben sana. Zaten dün açıkladım Onur'a da gerçekten ona karşı hislerimin olmadığını hatta bir erkek arkadaşımın olduğunu falan."
" Tamam. Ben anlatıyorum o zaman."
Ceren'e de anlattım olanları.
" Kritik ki ne kritik."
" Ama çözeriz dimi Ceren ya."
" Çözersin çözersin. En başta da söylediğim gibi çözümsüz dert olmazmış."
" Ceren! Çözemediğim için yardım istiyorum zaten."
" Tamam ya şey yapma buluruz bir çaresini. Neyse ders başlıyor. Teneffüste konuşuruz."
" Ya ben şimdi ne yapcam?"
" Normal davran."
Ceren yerine gitti ben de ne yapacağımı bilemeyerek kaldım burda.
Onur sınıfa girince ben bir tedirgin oldum. Ceren'e döndüm. Bana sakin olmam için nefes almamı işaret etti. Melisa'ya baktım o da bana aynı şeyi yapınca yapmaya karar verdim.
Ben üçüncüyü yaparken Onur çoktan buraya gelmişti.
" Selam."
" Selam."
" Naber?"
" İyi senden?"
" İyi demek isterdim."
" Noldu?"
" Dün senden geç çıktım ya."
Dünden bahsetmek bile beni heyecanlandırıyor ve telaşlandırıyordu.
" Ee?"
" Bunu sana anlatmalı mıyım bilmiyorum Manolya."
Manolya dediğine göre önemli bir şey olmalı.
" Hey."
Uzanıp elini tuttum.
" Bana istediğin her şeyi anlatabilirsin."
" Bilemiyorum. Anlatmasam daha doğru olur sanki. Neyse boşver. Zaten çaresi de sen de değil."
Son söyledikleri beni kırsa dün her ne yaşadıysa ona verdim ve bir şey demedim.
" Peki. Nasıl istersen. Ama anlatmak istediğin de ben burada olacağım."
Son cümlemi söylerken elimi kalbinin üstüne koydum.
O ise bana sadece buruk bir gülümsemeyle karşılık verdi.
Hoca gelmişti. Bu sebeple başka bir şey demedim.
Teneffüste...
" Ceren! Ya söyle artık ne yapmalıyım."
" Söylüyorum ama kızmak yok."
" Tamam. Sen söyle de."
" Bilmiyorum."
" Ne demek bilmiyorum Ceren ya! Ben bir saattir boşuna mı peşinde koşuyorum?"
" Şimdi bana kalırsa git dudağına yapış dicem sen bana uyup yaparsan ve dün akşamın anlamı o değilse rezil olcaksın. Bu sebeple bir şey demiyorum."
O sırada Onur'un arkadaşlarından Bertu yanımıza geldi.
" Manolya. Onur seni çağırıyor."
" Ne(!) Ceren ben napcam? Bertu şimdi sana Onurla dün yaşadığımız olayı anlatcam sen de bana ne yapmam gerektiğini söyliceksin. Tamam mı?"
" Çok yanlış kişiye sordun Manolya."
" Sen sus Ceren. Eminim senden iyidir."
" Tamam benim için kavga etmeyin arkadaşlar. Dinliyorum Manolya."
Bertu'ya da anlattım.
" Şimdi söyle bana ben ne yapayım?"
" Mano , knk siz bildiğin yatmışsınız lan. Bundan sonra napayım olur mu hiç?"
" Ne yatması Bertu! Öff! Biriniz de düzgün bir şey söyleyin."
" Sana demiştim çok yanlış kişi diye ama dinlemedin."
" Bertu!"
Aklıma bir fikir geldi. Ama Bertu Onur'u satar mı bilemiyorum.
" Efendim?"
" Onur size benimle ilgili bir şeyler söylemiş olabilir mi acaba?"
" Yoo! Ne alaka ya! Yok öyle bişey!"
Telaşlanma ve göz kaçırma. Yalanın başlıca belirtileridir.
" Bak. Abim bir polis annemle babam da asker. Sence ben yalan söylediğini anlamıyor muyum? Hadi söyle işte! Bak hayat memat meselesi! Sevap be sevap!"
" Tamam. Ama benden duymadın. Tamam mı? Senin kendi düşüncen senin tahminin. Okey?"
" Sen söyle de orasını merak etme."
Ağzında bir şey geveledi ama anlamadım.
" Ne? Bertu düzgün söyle şunu."
" Tamam be. Onur..."
" Evet?!"
" Sana..."
" Evet! Bertu söyle artık delircem!"
" Ama benim söylediğimi öğrenirse beni öldürür ki. Yok yapamam."
" Bertu! Ya söyle ya öl!"
" Aşık!"
" Ne!"
Ben şaşkınlıkla ona bakarken o derin bir 'Oh!' çekti. Sonra bana döndü.
" Ne demek ' Ne?' Manolya. Söyledim ya!"
" Salak duydu ona şaşırıyor zaten."
Ceren benim yerime cevap verince rahatladı.
" Manolya. Hadi gidin. Bir şey anlamasın."
Biz Bertuyla kalkıp Onurların yanına gittik biz gelince Onur diğerlerini gönderdi. Bertu kaldı.
" Bertu lan gitsene."
" Pardon abicim gidiyorum."
Bertu da gidince yalnız kalmıştık.
Onur yaslandığı duvardan doğruldu ve bana yaklaştı.
Beni biraz geçip etrafa baktı. Bu tarafa bakanların sadece Cerenler ve Bertular olduğunu görmüş olacak ki döndü, elimden tutup beni yine duvarla kendisi arasına aldı. Tıpkı dünkü gibi.
Ama bu sefer yüzü yüzüme daha yakındı. Bu da beni biraz heyecanlandırıyordu.
" Ne oluyor diye sormayacak mısın?"
" Hayır. Sormam gerektiğini düşünmüyorum."
" Sormalısın ama."
" Korkmalı mıyım peki?"
" Benden hiçbir zaman korkma prensesim hiçbir zaman."
Yine birden uzaklaştı ve beni yine bir boşlukla karşı karşıya bıraktı.
" Biraz konuşmalıyız."
" Dinliyorum?"
" Manolya ben öyle süslü laflar edemem. Bu sebeple direkt söze geçiyorum. Manolya benimle çıkar mısın?"
Şok oldum. Ama olmazdı.
Onu seviyor muyum?
Hayır. Ona aşığım. Ama henüz çok erken. Hazır değilim.
" Onur. Bak duygularından heberim var ve karşılıksız değil ama henüz daha erken. Yani beni anla lütfen. Daha iki yıl önce eski sevgilim gözümün önünde delik deşik oldu. Ben hazır değilim. Şimdi senle çıkarsam aramız daha kötü olur. Eğer yine de istiyorsan ben seninle seve seve çıkarım. Ama bu ikimize de zarar verir."
Yaptığım bu uzun konuşmadan sonra ne diyecekti bilmiyorum. Mert'i hâlâ unutamadığımı düşünebilirdi unutamamıştım da zaten. Unutmamı beklemiyordur herhalde onu asla unutamam zaten.
" Tamam. Sen ne zaman istersen o zaman gel ben seni hep bekleyeceğim."
" Nasıl yani eski sevgilimi unutamamam moralini bozmadı mı?"
" Hayır. O bir askermiş sen söyledin. Ona saygım büyük hatta bir gün beraber şehitliğine gitmek isterim."
" Gerçekten mi?"
" Evet. Ayrıca eğer onu unutamadıysan ayrıldığımızda beni de unutamayacaksın demektir."
Ona şok bir şekilde baktım. Ama haklıydı. Onu da unutamazdım. Ayrılığımız nasıl olursa olsun.
Kendimi tutamayıp ona sarıldım.
" Seni çok seviyorum Onur."
" Sana aşığım prenses. Sadece seni bekleyeceğim."
" Sadece sana geleceğim."
Zil çaldı ders bedendi ve biz hâlâ üstümüzü değiştirmemiştik. Ayrıldık ve üstümüzü değiştirmek için okula girdik.
Soyunma odasında...
Ben soyunma odasına girer girmez kapıyı kapatıp kapıya yaslandım.
" Öhöm öhöm. Manolya burada gelişme bekleyen bir grup var. Bilmem hatırlatabildim mi?"
Yüzümde ki sırıtış Ceren'in sesiyle silindi.
" Gelişme falan yok sana Ceren."
" Mano. Abartmıyor musun sanki? Bak bunun sana dönüşü okul sonrası bazı etkinliklerimizden olmasın."
" Ne(!) Tamam. Tamam anlatıyorum."
Onlara aramızda olanları anlattım.
" Nasıl ya şimdi ikiniz de ilanı aşk yaptınız, birbirinizi çok sevdiğinizi söylediniz ama sevgili değil misiniz?"
" Evet Mel. Sevgili değiliz ama birbirimize karşı olan duygularımızı biliyoruz."
" Bu nasıl iş amk? Peki, bundan sonra ki ilişkinizi nasıl yürüteceksiniz? Biz Onur'a ne diye seslenicez?"
" İlişkimiz konusunda bir fikrim yok ama nasıl seslenmek istiyorsanız öyle seslenin bir şartla."
" Kesin abinle ya da babanla ilgilidir."
Ceren yorumu çok yanlış kişiler üzerinden yapmıştı.
" Hayır annemle ilgili Cerencim. Annemin yanında enişte falan demeyin valla yüreğine iner. En son sevgilim olduğunda 13 yaşındaydım ve sevgilim var diye o yaşta evleneceğimi düşünmüştü ki hâlâ yaşıyor olsa evlenecektik ilerde."
" Neden öldü peki?"
" Anlatırım bir ara. Şimdi bahçeye çıkalım derse geç kalcaz."
...................................................................
Onur'a süslü laf bulamadım diye gerçeği yazıp direk teklif etmesi ya ölürümmmmm...
Neyse aşklarım bu bölüm sanırım yine çok uzun oldu.
Bundan sonra ki bölümler biraz geç gelecek çünkü kurguladığım taslak bu kadardı. Hatta umarım gelir diyorum. Kafamda bir şeyler var ama bilmiyorum onlardan sonra çok boşluğa düşücem gibi. Ama aralarda baya bir zaman geçireceğim 2 hafta 2 ay gibi cünkü bazı olayları bağlayamıyorum.
Bir de sizce Onur'un sıkıntısı ne? Kücük bir ipucu babasıyla ilgili. Emin değilim belki bölümde de söylemişimdir bu bilgiyi. Neyse size bayy. Diğer bölüm pazartesi gelebilir. Haftasonları mesai yapmıyorum. Daha doğrusu yapamıyorum. Aileniz sürekli ders çalışmanızı söyleyince öyle oluyor. Ama gelecek bölüm kurgularını düşünüyorum bir yandan da.
Bebişlerim son olarak bölümler bayağı ( haftaya Perşembe'ye kadar) bir geç gelebilir çünkü teslim etmem gereken ödevlerim var ve ben neredeyse hiçbir şey yapmadım.
Son olarak sevmediğiniz ve öldürmek istediğiniz karakterleri yazar mısınız buraya?
Neyse en yakın zamanda görüşmak dileğiyle...
Sizleri seviyorum.....

