İçeriğe geç

AYNI RUH BAŞKA BEDENDE OLAMAZ

Bölüm 18 · 6 dk okuma

AYNI RUH BAŞKA BEDENDE OLAMAZ

Bölüm 18

BİR MİSAFİR MEVZUSU

1 ay sonra...

Abim geri gelmişti. Ben okula ve sınıfa iyice alışmıştım. Çok şey değişmişti ama oturduğum yer hâlâ onun yanıydı. Ara sıra ya onlara ya da bize gider ders çalışırdık. Sınavlar da bitmişti.

Melisalarla da iyi kaynaşmıştık.

Derslerimde de iyiydim. Doksan beşten aşağı notum yoktu. Abim ilk başta en az dört tane yüzüm olursa bana araba alacağını söylemişti ve benim altı tane yüzüm vardı.

Yani bir Passat 'ım olacaktı. Şuan benden mutlusu olamazdı.

İki gün sonra...

" Aaaaaaa!"

Abime koşarak sarıldım. Çünkü Passat'ı almıştı. Şuan evimizin önünde iki Passat duruyordu. Beyaz abimin siyah benim.

Abim önce bana sarıldı sonra işi oyuna çevirdi. Cebinden yüzük kutusuna benzer bir kutu çıkardı. Önümde diz çöktü.

" Sevgili kardeşim. Benimle bir ömür Passat sürmeye evet der misin?"

" Evet! Evet! EVET!"

Ona tekrar sıkıca sarıldım onun da bana sarılmasına izin verdim.

" Hadi gel benim Hatice'm ile bir deneme yapalım sonra başlarsın binmeye. İsmi ne olacak?"

" Sen neden Hatice koydun?"

" Onu henüz söyleyemiyorum. Sen ismini koy."

Biraz düşündüm.

" Kara'm. Kara'm olsun ismi."

" Kara mı? Kara'm mı?"

" Kara'm."

" Olsun. Niye olmayacakmış."

Abimle beraber boş bir araziye geldik. Oraya kadar abim sürmüştü. Ama artık ben sürecektim.

Araba kullanmayı çok sevdiğim için abim kullanırken sürekli izlerdim onu. Bu sebeple yapmam gereken her şeyi zaten biliyordum.

Direksiyona geçtim ve abime söz hakkı vermeden arabayı çalıştırıp gaza bastım.

Bu hayatta en keyif aldığım şey araba sürmek olabilir.

2 saat sonra...

Eve gelmiştik hatta yolun başında ve sonunda ben sürmüştüm abime sadece 5 dakika vermiştim.

" Gayet iyisin."

" Seni ve yaptıklarını hep izliyordum ondandır."

" Peki. Ne yiyoruz bugün."

" Mücver."

" Annemin tarifi mi yoksa senin mi? Gerçi ikisi de güzel. Ama annemin tarifini çok özledim. Bugün onu yapsana."

" Tamam. Ben de özledim zaten."

Mutfağa girip annemin tariflerini çalıp kopyala yapıştır yaptığım defterimi çıkarıp mücveri yaptım.

" Yemek hazır!"

Kimseden cevap gelmeyince içeri gittim. Abim içerde yoktu. Tüm odalara baktıktan sonra dışarı çıktım. Dışardaydı.

" Abi! Nerdesin sen? Her yerde seni arıyorum. Yemek soğuyacak. Aa, Onur!"

Abim arkasına yaslanınca Onur'u gördüm.

" Arkadaşın gelmişti. Onla sohbet ediyorduk. Hadi yemeğe geçelim."

" Yok Kemal Abi. Ben hiç zahmet vermeyeyim. Eve gideyim. Size afiyet olsun."

" Olur mu öyle şey hiç(!)"

Abimle aynı anda söylemiştik ama o normal bense kalmasını çok istiyormuşçasına bağırarak söylemiştim.

" Ne zahmeti canım. Başımın üstünde yerin var."

Bir anda söylediğim bu cümleyle ikisi de bana garip bir şekilde baktı. Toparlama çabasına gireyim derken daha da batırmam inşallah.

" Yani başımızın üstünde yerin var."

Hâlâ garip baktıklarını görünce devam ettim.

" Sana özel bir şey değil. Yani misafirin her zaman başımızın üstünde yeri var. Yanlış anlaşılma olmasın."

Abim anladığını başını normal bir şekilde sallasa da Onur üzülmüş gibiydi. ' Sana özel değil' dediğim için mi üzülmüştü.

" Hadi o zaman içeri geçelim. Madem misafirler her zaman başımızın üstünde yarın dayımız, Meryem yenge ve Mehtap geldiğinde de memnuniyetle evimizde mesafir ederiz. Sonuçta misafirlerin hepsinin başımızın üstünde yeri var değil mi canım benim?"

" Ne! Yarın mı? Soner dayımlar mı?"

" Evet. Noldu bir afalladın sanki?"

" Yok ya! Şeydendir o... Heh sevdikleri yemekleri yapmadım ben ondan."

" Yaparsın ya ne seviyorlar sanki alt tarafı yengem mercimek çorbası, dayım makarna, Mehtap'ta patates kızartması. Çok abartmasan mı?"

" Çok ayıp abicim ben onları bile özenle yapıyorum onlar için yani. Bu sebeple benim en az bir haftaya ihtiyacım var."

İçeri geçiyorduk Onur durdu şaşkınlıkla bana döndü.

" Mercimek çorbası, makarna ve patates kızartması için bir haftaya mı ihtiyacın var? Sen zahmet etme ben hemen hallederim."

" Sadece benim elimden yiyorlar ama işte."

" Yapıyor musun ki yesinler? Gelecekleri zaman bir saatte sarma dolma yapıyorsun sırf sen seviyorsun diye."

" Onlar sevmiyor mu?"

" Sevmiyorlar. Etli hiç sevmiyorlar abicim."

" Ya ben bilmiyordum. Hem sarma sevilmez mi ya?"

" Mano! Bildiğini ve bilerek yaptığını ikimizde biliyoruz masum rolü yapma şimdi."

" Aman tamam be! Gelmesinler istemiyorum."

" Misafirler her zaman başımızın üstündedir ama Manolya."

" Onlar misafir değil sömürgeci. İngiltere'ye gitmelerinden belli baksana."

" Tövbe. Hadi yemekleri koy yemekleri. Çok konuşma. Az çene çok iş demişler."

" Öyle mi(!)? Peki abi. Sana gösteririm ben."

Onur tabağını alıyordum ki o da kalktı.

" Yardım edeyim."

" Gerek yok. Ben hallederim."

" Olsun. Edeyim."

" Nasıl istersen."

Biz yemekleri koyarken abim de bizi izliyordu emindim.

" Ee Onur bizim Çiçek nasıl okulda? Güneşini, suyunu alıyor mu güzelce?"

Gözlerimi devirip Onur'a Ceren'i anlatmamasını söyledim.

" İyi."

" Sıkıntı yaşadığı biri falan var mı?"

Onur önce bana baktı. Ona yalvarırcasına baktım.

" Yok. Eğer ilk günden bahsediyorsanız sınıfımızda arada bir öfke nöbetleri geçiren biri var. Ona bir şey sormak istemiş o da nöbet anına denk gelince ufak bir tartışma yaşadılar."

" Sağol. Sen de olmasan kimse anlatmayacak."

Onur bana döndü.

" Neden anlatmadın ki?"

" Öyle. Canım anlatmak istemedi."

Abim tövbe çekerken biz de masaya geçmiştik. Sohbet ederek yemeklerimizi yedikten sonra biz Onurla ders çalışmak için odama geçtik. Ama onun amacı çokta ders çalışmak değilmiş gibiydi.

Ben kapıyı kapatıp masama geçecekken o beni kolumdan tutup duvara yasladı. Kollarını da duvara uzatınca beni duvarla kendisi arasında bırakmış oldu.

O kadar yakındık ki hislerini ve hislerimi sorguladım.

Bana biraz daha yaklaştı. Ben de kafamı geriye çektim ama duvara çarptı. Dudaklarından küçük bir kıkırdama çıktı baktığımda gülümsüyordu.

" Onur noluyor? Ne yapıyorsun?"

" Sedece biraz konuşalım istedim. Konuşmayalım mı?"

" Konuşalım da neden böyle konuşuyoruz?"

" Öyle. Canım böyle konuşmak istedi."

" Abimin intikamını böyle mi alıyorsun? Peki benim intikamımı kim alacak?"

" Bu bir intikam değil ama istiyorsan seninkini alabilirim. Güzel insanın intikamı da güzel olurmuş prenses."

Prenses bana böyle seslenirdi. Nedenini bilmiyorum sorgulamıyorum da. Ama sanırım şuan bir ilanı aşkın içindeyiz.

" Ceren'i abine neden anlatmadın?"

" Söyledim ya. Canım istemedi."

" Ben o numaraları yemem prenses. Neden? Bu son soruşumdu bu arada eğer doğru söylemezsen aramızda hoşuna gitme ihtimali düşük olan şeyler olacak."

Aramızda hoşuna gitme ihtimalinin düşük olduğu şeyler olacak?

Ne demek oluyor bu şimdi?

" O bir polis. Ceren bir asker. Söylesemde hiçbir şey olmayacaktı ya da Ceren mesleğinden olacaktı."

" Ceren'in asker olduğunu bilmediğin zaman?"

" Eğitim hayatı engellenmesin diye."

Nefesi nefesime değerken bana o kadar yakındı ki dudaklarımızı kıpırdatsak birbirine değeceklerdi.

Bir anda uzaklaşınca bir boşluk rüzgarı yüzüme çarptı. Rüzgarla dengem bozuldu. O ise üzülmüş gibiydi.

Kendimi toplayıp onun yanına gittim.

" Neden üzüldün?"

" Sadece sen ona karşı bu kadar iyi düşünceliyken o sana karşı nasıl bu kadar kötü olabiliyor. Onu anlamıyorum."

Asıl sebebi bu değildi anladım ama kokusu yakında çıkar deyip çok üstelemedim.

" Hayat bana karşı hep böyleydi. Ben hep iyiydim onlar hep kötüydü. Ama bu sefer farklı."

" Ne farkı var?"

" Bu sefer yanımda sen varsın."

Yüzüme şaşkın ve heyecanla baktı.

Gülümsedim.

Birden kolları belimi sardı.

Önce affallasam da artık yavaş yavaş eski hayatıma dönmeye başladığımı fark edip ben de ona sarıldım.

Benden karşılık alınca sevinmişti. Görmesem bile dudaklarının kıvrıldığını hissetmiştim. Boynuma bir buse kondurdu. Ben de ona daha sıkı sarılarak karşılık verdim.

Normalde sevmediğim şeyleri yaşıyordum şuan.

Geceleri daha az ağlıyordum. Mesela kollarımda derin yaralar yoktu artık.

Aramızda ki ilişki bugünden sonra hangi boyutta olurdu bilmiyorum ama benim ona olan duygularım artık arkadaşça değildi bunu fark etmiştim.

...................................................................

Kitabın şimdiye kadar ki en uzun bölümü oldu. Sonunda. Normalde uzun bölüm yazabilen biri değilimdir. Her olaya farklı bir başlık veririm. Hatta bu bölüm normalde daha uzun olacaktı ama bu kadar olduğunu görünce vazgeçtim. Diğer bölümde çok iyi şeyler olacak. Onur'a biraz sövebilirsiniz. Ama eğer Mano'nun ki gibi bir hayat yaşasaydım. Hayatıma giren kişinin öyle olmasını isterdim. Çok iyimser gibi gelecek hatta belki hiç sevmeyeceksiniz o bölüm de ama çok iyi bence.

Neyse bölüm bugün gelecek olsa da yeter bu kadar dedidoku ben gideyim 19 yayınlayayım.

Bölüm sonu

1 yorum