Biliyorum çok uzun bir ara oldu ama bölümle ilgili bir sıkıntı çıktı. Her neyse Neşe serimizin son bölümü. İleri de dahasının da geleceğine eminim ama şimdilik bu son bölüm. Gelirse ben belirtirim zaten. Belirtmeyi unutursam da %90'ı eğlenceli ve komedi olan bölümlerin yorumuna Neşe serisi yazarsanız sevinirim. İyi okumalar. Seviliyorsunzzz ❤️🔥❤️🔥❤️🔥❤️🔥❤️🔥
Yemeğimizi yemiş ders çalışıyorduk. Onur arada bir soru soruyor ben de cevaplayabileceklerimi cevaplıyordum.
" Peki, Neden sevgiline ateş ettiler ki."
" Ona değil bana ettiler ama o benim önüme atladı."
" Abinden dolayı mı?"
Bu çocuk olayları anlatamayacağım yere sürüklüyor ama hep. Ama ben de yalan söylemeyi hiç sevmem.
" Hayır. Ve geçmişimle ilgili daha fazla soru sorma."
" Son bir sorum var."
" Annemlerse sorma."
Başını ' peki ' anlamında sallayınca konuyu doğru bildiğimi ve bana trip attığını anladım. Ama trip atmasın o.
Trip atmasını en son isteyeceğim kişi o.
Sandalyemi ona yaklaştırdım.
" Ya Onur! Trip atma ama. Annemler izin vermiyor söylememe."
" Anladım ben Manolya. Anlatmak istemiyorsun ama buna kılıf uydurmana gerek yok."
" İstiyorum. Bir şeye kılıf uydurduğum da yok ayrıca. Annemler izin vermiyor gerçekten."
" Ha annen izin vermiyor ha sen söylemek istemiyorsun ne farkı var? Sonuçta söylemiyorsun."
" Çok fark eder."
Çok fark ediyordu ama madem o tripliydi ben de trip atacaktım.
Sandalyemi geri eski yerine çektim ve ders çalışmaya devam ettim. Benim de ona trip attığımı görünce yüzüne hafif bir sırıtış geldi ama belli etmemek için önüne döndü.
Kapı açıldı. Zeynep Abla içeri girdi.
" Size kendi yaptığım limonatadan ve kurabiye getirdim. İçip düşüncelerinizi söylüyorsunuz hemen."
Bizim konuşmayıo birbirimize arkamızı dönmemizden olayı anlamıştı.
" Aa! Noluyo bakim burda? Küstünüz mü yoksa? Noldu?"
" Oğlun başlattı Zeynep Abla."
" Onur?"
" Sen de devam etmedin sanki."
" Ay! Durun! Noluyo burada? Bana onu anlatın önce."
" Ya anne, annesiyle babasının mesleğini sordum cevap vermedi."
" Ama kimseye söylememi istemiyorlar. Ben ne yapayım?"
" Söylemek istemiyor bir de kılıf buluyor anne işte."
" Onur annesigil izin vermiyorlarmış oğlum. Ne zorluyorsun. Hemen barışıyorsunuz. Siz barışına kadar çıkmam bakın. Hadi bekliyorum. Sarılın, öpüşün barışın."
Biz Onurla sarıldık.
" Tamam yeter çok sarıldınız şimdi de limonatanın tadına bakın."
Bardağımı alıp limonatadan bir yudum aldım.
Gerçekten hayatımda içtiğim en güzel limonataydı.
" Mükemmel olmuş Zeynep Abla gerçekten. Hayatımda içtiğim en güzel limonata."
" Pastanede satabilir miyim yani?"
" Pastaneniz mi var?"
" Ya öyle marka olarak değil kendi kendime mahalle de satıyorum. Bahçeye stant kurup."
" Ya. Bence kesinlikle bir dükkan açmalısın Zeynep Abla. Arkandayım. Sonuna kadar destekliyorum."
" Para olsa açıcam kızım da. Para yok."
"Tek sorun o olsun be. Hallederiz kolay iş sen mekan seç gerisini bana bırak."
" Yok kızım olur mu hiç öyle şey."
" Bal gibi olur valla. Bu güzel limonata gibi daha ne pastalar börekler çörekler yapıyorsundur sen şimdi. Bu güzel lezzetleri insanlarla bukuşturmak ve bu harika eylemi harekete geçirmeye yardım etmek çok büyük sevapmış Zeynep Ablacım. Ve ben sevap point yapmayı yaptırmayı seven biriyim."
" İyi o zaman yapalım bakalım."
" Cidden mi?"
" Evet."
" Oy ben seni verene kurban."
Yerimden kalkıp Zeynep Abla'nın boynuna sarıldım.
" Çok güzel olcak herşey."
" Olacak kızım olmaz mı? Neyse hadi ben çıkayım da siz dersinize çalışın."
Zeynep Abla çıktıktan sonra Onur bana döndü.
" Helal olsun. Vallahi kaç yıldır bizim yapamadığımızı yaptın."
" Yaparım ben."
İkimizde gülüp ger derse döndük.