İçeriğe geç

Aynı çatının altında

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Aynı çatının altında

Bölüm 4

Dördüncü bölüm

Sevgilim.

O tek kelime salondaki bütün havayı bir anda emip bitirmişti sanki. Göğsüm sıkıştı, aldığım nefes boğazımda tıkandı.

Melis adındaki bu kadın, fönlü sarı saçlarını omzunun gerisine atarak Karan’a doğru ilerledi. Kırmızı rujlu dudaklarında, bu eve ve Karan’ın hayatına tamamen hakim olduğunu gösteren özgüvenli bir tebessüm vardı. Hiç çekinmeden elini Karan’ın göğsüne koydu ve parmak uçlarında yükselip yanağına bir öpücük kondurdu.

"Beni aramayacağını biliyordum Karan," dedi sitemkar bir tonla. "Amcan bavullarını topladığını söylediğinde arkandan geldim. Benden öyle kolay kurtulamayacağını biliyorsun."

Karan kadını itmedi ama sarılmadı da. Kaskatı kesilmiş gövdesiyle orada dururken simsiyah gözleri bendeydi. Benim tepkimi ölçüyor, incinip incinmediğimi anlamak ister gibi dondurucu bir dikkatle beni izliyordu.

Masadaki çatalı öyle sıkı kavramıştım ki parmak boğumlarım bembeyaz kesilmişti.

"Eee, Melis kızım..." dedi Kenan babam şaşkınlıkla. "Sen Almanya’daki ortağımızın kızıydın değil mi? Geç şöyle otur, bir çay iç."

"Bırakın anne," dedim hızla ayağa kalkarak. Sesim buz gibiydi. Bakışlarımı Karan’a çevirmeden anneme baktım. "Ben doydum. Derse çalışmam lazım."

Onları salonda bırakıp hızla odama çıktım. Kapıyı kapatıp arkasından kilitledim.

Sırtımı kapının ahşap dokusuna yaslayıp derin nefesler almaya başladım. Ellerim titriyordu. "Aptalsın Gece," diye fısıldadım kendi kendime. "Ne bekliyordun ki? Seni önemsemesini mi? Sen onun için sadece aynı evde kışkırtabileceği, zayıf anını aradığı bir oyunsun."

İçimde koca bir savaş başlıyordu. Bir tarafım ahlakı, mantığı ve ailemi seçiyordu. Kenan babam bana yıllarca öz kızı gibi bakmıştı; onun güvenini, annemin yüzünü yere eğdirecek bir günahın eşiğine nasıl gelebilirdim? Ama diğer tarafım... Karan’ın bakışlarındaki o yakıcı çekimle darmadağın oluyordu.

Aradan bir saat geçti. Aşağıdaki konuşma sesleri kesilmiş, babamlar muhtemelen Melis’i oteline bırakmak için çıkmıştı.

Odamın kapı kolu aniden aşağı indi. Kapı kilitliydi.

"Aç şu kapıyı Gece," dedi Karan, kapının arkasından pürüzsüz ve dondurucu bir sesle.

"Açmıyorum," dedim sesimi olabildiğince sert tutmaya çalışarak. "Git sevgilinin yanına. Benim odamla işin yok."

"Gece, o kilitli kapıyı zorlatma bana. Aç diyorum."

Ağır adımlarla kapıya yürüyüp kilidi çevirdim ama kapıyı tamamen açmadım. Kapı aralığından ona öfkeyle baktım. "Ne var? Ne istiyorsun?"

Karan kapıyı yavaşça iterek içeri girdi ve arkasından kapattı. Üzerindeki ceketi çıkarmıştı. Odanın ortasında devasa bir gölge gibi dikilirken yüzündeki o umursamaz ifade gitmiş, yerini ciddiyete bırakmıştı.

"Melis benim sevgilim değil," dedi doğrudan gözlerimin içine bakarak. "Almanya’daki iş ortaklığından dolayı babasının baskısıyla peşime takılan biri. Onu buraya ben çağırmadım."

"Bana ne?" dedim geri adım atarak. "İster sevgilin olsun ister olmasın! Bana hesap vermek zorunda değilsin. Hani biz kardeşiz? Bana neden sürekli yaklaşmaya çalışıyorsun?"

Karan aradaki mesafeyi kapatıp tam önümde durdu. Bedeninden yayılan o sıcaklık ve odunsu koku yine aklımı karıştırmaya yetiyordu. Eli bana doğru uzandı, parmak uçları kazağımın açıkta bıraktığı omzuma hafifçe dokunmak istedi.

Ama ben o an kendimi geri çektim. İki elimi sertçe göğsüne koyup onu geriye ittim.

"Dokunma bana!"

Sesimdeki o kesin ve tavizsiz ton odada yankılandı. Karan, beklemediği bu net duruş karşısında duraksadı.

"Bana rızam olmadan, canın her istediğinde dokunamazsın Karan," dedim, gözlerinin içine dik dik bakarak. "Ben senin istediğin zaman köşeye sıkıştırıp aklını karıştırabileceğin bir oyuncağın değilim. Eğer bu evde aynı çatının altında yaşayacaksak, benim sınırlarıma saygı duymak zorundasın."

Karan kaskatı kesildi. Çene kemikleri birbirine bastırmaktan dışarı fırlayacak gibi oldu. Bakışlarındaki o yoğun çekim hâlâ oradaydı ama adım atmadı. Sınırımı çizmiştim ve o buna uymak zorundaydı.

"Seninle oyun oynamıyorum Gece," dedi sesi boğuklaşırken. Eli yanında yumruk oldu ama o yumruğu bana değil, kendi iradesine karşı sıkıyordu. "Sadece... bana 'nefret ediyorum' derken gözlerindeki o karmaşayı benden saklayamıyorsun."

"O karmaşa benim meselem!" diye fısıldadım sertçe. "Seni ilgilendirmez. Şimdi çık odamdan."

Karan derin bir nefes aldı. Gözlerini üzerimden çekmeden arkasını döndü, kapının kilidini açtı. Tam çıkacakken durup başını hafifçe bana çevirdi:

"Sana izin vermediğin sürece dokunmayacağım," dedi dondurucu bir sakinlikle. "Ama bu evdeki her nefesimiz, ikimiz için de sınav olacak Gece."

Kapıyı çekip çıktı.

Yatağın kenarına çöktüğümde kalbim durmaksızın atıyordu. Karan zorlamamıştı, sınırımı kabul etmişti. Ama asıl korkunç olan şuydu: Beni zorlamasına gerek yoktu, çünkü kendi içimdeki o yasak arzuyla savaşmak her geçen gün daha da zorlaşıyordu.

5. Bölüm Tanıtımı (Gelecek Bölümde):

Karan’ın aile şirketinde işe başlaması ve Gece'nin onunla aynı ofiste çalışmak zorunda kalması... Melis’in şirkete gelip Gece’yi küçük düşürmeye çalışması üzerine Karan'ın net bir tavırla Gece'yi koruması... Ve aralarındaki o dokunmadan yaşanan, gözle görülebilir büyük çekim!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.