İçeriğe geç

Aynı çatının altında

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Aynı çatının altında

Bölüm 3

Üçüncü bölüm

"Beni itsene? Neden itmiyorsun Gece?"

Karan'ın boğuk, arzu dolu fısıltısı dudaklarımın tam üzerinde dağılırken zaman durmuş gibiydi. Kalbim göğüs kafesimi delip geçmek istercesine atıyor, belimdeki iri ve sıcak eli tenimi kor gibi yakıyordu.

İtmek istiyordum. Parmaklarımı onun geniş, kaslı göğsüne koyup sertçe geriye bastırmam gerekiyordu. “Yapma,” demem, bu evde üvey kardeş etiketi altında yaşadığımız gerçeğini yüzüne vurmam gerekiyordu.

Ama yapamadım.

Ellerim çıplak göğsüne dokunduğunda, parmaklarım o sıcak kaslara kendiliğinden gömüldü. İtmek yerine, ona tutunmak ister gibi kazağının olmaması gerektiği o sert teni kavradım. Gözlerimi kapattım.

"Çünkü..." diye fısıldadım, nefesim dudaklarına çarparak dağıldı. "...çünkü sen de en az benim kadar delirdin Karan."

Bu sözlerim, Karan’ın zihnindeki son kontrol kırıntısını da yok etti.

Boğazından gurultulu, karanlık bir ses yükseldi ve dudaklarını dudaklarıma gömdü.

Öpücüğü yumuşak ya da masum değildi; yıllardır biriken o bastırılmış öfkenin, arzunun ve açlığın patlamasıydı. Alt dudağımı sertçe emip dilini ağzımın içine kaydırdığında başım geriye düştü. Bir eli çenemi sıkıca kavrayıp beni kendine sabitlerken, diğer eli geceliğimin altından bacağımı yukarı fırlatıp beni tezgahın üzerine kaldırdı.

"Ah..." Dudağımdan kaçan o küçük inleme, Karan'ın ağzının içinde kayboldu.

Bacaklarım kendiliğinden onun beline dolandı. İpek geceliğim yukarı sıyrılmış, çıplak tenim onun eşofmanının sert kumaşına sürtünüyordu. Bedenindeki o yakıcı sertliği tam kasıklarımda hissettiğimde kasıldım. Karan nefes nefese dudaklarımdan ayrıldı, çeneme, oradan da boynuma doğru yakıcı öpücükler kondurmaya başladı.

"Seni bu evde... tam burada... babanın hemen yan odada uyuduğu şu dakikalarda aklını başından alabilirim Gece," diye hırladı boyun girintime. Dişlerini boynuma hafifçe geçirdiğinde vücudum baştan aşağı titredi. "Bana dur de... yoksa durmayacağım."

Eli iç çamaşırı giymediğim kalçama dokunduğunda nefesim tamamen kesildi. Parmakları uyluğumun iç kısmında, en hassas noktama doğru santim santim ilerliyordu.

"Karan..." dedim, sesim arzuyla darmadağın olmuştu. "Dur..."

Tam parmak uçları tenimin sıcaklığına dokunduğu an, üst kattaki koridordan bir ahşap gıcırtısı duyuldu.

Ardından bir kapı açılma sesi.

Zaman anında dondu.

Karan hareket etmeyi kesti. Bakışları karanlıkta anında keskinleşti. Parmakları tenimde durdu ama beni hemen bırakmadı. Kalplerimizin ritmi mutfağın sessizliğinde güm güm yankılanıyordu.

"Gece? Kızım uyanık mısın?"

Annemin uykulu sesi merdivenlerin başından yankılandığında, damarlarımdaki kanın çekildiğini hissettim. Korku, arzunun yerini bir anda buz gibi bir gerçeklikle değiştirdi.

Karan gözlerimin içine bakarak yavaşça geri çekildi. Beni tezgahtan indirdi, geceliğimin eteğini düzeltti. Yüzündeki o tehlikeli, alaycı tebessüm yeniden belirdi. Eğilip kulağıma son kez fısıldadı:

"Bu gece şanslısın küçük kardeşim. Ama bu oyun daha yeni başlıyor."

Karan gölgelerin arasına çekilip mutfağın karanlık köşesine kaybolurken, ben titreyen ellerimle masadaki su bardağını kavradım.

"Buradayım anne," dedim sesimi olabildiğince normal tutmaya çalışarak. "Su içmeye inmiştim."

Annem merdivenlerden görünmedi. "Tamam kızım, ışıkları kapatıp yat hadi, geç oldu," deyip odasına döndü.

Mutfakta tek başıma kaldığımda, tezgahtan destek alarak derin derin nefes aldım. Dudaklarım sızlıyor, bacaklarımın arasındaki o sıcak sızı kalbimi sıkıştırıyordu.

O ateşe dokunmuştum. Ve artık yanmak kaçınılmazdı.

Sabah güneşinin odaya sızmasıyla gözlerimi açtım. Gece neredeyse hiç uyuyamamıştım. Yatakta dönüp durmuş, Karan'ın dokunuşlarını tenimde hissetmeye devam etmiştim.

Üzerime dar bir kot pantolon ve omzu hafifçe düşen beyaz büstiyerimi giyip aşağı indim. Mutfakta taze demlenmiş çay ve kızarmış ekmek kokusu vardı. Annem ve babam sofradaydı. Karan ise bahçeye açılan kapının önünde, elinde kahve fincanıyla dışarıyı izliyordu. Siyah tişörtü ve kotuyla yine ulaşılmaz ve tehlikeli görünüyordu.

"Günaydın Gece," dedi babam neşeyle. "Gel otur, tam zamanında indin."

Karan sesimi duyduğu an yavaşça arkasını döndü. Bakışları doğrudan boynuma kaydı. Dün gece dişlerini geçirdiği o küçük kırmızı izi fark ettiğinde, dudaklarında hafif, çapkın bir gülümseme belirdi. Gözlerimi ondan kaçırıp sandalyeme oturdum.

Tam ilk zeytini ağzıma atacaktım ki...

Dış kapının zili acı bir sesle çalmaya başladı. Üst üste, ısrarla vuruluyordu kapı.

Annem kaşlarını çattı. "Sabahın bu saatinde kim ki bu?"

"Ben bakarım," diyerek ayağa kalktı babam.

Karan kahvesinden bir yudum alırken hiç istifini bozmadı ama gözlerindeki o rahat ifade anında kayboldu. Yerini karanlık, tetikte bir bakış aldı.

Aralık duran salon kapısından koridordaki sesler yükseldi. Tiz, iddialı ve oldukça lüks bir kadın sesi...

"Kenan Amca! Merhaba... Karan burada, değil mi?"

Annemle göz göze geldik. Yüreğime aniden koca bir taş oturdu.

Koridorda yüksek topuklu ayakkabı sesleri yankılandı ve salona, sarı dökümlü saçları, iddialı göğüs dekoltesi ve marka kıyafetleriyle baştan aşağı süzülen bir kadın girdi. Bakışları salonda gezindi ve doğrudan Karan'a kilitlendi.

"Almanya'dan benden habersiz kaçabileceğini mi sandın sevgilim?" dedi kadın, dudaklarında muzaffer bir gülümsemeyle.

Sevgilim.

O kelime salonda buz gibi bir etki yarattı.

Karan elindeki kahve fincanını tabağına sertçe bıraktı. Porselenin çıkardığı pürüzsüz ses salondaki tek gürültüydü. Bakışları kadından ayrılıp hızla bana kaydı.

O an, tam gözlerimin içine bakarken, kalbimdeki o sıcak arzunun yerini keskin bir sancı aldı.

4. Bölüm Tanıtımı (Gelecek Bölümde):

Karan'ın Almanya'dan gelen iddialı sevgilisi Melis'in evdeki varlığı... Gece'nin kıskançlık krizleri ve Karan'a karşı ördüğü duvarlar... Ve Karan'ın Gece'yi odasında kıstırıp söylediği o yakıcı gerçek: "O kadının kim olduğu umurumda bile değil Gece... Benim aklımı başımdan alan tek şey senin bu evde nefes alışın."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.