İçeriğe geç

Aynanın İçindeki Krallık

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Aynanın İçindeki Krallık

Bölüm 3

Islak ve Kırık

"ʜᴇʀ ɢɪᴅɪşɪɴ ʙɪʀ ᴅᴏ̈ɴᴜ̈şᴜ̈ ᴠᴀʀᴅɪʀ. Aᴍᴀ ʙᴇɴ ᴛᴇᴋʀᴀʀ ɢɪᴅᴇᴄᴇɢ̆ɪᴍ."

Yemeği bitirdikten sonra herkes odasına dağılmıştı. Bende Arthur'la beraber odaya geçmiştim. Arthur direk yatmıştı, benim uykum yoktu bu yüzden cam önündeki sandalyeye oturup kitap okumaya başlamıştım. Saat gece üç gibiydi ve benim hâlâ uykum yoktu. Arthur'a baktığımda bilmem kaçıncı rüyasındaydı. Sessizce kitabı yanımda ki sehpaya koyup ayağa kalkmıştım. Sessiz bir şekilde hareket ederek saraydan çıkmıştım. Geldiğim ormana gidecektim amacım buydu ama yolu nasıl bulacaktım diye düşünürken iki köylüye benzeyen adamlar yanımdan geçerken birisi,

-Ormana bu saatte gitmek delice. Çok karanlık oluyor.

-Biliyorum ama avcılığın en iyi saati bu saat.

Demişti yanındaki adama bakarak. Onların yanına gitmiştim. Yüzlerine baktığımda biraz korkmuştum çünkü birisinin yüzünün yarısı yanıktı ve yüzü bu saatte oldukça korkunç görünüyordu. Adamların birisi bana bakarak,

-Ne oldu?

Diyince ona bakıp gülümsemiştim ve ona şöyle cevap vermiştim,

-Özür dilerim ama istemeyerek kulak misafiri oldum. Ormana gidiyorsanız beni de götürür müsünüz? Önemli birşeyimi orada unuttum ve annemler göndermiyorlar beni.

Dediğimde adam tabi diyip beni arkalarından sürüklemişlerdi. Adamın birisi sana yardım edelim diyince gerek yok diyip yanlarından ayrılmıştım. Uzun bir arayıştan sonra gölü bulmuştum. Ama burası değişik kokuyordu, cesed gibi!! Bunu önemsemeyerek göle doğru gittim. Gölün kenarına çöktüm ve elimi suya değdirdim. Değidirdiğim anda göle ışık yayılmıştı. Şaşırmamı gizleyerek elimi gölün içine sokabildiğim kadar soktum. Yine aynı şey olmuştu ya da dejavu muydu?.. Yine bir el elimi tutuyordu ama bu el bana tanıdık geliyordu. Arkamdan bir ses yükseldi.

-Rosalie!!!

Arkamdaki kişinin sesi Arthur'un sesine benziyordu. Ona bakıcağım anda el beni göle çekti. Göle bir anda çekilince neye uğradığımı şaşırdım. Dibe çekiliyordum, yüzeye çıkmaya çalışsamda dibe çekiliyordum. Bir süre daha çırpınınca pes ettim ve dibe doğru çöktüm.

Uyandığımda etrafıma baktım ve kendi odamda olduğumu gördüm. Yanımda bana iyi misin diye soran ailemi ve en yakın arkadaşımı umursamadan ayağa kalktım. Aynamın önüne gelince aynanın kırık olduğunu gördüm. Hayır diye bağırınca aynaya yumruk atmıştım. Annem direk yanıma gelip elime bakmıştı.

-Kızım ne yapıyorsun sen!?Kendine neden zarar veriyorsun? Sadece bir ayna!!

Hayır sadece bir ayna değildi. Bir dünya, milyarlarca insan ve Arthur'du. Anneme baktığımda bunun ne zaman olduğunu sordum. Bana verdiği cevap ile afalladım.

-Dün gece, sana misafir geliceğini söylemiştim. Sonrasında odandan kırılma sesi gelince odana girdim. Seni yerde ıslak bir şekilde bulunca Javed'ı aradım. Tüm gece yanında kaldık. Baban çok endişelendi.

Sadece duyduğum şey "Dün gece, ıslak bir şekilde..." Nasıl yani sadece 1 gün mü geçmişti. 1 gün bile değil birkaç saat.. Bu ne demek oluyordu. Orada kaç gün kaldım ben. Anneme baktığımda iyi hissediyorsan aşağı gel. Babana uyandığını haber vereyim diyip odadan çıkmıştı. Ben ve Javed odada yanlız kalmıştık. Ona baktığımda koltukta uyuyordu. Gülümseyip üstünü örttüm ve odadan çıkmıştım. Neler olduğunu bulmam ve çözmem gerekiyordu. Hemde en kısa zamanda.

Annemin yanına geldiğimde kahvaltı hazırlıyordu, ona yardım edip hazırlamasını kolaylaştırmıştım. Kahvaltı hazır olunca Javed'ı çağırmaya gitmiştim. Yanına gittiğimde telefonla konuşuyordu. Sessizce,

-Javed hadi kahvaltı hazır gel.

Demiştim. Bana olumlu bir şekilde başını sallamıştı. Tekrar annemin yanına gitmiştim, sandalyeye oturup yemeye başlamıştım. Bir süre sonrasında Javed gelmiş o da yemek yemeye başlamıştı. Hep beraber yedikten sonra Javed anneme dönüp,

-Anne, Rosalie ile birlikte ağaç eve gidebilir miyiz?

-Tabiki oğlum gidin siz.

Diyince Javed elimi tutup odaya gitmiştik. Bana sen hazırlan der gibi bakıp odadan çıkmıştı. O odadan çıkınca üstümü değişmiş yanına dışarıya çıkmıştım. Birlikte ağaç eve gidene kadar konuşarak ve gülerek oraya doğru yol almıştık. Onunla konuşurken aklıma Arthur gelmişti. Bir anda duraksadığım anda Javed bana dönmüş noldu der gibi bakmıştı.

-Birşey yok.

Dediğimde başını sallamış tekrar yürümeye başlamıştık. Ağaç eve vardığımda gülmüştüm. Eve bakarak,

-Uzun zaman oldu buraya gelmeyeli değil mi?

-Evet, eskiden her saat buradaydık.

Gülmüştüm bu dediğine, ilk olarak ben merdivene tırmanmıştım, arkamdan da Javed tırmanmıştı. Ağaç eve girdiğimizde her yer tozdu ama yine de hiç birşey değişmemişti. Herşey yerli yerinde, resimler ve küçükken kendi çapımızda yaptığımız şeyler hâlâ duruyordu. Gülerek minderlere oturmuştum. Javed ise gramofonun önüne geçip,bir tane plak takıp yanıma oturmuştu. Birlikte yaptığımız albümü alıp bakmaya başlamıştık. Resimlere bakarken o anki anılarımız aklımıza gelmişti ve birlikte gülmüştük. Saatler nasıl geçmişti anlamamıştık. Sürekli anılarımız hakkında konuşmuştuk. Plaktan çalan şarkıyla ikimizde birbirimize baktık. Javed ayağa kalkıp bana doğru eğilerek,

-Bu dansı bana lütfeder misiniz matmazel?

Demişti, ona gülümseyerek baktım ve elini tuttum. "Tabiki!" diyip ayağa kalkmıştım. Boş bir alan bulup orada dans etmeye başlamıştık. Dans ederken ara sıra sohbet ediyorduk. Javed bana şöyle dediğinde dona kaldım.

-"Dün noldu?"

-"Galiba kabus gördüm."

-"Yalan söyleme Ross. Kabus görseydin o ayna öyle kırık olmazdı."

-"Uykumda kırmışımdır belki birşey hatırlamıyorum Jav."

-"Ross doğruyu söyle bana. Seni yıllardır tanıyorum ve sen uykunda yürüyüp de böyle birşey yapmazsın. Şimdi ne olduğunu söyle."

-"Bende bilmiyorum. Dün gece hazırlanırken çok garip şeyler oldu. Sana anlatsam da inanmazsın bana, bende bu yüzden konuşmak istemiyorum."

-"Off Ross ben sana ne zaman inanmadım?"

-"Her daim inandın ama söylemek istemiyorum Jav. Lütfen ısrar etme."

-"Peki!"

Javed ile dansımız bittiğinde yerlerimize oturduk. Yeniden sohbet etmeye başladığımız anda telefonum çalmıştı. Açtığımda arayan annemdi, eve gelmemizi ve yemeğin hazır olduğunu söylemişti. Anneme tamam dediğimde telefonu kapatmış, Javed'a dönmüş, annemin dediklerini demiştim. Javed'la beraber ağaç evden inip, eve doğru yol almıştık. Beraber yürürken Javed bana döndü. Ona baktığımda birşey diyecekti ama diyemiyordu sanki. Bende o konuşsun diye sormuştum ona,

-Noldu Jav? Birşey söyleyeceksin ama söyleyemiyorsun.

-Ross, sakın yanımdan ayrılma tamam mı? Birşey olduğunda felan gelip bana anlatabileceğini biliyorsun.

-Biliyorum Jav ama korkuyorum.

-Neyden korkuyorsun?

-İçimde garip bir his var. Sadece korkuyorum ama nedenini bilmiyorum.

-Peki, konuşmak istemediğini söyledin. O yüzden üstüne gelmicem.

Başımı sallamış, eve doğru yürümeye devam etmiştik. Aradan biraz vakit geçince eve varmıştık. Anahtarı paspastan çıkarıp kapıyı açmıştım. İçeriye girdiğimiz anda mutfaktan çok güzel kokular geliyordu. Annemin yanına gidip yardım etmeye başlamıştık. Javed sofrayı hazırlıyordu. Bende salatayı yapıyordum. Yemekler olduğunda hepimiz masaya oturup yemek yemeye başlamıştık. Sessizlik vardı, bu sessizliği bozan kişi annemdi Javed'a okulu sormuştu. Sohbet başlamıştı, yemeği bitirene kadar da devam etmişti. Yemeği bitirdiğimizde annem ve Javed içeri geçmiş, bende mutfağı toplamıştım. Saat 21.34'dü Javed'a baktığımda gözleri kapanmamak için zor duruyordu. Annem Javed'a dönüp,

-"Oğlum istersen burada kal, ben annenlere haber veririm. Yarın sabahta Rosalie ile birlikte okula gidersiniz."

-"Olur anne, teşekkür ederim."

Diyince ben Javed'la birlikte odama gitmiştik. Odamda bulunan koltuğa Javed'ın yatağını yapmıştım. Çok geç olmadan ikimizde yatağa yatmış, uykuya kendimi esir etmiştik.

Javed'dan..

Sabah uyandığımda Rosalie'nin yatağına bakmıştım. Uyandığını düşünüp kalkmış, aşağıya inip Rosalie'nin annesine günaydın anne demiştim. Rosalie ile küçüklüğümüzden beri yakın olduğumuzdan dolayı annesine anne diyordum. Bunu sorun etmiyorlardı. Rosalie'nin annesinin yanına gidip Rosalie'yi sormuştum. Ama bana verdiği cevap içimde doluşan şüpheyi daha da alevlendirmişti.

-"Yok oğlum uyanmadı. Odasından bir ses de gelmedi. Neden ki odasında değil mi?"

-"Hayır anne odasında yok!"

Diyip Rosalie'nin odasına koşmuştum. Gerçekten de yoktu, gördüğüm şey ile gözlerim dolmuştu. Telefonu! Telefonu yatağının üstünde duruyordu. Nereye gitmiş olabilirdi?, neden bir iz bile yoktu?..

İçimden bağırarak geçirdim,

"Neredesin sen!? Sana yanımdan ayrılma demiştim!!"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.