İçeriğe geç

Aynanın Arkasındaki Siluet

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Aynanın Arkasındaki Siluet

Bölüm 3

3. BÖLÜM: Ağın İlk İplikleri

3. BÖLÜM: Koridorun Nabzı

Zaman, okul koridorunun o uğultulu kalabalığının ortasında aniden dondu. Eliz, sırtındaki kapüşonlunun ağırlığı altında ezilirken, Karan’ın ona doğru attığı o ilk adım sanki beton zeminde değil, doğrudan kendi göğsünün üzerinde yankılanmıştı. Karan’ın arkadaş grubundan yükselen kahkahalar, etraftaki ergen gürültüsü, dolap kapaklarının çarpma sesleri... Her şey bir anda sessize alındı. Geriye sadece Karan’ın botlarının çıkardığı o ritmik ses ve Eliz'in kendi kulaklarında gümleyen kalp atışı kaldı.

Karan, aralarındaki birkaç metrelik mesafeyi ağır, acelesiz adımlarla kapattı. Tam önünde durduğunda, Eliz başını hafifçe kaldırmak zorunda kaldı. o keskin, pürüzsüz yüz hatları şimdi çok daha yakındı; ancak rüyasındaki o mistik ve davetkar çocuktan farklı olarak, etrafına buram buram gerçek ve tekinsiz bir tehlike kokusu yayıyordu.

"Yolumu kapatıyorsun," dedi Karan. Sesi fısıltı kadar alçaktı ama o gürültünün içinde sadece Eliz'in duyabileceği bir netlikle tınladı.

Eliz, adeta büyülenmiş gibi donup kalmıştı. Rüyasında ona "Seni kurtaracağım" diye fısıldayan o sesin sahibi, şimdi gerçek dünyada, onun tam karşısında dikiliyordu. "Ben... Özür dilerim," diye geveledi Eliz. Dudakları kurumuştu, sesinin ne kadar zavallıca çıktığını fark ettiğinde yanaklarına ani bir utanç dalgası yayıldı. Hızla bir adım geri çekilmek istedi ama bacakları ona itaat etmiyordu.

Karan’ın gözleri, Eliz’in yüzünde, özellikle de uykusuzluktan ve ağlamaktan morarmış göz altlarında birkaç saniye oyalandı. O an, Karan’ın dudaklarının kenarındaki o avcı tebessümü biraz daha derinleşti. Eliz’in içindeki o derin, kimsenin görmediği melankoliyi tek bir bakışta teşhis etmiş gibiydi.

"Ruhun darmadağın," diye fısıldadı Karan, ses tonuna tehlikeli bir şefkat gizleyerek. Bir adım daha yaklaştı, aralarındaki mesafeyi neredeyse tamamen yok etti. "Ve sen, o darmadağın ruhunla bu kalabalığın içinde bir hayalet gibi geziyorsun. Seni benden başka kimsenin fark etmemesi ne kadar acı, değil mi Eliz?"

Eliz’in nefesi boğazında tıkandı. Adını biliyordu. En önemlisi, içindeki o devasa boşluğu, odasındaki o mor ışıkların altında tek başına çürüdüğünü biliyor gibi konuşuyordu. Korkması, oradan kaçması gerekiyordu; ama zihni ona rüyasındaki o "kurtarıcı" illüzyonunu hatırlatıp duruyordu.

Karan, Eliz'in bu teslimiyetçi şaşkınlığından beslenerek elini yavaşça cebine attı. Çıkardığı küçük, katlanmış kağıt parçasını Eliz’in titreyen avucunun içine bıraktı. Parmak uçları, Eliz’in buz gibi tenine değdiğinde, genç kızın sırtından aşağı soğuk bir ürperti indi.

"Herkesin seni delirmiş gibi izlediği o gecelerde, aynaya bakmaktan korktuğunda bana yaz," dedi Karan. Sesindeki o hipnotize edici ton, Eliz’in iradesini tamamen felç etmişti. "Çünkü seni o çukurdan benden başka kimse çıkaramaz."

Karan arkasını dönüp arkadaş grubunun yanına doğru yürürken, arkasında bıraktığı Eliz, elindeki kağıdı sımsıkı sıkıyordu. Gerçek kâbus, rüyasındaki gibi aynanın çatlamasıyla değil; Karan'ın attığı bu ilk, zehirli adımla resmen başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.