Felek kimseye sormaz ,demez ,düşünmez orda ne varsa onu verir sana.Ne daha az ne daha fazla bire birini verir sana çünkü o öyle ister öyle yazmıştır.
Derler ya Ademoğlu daha annenin karnındayken yani embriyoken üç melek inermiş yer yüzüne,
Biri kişiliğini iyi mi ? kötü mü ? Yazar
Biri evleneceği kişiyi yazar
Biri onun kaderini
Biz daha oksijeni içimizde hissetmemişkem bizim kaderim yazılır .
Asiye ve Mehmet'in de kaderinde bu yazar ölüm geldimi herkes sadece izler çünkü azrail çoktan inmiştir yeryüzüne onun için.
Ve Minenin kaderindede bu yazmış demekki kaybedecekmiş annesini babasını 16 yaşında . Alemlerin Rabbi
onada o sabrı vericektir hani derler ya Allah kaldıramıyacağın yükü omuzlarına koymazmış, eğer veda gelmişse ,bir yerde sela okunuyorsa bilinki Allah sabrı selası okunan rahmetlinin ailesine vermiştir.
Artık hayat mine için daha zordu çünkü şuan annesinin mezarından alınıp yetiştirme yurduna gidiyordu.Başını arabanın camına yaslayıp tekrar tekrar hatırlıyordu ,o kötü günü ve iyi anıları.
Düşünüyor söylüyor kendine bittimi diye,hayır bitmedi diyor sonra çünkü hala kalbi atıyordu.Durdurabilir miydi
evet peki cesareti var mıydi hayır.
Bu düşüncelerle yolunu bitiren mine yanındaki adamın ona seslenmesiyle anladı geldiğini,indi arabadan baktı bahçede onun yaşında ondan büyük ondan küçük ve daha belki bir yaşında olmayan kız çocuklarına baktı.Evet o annesini babasını kaybetti,peki ya buradaki bu kız çocukları onların hikayesi neydi,belki hiçbiri daha annesini babasını bile tanımıyordu ,belki bazılarının annesi babası yaşıyordu ama onları terk ettmişlerdi kim nerden bilebilirdi o hikayesini anlatmadıkça.
****
"Hoş geldin kızım, burası artık senin evin.Ben buranın müdürü Asiye"
Mine kadının söylediğiyle durdu,ne demişti o"Asiye"annesinin ismi,şakamı diye geçirdi içinden.
"Ne oldu niye gelmiyorsun hadi gel odana götüreyim seni"
Mine kadına bakıyordu biraz inceledi aynı boydaydılar annesi gibi siyah ve gür saçları vardı ama annesinde on yaş büyük gösteriyordu ,kadının odanın kapısını açarak konuştu
"Burası senin odan ,bu odanın manzarası ayrı bi güzel gece oldunda pencereye çık ve bak camdan yıldızları gör."
Kadın odanın içine biraz daha girerek tekrar konuşmaya başladı.
"Şu sol taraftaki yatak senin ,zaten bu oda sadece iki kişilik diğer odalardan farklıve sağ tarafın dolu bir oda arkadaşın var umarım onunla iyi anlaşırsın"
Minenin yanına gelip elini omzuna koydu
"Kendisi biraz zordur ,dikkat et ve az konuş kırılmak istemezsin"
Elini omzundan çekip kapıya doğru yürüdü kadın sonra bir şey unutmuş gibi tekrar mineye döndü kapının kulpunu tutup son sözlerini söyledi.
"Annenle ismimiz aynı eğer ihtiyacın olursa beni terasta bulabilirsin,yani kısacası beni annenin yerine koyabilirsin o da istersen.Unutma terasta"
Sıcak bir gülümsemeyle göz kırpıp odanın kapısını kapattı.
Mine ilk önce biraz afallasada sonradan kendini silkti içinden "benim annem o kadar yaşlı değil"diyip yatağına doğru gitti eşyalarını yerleştirdi.
****
Resmen bir saat eşyalarını yerleştirmekle yetindi neden diye sorarsanız anlatıyım,her eşyasını eline alıp geçmişe gitti ve her eşyanın yerleşiminde göz yaşı döktü.
O kadar ağlamışki gözleri ve başı çok ağrıyordu .
masadaki sandelyelerden birini alıp pencerenin önüne geçip oturdu ve bahçeyi izlemeye başladı bazıları mutluydu bazıları hüzünlü bazıları geçmiste yolculuk yapıyordu yüz ifadeleri bunu anlatıyordu.
"Ne derttmiş be sanki ben dedim git,benim ne suçum var yani"
Ve kapı açılır mine tüm ilgisini kapıya verir
"Sende kimsin?"
Arkadşlar lütfen yorumlamayı ve beğenmeyi unutmayın 💙
#aşk
#alie
#dostluk
#arkadaşlık
