Evde çalan şarkıyla gözlerimi açtım. Nerede olduğumu anlamaya çalışırken Asena içeri daldı. "Uyan hadi uykucu. Saat sekiz buçuk." Birden ayaklandım. "Ne demek sekiz buçuk! Geç kalacağım!" Alel acele yataktan kalktığımda Asena gülmekten kırılıyordu. "Bir dakika bu gün cumartesi." Asena kapıya sırtını yaslamış beni süzdü. Siyah saçları terden nemlenmişti. Üzerinde bol beyaz bir tişört altında da bol bir kahverengi pijama vardı. "Kahvaltı hazır. Ben duşa girip geliyorum." Geldiği gibi gitmişti, hem hani alt kat rahatsız oluyordu, neden müzik açmıştı? Yatağımı toplayıp üzerimi değiştirdim. Saçlarımı da dişleri kopmuş kıskaçlı tokamla toplayıp aşağı indim.
Mutfak masasında tıpkı eski evimdeki gibi bir sofra vardı. Mutfak tezgahında kahve makinesi ve ocakta çay vardı. Dolapları kurcalayıp bir kupa bardağı aldım. Çayı doldurup sandalyeyi çekip oturdum. Masada iki çeşit peynir,çeşit çeşit zeytin, yedi tane haşlanmış yumurta, çilek reçeli, kayısı ve incir reçelleri, salam ve sosis gibi bir sürü kahvaltılık vardı. Neden bu kadar yumurta vardı ki? Çatalımla tabağıma bir tane yumurta birkaç tane sosis ve zeytin aldım. Masanın kenarındaki ekmek sepetinden de bir dilim ekmek aldım.
Yemek yerine sadece bekledim. Birkaç dakika sonra Asena başında bir havluyla mutfağa girdi. O sırada çayımdan bir yudum alıyordum. Kafamı çevirip kapıdan gelen siyah dantelli sütyen altında da siyah dizine kadar gelen siyah dar bir şort vardı. Çayı zorlukla yutup ona döndüm. "Neden sütyenle geziyorsun sen?" Asena bir bana bir üzerine baktı. "Haa şey alışkanlık olmuş ya. Hem ne olacak ki ikimiz de kızız." Havlusunu omuzlarına atıp yumurtalardan birini ağzına attı. "Nasıl ya?" Kendisine bir bardak kahve alırken sırt kasları dikkatimi çekti. Kolları da kaslıydı. "Neye şaşırdın? Yumurtayı teklememe mi? Yoksa dış görünüşüme mi?" Yutkunup Asena'nın karşıma oturmasını izledim. "Demek bu yüzden yedi tane yumurta vardı." Asena biraz salam alırken konuşmaya başladı. "Neden yemedin? Sevmedin mi yoksa?" Yumurtamı ikiye böldüm. "Tek başıma yemek sıkıcı olurdu." Asena sırıtarak önündeki tabağa baktı. "Haklısın. Birileriyle yemek yemeyeli baya oldu." Neden böyle dediğini merak etmiştim. Sormaya üşenip kahvaltıma odaklandım. Aslında odaklanamadım. Karşımda sütyeniyle oturup beşinci yumurtasını parçalayan bir matematik öğretmeni var. Nasıl dikkatim dağılmasın ki? "Beni izlemek yerine yemek ye."
"Ha? Ne? Ben mi? Yooo, neden karşımda oturan kaslı ve iç çamaşırlı taş gibi kadına bakayım ki? Hem de kendisi okulumda çalışan bir öğretmen ise." Asena kıkırdayarak tabağıma bir parça salam koydu. "Al bunu ye. Bazen hayat böyle tuhaf durumlarla karşılaşmanı sağlar ve benden sana tavsiye, bu tuhaf zamanlarda olabildiğince eğlen."
Kahvaltıdan sonra Asena ile odalarımıza geçtik. Üzerime klasik bir sweatshirt altıma da siyah kot pantolon giyip saçlarımı da tarayıp açık bırakmıştım. Dışarı çıktığımda Asena çoktan aşağıdaydı. Benim aksime kendisi parlıyordu. Üzerinde sporcu atleti, bol kesim bir askeri yeşili pantolon, beyaz atletinin üzerine de pantolonuyla aynı renk bol bir ceket almıştı. Siyah saçlarını benim gibi açık bırakmış başına da siyah bir şapka takmıştı. Aşağı yanına doğru ilerlediğimde karın kaslarından gözlerimi alamamıştım. Asena ıslık çalıp dikkatimi dağıtmama sebep olunca başımı kaldırıp ona baktım. "-Okulda takım giyen hocamız evdeki haliyle göz kamaştırıyor- Bunu düşünün dimi?"
Gözlerimi kaçırdım. "Yoo sadece kendi kombinimin seninkinin yanında çok sade kaldığını fark ettim." Asena iri damarlı eliyle saçlarımı karıştırdı. "Bu gün seni baştan yaratacağım."
Rezidansın önünde bekliyordum. Asena arabasını çıkartıp beni alacağını söylemişti. Kısa süre sonra yanımda son model siyah bir araç durdu. Aracın camı açıldı. "Pişt çıtır. Hadi atla arabaya. Seni çok güzel bir yere götüreceğim." Gülümseyip ön koltuğa geçtim. "Evet çıtır. İlk olarak yetimhaneden kitaplarını alacağız. Sonra ver elini AVM."
Daha bir saat olmuştu. Asena son derece cömertti. İlk işi telefoncuya girip bana telefon ve hat almak olmuştu. Ardından da mağaza mağaza gezip kıyafet almaya başlanmıştı. "Sence bu sweatshirt nasıl?" Elinde siyah ve arkasında zincirli, iskeletli desenleri vardı. "Benim için değil de senin için ideal gibi duruyor." Asena bir bana bir de elindeki sweatshirte bakıyordu. "Sanırım haklısın. Seni pembe bir bebek gibi yapmak istemiyorum. Bu yüzden de siyahtan kopamıyorum." Elime aldığım pastel renkli örgü kazağı salladım. "Bak bunun gibi şeyler seviyorum ben." Asena bol kesim kumaş bir pantolonla yanıma geldi. "Bak bunun o kazağı çok güzel kombinlersin." Bu sefer haklıydı. "Evet, ikisini de almak istiyorum." Asena mağazadan anlık olarak kaybolmuştu. Biraz gezinip onu aradım. Elinde iki tane askıyla yanıma geldi. "Böyle siyah kot ceket mi alsam yoksa deri olanını mı?" Elindeki ceketlere baktım. "Kot olan daha güzel. Ama sen okulda beyaz gömlek, yelek, kravat ve kumaş pantolon giyen birisin. Neden bunları alıyorsun ki?" Asena aldıklarımızla kasaya doğru ilerlerken "Çünkü çıtır, ben okulda kendi tarzımla giyinirsem ergen erkekler peşimi bırakmaz." Torbaları taşıyarak başka bir mağazaya girdi. Ben sadece onu takip ediyordum. "Şişme mont sevdiğini sanmıyorum. Bu yüzden kaban almayı planlamıştım." Aşımı onaylar şekilde salladım. "Doğru tahmin." Birkaç kaban denedikten sonra benim için iki adet kaban satın aldı. Bir yandan da kendisi için kemer baktı. "Melis buradan ayakkabı mı almaya gidelim yoksa karşıdaki gratise mi geçelim?" Asena siyah kemerini beline göre ayarlayıp aynadan kendisine bakıyordu. "Bana fark etmez de. Bir şey sorucam. Sen donmuyor musun o kıyametle?" Asena gülümseyerek bana döndü. "Hayır." Gratisten çıkıp ayakkabı almaya gidiyorduk. Asena birden kolumdan tutup yönümü değiştirdi. Baktığı yöne döndüğümde gözlerimi kaçırdım. Utanmıştım. "Neden iç giyim mağazasına gidiyoruz?" Asena çok sakin bir cevap verdi. "Çünkü alacaklarım var." Mağazaya girdiğimiz gibi Asena dantelli sütyenlerin arasına daldı. "Melis gelmişken sen de eksiklerini al." Bana seslendiğinde birden sıçradım. Asena bana bakıp sırıtmaya başlamıştı. "Aaa ne kadar da tatlı. Sen utandın mı?" Yüzümü çevirip çıkışa doğru gittim. "Ben başka bir zaman buradan eksiklerimi alırım." Birkaç dakika sonra Asena elinden büyük bir poşet yığınıyla geldi. "Ayakkabı da alıp yemek yemeye ne dersin?" Başımı onaylar anlamda salladım. "Bir sürü şey aldık. En azından bana da poşetlerden ver." Elimi uzatıp bekledim. "Bundan sonraki alacaklarımızı sen taşı."
Ayakkabıcıya girdiğimizde Asena duvarlarda asılı duran sırt çantalarına bakındı. "Şurdaki krem ve siyah karışımı olan çantayı indirin." Başımı kaldırıp baktığımda tam benim tarzımda olduğunu fark ettim. Bu kadar çabuk kişiliğimi anlaması normal miydi? "İki çift spor ve bir çift de bot alacağız. Bir de zarif topuklular." Asena'ya dönüp "Topuklu ne alaka?" Bileklerinde zincir olan bir bota bakarak "Çünkü ailemle bazı gereksiz, şık olmak zorunda olduğumuz akşam yemekleri yememiz gerekiyor." Çalışan kadına dönüp "Şu siyah botun kırk numarası var mı?" diyip konuyu kapattı.
Günün sonunda arabanın bagajını ve arka koltukları tamamen poşetlerle doldurmuştuk. Eve eşyaları taşımak için iki tur atmıştık. Asansörün alabildiği kadar poşet doldurup taşımıştık. Salonda poşetleri alıp açmaya başladık. Ben kitaplarımı odama taşıdım o ise poşetleri ayıklamaya başlamıştı. Biz evde değilken asena odamı da dekore ettirmişti. İçeri girdiğimde yatağımın değiştiğini, cam kenarına yakın olan duvara sevimli bir kitaplık ve çalışma masası koydurmuştu. Yatağın karşısında olan duvarda beyaz bir gardrop vardı. Kitaptarımı çalışama masasının dolaplarına dizip aşağı indim. Asena poşetlerin birazını elime tutuşturdu. "Bunlar sweatshirt ve kazakların." Paketleri yukarı taşıyıp hızla dolaba yerleştirdim. Aşağı inip Asena'dan diğer paketleri de aldım. Birkaç turdan sonra herşey hazırdı. Asena ayakkabıları girişteki vestiyere dizmeye başlamıştı. "Melis, orada bir poşet daha var. Sana aldığım terlikler içinde olacaktı."
"Onları odama koyacağım." diyip poşeti aldım. "İyi de terlikler burada." Nasıl yani? Ben hangi paketi almıştım ki? Ambalajı açmamla kapatmam bir oldu. "Senin kıyafetinmiş. Odanın kapısına bırakıyorum." Asena koyu gözlerini bana dikti. "Ne? Neden bana öyle bakıyorsun?" Asena sırıtarak bir elini çenesine koydu. "Neden domates gibisin sen?" Gözlerimi kaçırdım. "Kırmızı olan sence de biraz fazla açık değil mi?" Son poşetleri alıp yukarı çıktı. "Merak etme artık sütyenle gezmeyecem." Sözleriyle daha da utanıp yüzümü çevirdim.
Akşam vakti odamda ödevlerimi yapıyordum. Asena spor yapıyordu. Beraber yaşamaya başlamış olsak da evde iki yabancı gibiydik. Bana karşı son derece yakındı. Acaba soğuk mu davranıyordum? Ödevlerimi pazar günü bitirebilirdim. Masamdan kalkıp Asena'ya baskına gitmeye karar verdim. Kapıyı açıp içeri daldım. "Anneciimm tek başına ne yapıyorsuunnn?"
Yerde tek koluyla şınav çekiyordu. Odada kısık sesle rusça bir şarkı çalıyordu. Bana bakıp sırıttı. "Vay vay. Hoş geldin kızım." Yanına gidip odayı inceledim. "Spor odanda neden bu kadar güzel bir manzara var?" Cama yaklaşıp şehrin ışıltılı caddelerini izledim. "Melis sen kaç kiloydun?" Gözlerimi devirdim. "Annecim formuma dikkat ediyorum zaten." Ona döndüğümde yerde uzanmıştı. "Eğer elli ile elli beş arasında isen sırtıma otur. Daha hafif isen de kilonu elliye tamamlamak için ağırlık al eline." Gözlerim şaşkınlıkla açıldı. "Beni taşıyabilir misin yani?" Yerde oturup bağdaş kurdu. "E hadi ama sonra şaşırırsın." Yere uzanıp ellerinin üzerinde vücudunu kaldırdı. Sırtına oturdum. "Say kızım." Yere eğildi. Ardından kalktı. "Bir." Yine eğildi ve kalktı "İki." "Üç."...
Toplamda yirmi beş şnavdan sonra üzerinden kalktım. Asena yere sırt üstü uzandı. "Aahh uzun zamandır ağırlık kullanmamıştım. Ne diyorsun kıjıım. Benim için her akşam ağırlık oluy muşuun? Kıkırdayarak yanına çömeldim. "Oluyum annee. "
Bir süre sonra salonda oturmuş film izliyorduk. L koltuğun köşesinde oturmuş dizlerimi kendime çekmiştim. Asena ise koltuğa uzanmış ayaklarının altına da bir puf çekmişti. İkimizin arasında bir tepsi aburcubur, kutu kola ve mavi renkli bir meyve suyu vardı. Film yüzünden gerilmiştim. Karşımda kadının birini elinde bıçakla kovalayan katil vardı sonuçta. Nasıl korkmayayım ki? Kucağıma aldığım yastığa sarılıp izlemeye devam ettim. Kadın saklanmıştı. Katil geziyordu. Onu bulacak mı diye gerginlikle bekledim. Birden 'tısstt' diye bir ses duyunca yerimden sıçradım. Asena tek eliyle kutu kolalardan birni açmıştı. Başını çevirip bana baktı. "Korktun mu sen?" Uzanıp cipsten biraz aldım. "Yoo neden korkayım ki alt tarafı katilin biri kadını deşmek için kovalıyor." Kolayı içmek için yerinden doğruldu. "İstersen değiştirebilirim." Bağdaş kurup yastığı kucağıma aldım. "Hani komşu rahatsız oluyordu?" Asena gözlerini pencereye çevirdi. "Komşum taşındı. Bana şans getirdin Melis."