İçeriğe geç

Aydan Doğanlar

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Aydan Doğanlar

Bölüm 4

Bölüm 4

Prag’ın tarihi sokaklarının altına gizlenmiş bin yıllık tüneller, nem ve yüzyıllık toz kokuyordu. Sebastian, duvarlardaki antik sembollerle bezenmiş meşaleleri yakarak Elena’ya yol gösteriyordu. Yukarıdaki şehrin modern gürültüsü burada tamamen kesilmiş, yerini derin bir sessizliğe bırakmıştı.

"Burası Yeraltı Arşivi," dedi Sebastian, adımları taş zeminde sessizce yankılanırken. "İnsanların efsane sandığı, vampir klanlarının ise unutmaya çalıştığı tüm sırlar burada saklı."

Elena, yüksek taş kemerlerin altından geçerek devasa kütüphane salonuna girdiklerinde büyülenmişti. Binlerce yıllık tomarlar, kehanet tabletleri ve kristal küreler karanlığın içinde hafifçe parıldıyordu. Ancak Elena’nın dikkatini çeken şey, salonun ortasında duran devasa mermer lahitti. Lahitin üzerinde, tam da kendi bileğindeki sarmaşık motifinin işlenmiş olduğu antik bir harita duruyordu.

Elena haritaya doğru yaklaştı. Parmağını mermerin üzerindeki sarmaşık kabartmasına dokundurduğu an, bileğindeki mühür yeniden parlamaya başladı. Haritanın üzerindeki çizgiler mavi bir ışıkla aydınlandı ve Prag’ın altındaki gizli tünellerin haritası zihinlerine kazındı.

"Kehanet sadece bir güçten bahsetmiyor Sebastian," dedi Elena, haritadan gözlerini alamayarak. "Kehanet, iki ayrı dünyanın birleşmesinden bahsediyor. Bir insan ve bir vampir..."

Sebastian arkasından yaklaştı. Aralarındaki mesafe kapandığında, Elena adamın göğsünden yayılan o mistik soğukluğu ve kendi içindeki ateşi yeniden hissetti. Sebastian elini yavaşça Elena’nın haritanın üzerinde duran elinin üzerine koydu. İki bedenin temasıyla harita üzerindeki ışık daha da güçlendi.

"İki ayrı dünya..." diye fısıldadı Sebastian, sesi pürüzsüz ve derindi. "Ama kehanetin yazmadığı bir şey var Elena. Bu bağın beni getirdiği durum. Yüzyıllardır hissiyatını kaybettiğim kalbimin, senin yanında delicesine atması..."

Elena ona döndü. Sebastian’ın kehribar gözlerinde sadece bir muhafızın kararlılığı değil, yüzyılların yalnızlığını bitiren derin bir tutku vardı. Elena titreyen parmaklarıyla Sebastian’ın keskin çene hattına dokundu. Bir vampir için imkânsız olan o sıcaklık, Sebastian’ın bakışlarında gizliydi.

"Benden korkmuyor musun?" diye sordu Sebastian, yüzü Elena’nın yüzüne birkaç santim kadar yaklaşmışken.

"Senden değil..." dedi Elena fısıltıyla, gözleri onun dudaklarına kayarak. "...içimde sana karşı büyüyen bu duygudan korkuyorum."

Sebastian yavaşça eğildi, tam dudakları birleşmek üzereyken tünelin derinliklerinden gelen metalik bir ses yankılandı. Şehrin en acımasız klanı olan "Kan Konseyi"nin muhafızları tünel girişini kapatmıştı. Arkalarından beliren siluet, klanın en tehlikeli komutanı olan Victor’du.

"Ne romantik bir manzara," dedi Victor, kırmızı gözleriyle ikiliye bakarak. "Muhafız, korumakla yükümlü olduğu avına aşık olmuş. Ama bu kehanet burada bitiyor."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.