İçeriğe geç

Ayaz Vakti

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Ayaz Vakti

Bölüm 5

5.Bölüm

O an aklımdan ve kalbimden çok şey geçti ama dudaklarımdan sadece tek bir şey döküldü.

"Nasıl yani?"

Poyraz genişçe sırıtıp oturduğu yatağa iyice yayıldı ve ekledi.

"Kısa bir zaman sonra anlarsın. Çünkü sen zekisin ve senden etkilendiğim ilk özelliğin bu oldu."

Etrafa hızlıca göz atıp sesimi alçalttım.

"Burada kamera ve ses kayıt cihazı var sanırım ama ben senle önemli bir konu konuşmalıyım."

"Evet var ama hiçbiri düzgün çalışmıyor merek etme."

Kafam karışmıştı.

"Nasıl?"

"Üzgünüm bu bilgileri şuan seninle paylaşamam."

"Sorun değil, bu arada konuşmamız lazım.", deyip bir sandalye aldım ve Poyraz'ın önüne koyup oturdum. Ben bacak bacak üstüne atarken Poyraz konuştu.

"Şuan sadece seni dinliyorum. Daha önce seni dinlediğim kadar başka kimseyi dinlemedim."

Kaşlarımı çattım.

"Zevzeklik yapma."

Ben Yeraltı Hapisanesinde ki en tehlikeli mahkum ile böyle konuştuğum için cesaretimi takdir ederken Poyraz ise başını uslu uslu onaylar nitelikte sallamıştı. İşte bu adamı da böyle dize getirirdim. Aferin bana.

"Böyle davranmasana."

Kafası karışmış gibi baktı bana.

"Nasıl davranmayayım?"

"Onca suçu işlememişsin gibi..."

İfadesi eğlenir bir hal aldı.

"Onca kişiyi katletmemişsin gibi..."

Eğlenir ifadesi dağıldı.

"Onca kişinin hayatını karatmamışsın gibi."

Şimdiyse yüzü tamamen ifadesizdi. Sonra suratı kısa bira anlığına asıldı. Ama bu hali hızla dağıldı. Acaba dedim. Hiç bu konularda suçluluk duyuyor mu? Bunu ona sonra sormak için aklımın bir köşesine not ettim.

"Hadi beni eğlendir. Canım sıkıldı.", deyince sert bakışlarıma maruz kaldı.

"Ne yapmamı bekliyorsun? Seni nasıl eğlendirebilirim?"

Sorumu ciddiye aldı ve şöyle bir düşünüyormuş gibi yaptı.

"Hımm, Mesela fıkra anlatabilirsin, soğuk espri yapabilirsin, bana yaşadığın anıları anlatabilirsin. Evet evet bu iyi fikir hadi bana yaşadığın anıları anlat. Hepsini ama hepsini bilmek istiyorum."

Kafamı iki yana salladım.

"Sen uslanmazsın."

Beni tama anlamıyla zırvanadan çıkarmasına az kalmıştı.

"Konuşmamız gereken bir konu var dedim!"

" İyi konuşalım. Önce ben başlıyorum. En sevdiğin renk ne?"

Onunla konuyu konuşmaya çalıştığım zaman inatla lafı çarpıtıyordu. Bu durumda bir gariplik sezdim. Ayrıca tehlikeli bir mahkumun yeni açan bir çiçek gibi sevgi pıtırcığı olması da çok tuhaftı. Ona kalsa hiç bir zaman bu önemli konuyu konuşmayacağımız için konuyu doğrudan açmaya karar verdim.

"Benim kim olduğumu biliyorsun diye düşünüyorum ama ben yinede de kendimi tanıtayım. Ben İnci Sercan. Senin sağ kolunum. İstersen şu şifreyi söyleyebilirim."

Poyraz bu sefer oturduğu yerde dikleşti ve ciddileşti.

"Seni dinliyorum."

Ezbere bildiğim o cümleyi tek nefeste söyledim.

"Araftakilerin gerçek yüzü Ayaz Vaktinde ortaya çıkar."

Poyraz bakışlarını kaçırdı ve tek bir noktaya bakmaya başladı. Sonra gözü o noktanın üzerindeyken başını evet anlamında salladı.

"Şifreyi doğru bildin İnci."

Poyraz gözlerini tekrar bana çevirince daha fazla içimde tutamadım ve sordum.

"Neden bu konudan kaçmak için bu kadar çırpınıyorsun?"

Poyraz derin bir iç çekti.

" Sana bir sır vereyim mi sağ kolum? Ben elimde olsaydı bu hayatı istemezdim. Normal bir hayatı olan sıradan bir insan olmak isterdim."

"İyi de bunu konumuzla ne alakası var? Ayrıca yüzünü yeni gördüğün birisine sır vermek sence ne kadar güvenli?"

Poyraz kaşlarını çattı. Bana biraz sinirlenmiş görünüyordu.

"İzin ver de buna ben karar vereyim. Ayrıca konumuzla alakasını yakında anlarsın."

Daha fazla bir şey demeyerek işime döndüm.

"Şimdi seni buradan çıkarmak için plan yapmalıyız."

Dilini damağına vurdu ve bana doğru eğildi.

"Sence ben buradan kaçmak isteseydim kaçamaz mıydım?"

Sabrım taşıyordu. Bu adam bilmece gibiydi ve sırlarla doluydu.

"İyi de neden kaçmadın o zaman?!"

"Yakında anlarsın."

Kaşlarımı çattım.

"Bak ben senin sağ kolunum. Birlikte iş yapacaksak bana kaçamak cevaplar vermeyeceksin. Ayrıca sır da yok tamam mı?"

Siyah harelerini gözlerime dikmekle yetindi. İyice sinirlenmeye başlıyordum.

"Aramızda güven olmayacaksa nasıl iş yapacağız?"

"İnci'm benim, Ben sana zaten her şey den çok güveniyorum. Beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyorum. Beni buradan çıkaracağına olan inancım da tam. Sen bana şuanlık güvenmek zorunda değilsin haklı olarak. Ama beni tanıdıkça ve biz birbirimizle zaman geçirdikçe bana ister istemez güveneceksin. Bana çekileceksin. Tıpkı bir kelebeğin yanacağını bile bile ateşe doğru kanat çırpması gibi. Yanacağını kül olacağını bile ile bana doğru geleceksin. Bana karşı koyamayacaksın. Tıpkı benim sana karşı koyamadığım gibi."

Kafam karışmıştı.

"Sana karşı koyamıyorum derken?"

" Hemde uzun zamandır. Ayrıca ne duyduysan o."

Uzun bir sessizlik oldu. Sessizliği benim lafım böldü.

"Ağzın çok iyi laf yapıyor."

Gamzelerini ortaya sererek gülümsedi.

"Biliyorum."

"Ama bir şeyi anlamadım.", diye konuşmayı başlattım. O da bana dikkat kesilmişti.

"Bana iltifat ediyorsun, etkilendiğini alttan alttan ima ediyorsun, bana uzun zamandır karşı koyamadığını söylüyorsun. Seni tanımasam bana aşık olduğunu düşünürdüm."

Poyraz önce duraksadı ama sonra kocaman bir kahkaha patlattı.

"İnci güzelim benim, sen beni tanıdığını mı düşünüyorsun?"

Bir kaşımı havaya kaldırdım.

"Tanımıyor muyum?"

Bana göz kırptı.

"Benim hakkımda en ufak fikrin bile yok."

Cevabını merak ettiğim soruyu bu sefer doğrudan sordum.

"Bana aşık mısın?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.