İçeriğe geç

AY VE GÜNEŞİN GÖLGESİNDE

Bölüm 8 · 2 dk okuma

AY VE GÜNEŞİN GÖLGESİNDE

Bölüm 8

8. BÖLÜM: MAVİ KÜLLERDEN DOĞUŞ

Adana’dan bindiği o otobüs Mersin’e vardığında, Gece için bu şehir sadece bir kaçış değil, kendi imkânlarıyla kurduğu ilk özgürlük alanıydı. Çalışıp biriktirdiği parayla Mersin’de küçük bir evi kendi üzerine satın almıştı. O evin kapısını kilitleyip anahtarı cebine koyduğu an, hayatında ilk kez gerçekten güvende hissetti. Çünkü Gece’nin ruhundaki yaralar sadece Rüzgar’la başlamamıştı; onun geçmişi, ailesinin şiddet dolu gölgesiyle doluydu.

​Öz ana babası onu hiçbir zaman evlat olarak görmemiş, çocukluğu psikolojik ve fiziksel şiddetle geçmişti. Sol bileğinde hiç geçmeyen o derin kesik izi, o karanlık geçmişin en belirgin nişanesiydi. Yıllar önce babası geçirdiği bir cinnet anında bıçakla koluna öfkeyle vurmuş, Gece aşırı kan kaybından ölümün eşiğine gelmişti. Hastaneye kaldırıldığında babası soğukkanlılıkla "Ayağı takıldı, camın üstüne düştü" yalanını söylese de Gece, sedyenin üzerindeki son gücüyle doktora bakıp "Yalan söylüyor, o yaptı!" diye haykırmıştı. Babasının gözü dönüp doktorun ve hemşirelerin gözü önünde kanlar içindeki kıza tekrar vurmaya kalkması üzerine doktor hemen polisi aramış ve adam polisler tarafından gözaltına alınmıştı. O günden sonra Gece için ailesi tamamen ölmüştü.

​İşte bu yüzden Mersin’de kendi satın aldığı o küçük ev, onun sığınağıydı. Omuriliğindeki zedelenme yüzünden gelen nöbetler bedenini kıvrandırsa da Rüzgar’ın geçmişindeki bir ceset ya da ailesinin kurbanı olmayı reddetti. Rüzgar’ın yoğun çalışma temposu yüzünden rafa kaldırdığı en büyük tutkusuna, patenlerine sığındı.

​İlk günlerde sahil şeridinde patenin üzerinde durmak bile büyük bir işkenceydi. Düştükçe, bileğindeki o bıçak izine ve karnındaki mermi yarasına bakıp hırslanıyordu. Kendine yeni bir zırh seçti: Açık mavi koruyucu maske... Geçmişin siyahından kaçışın, özgürlüğün ve gökyüzünün simgesi olan o mavi maske, artık onun yüzünü dünyadan saklayan en güçlü kalkanıydı.

​Saatlerce süren antrenmanlar meyvesini verdi; o kırılgan kızın yerini pistte rüzgâr gibi esen, hırçın ama zarif bir paten dansçısı aldı. İnternet üzerinden yürüttüğü grafik tasarımları ve anonim yazdığı romanıyla kendi ayakları üzerinde dururken, pistlerde artık adını kimse bilmiyordu. Onu sadece "Aura" olarak tanıyorlardı. Gece, hem ailesinin şiddetinden hem de Rüzgar’ın takıntılarından sıyrılıp, o açık mavi maskenin arkasında kendi küllerinden yeniden doğmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.