Sakinleştiricinin etkisi geçip gün ışığı odaya sızdığında Gece yavaşça gözlerini açtı. Bacağındaki ağır alçıyı ve bileğindeki sargıları gördüğünde, eskisi gibi bir panik krizine girmedi ya da hayata küsmedi. Yıllardır sırtlandığı yüklerin yanında bu alçı, iyileşmenin ve artık yalnız olmadığının bir simgesi gibiydi. Karşısında kendisini sevgi dolu gözlerle izleyen Yaz’ı, Damla’yı ve Rüzgar’ı görünce yüzüne huzurlu bir tebessüm yerleşti.
"Günaydın Mavi Gülüm," dedi Yaz, Gece’nin elini nazikçe tutarak. "Nasıl hissediyorsun?"
"İyiyim..." dedi Gece, sesi biraz pürüzlü ama son derece sakindi. "Gerçekten iyiyim. Artık başıma gelen talihsizliklere şaşırmayı bıraktım sanırım."
Damla heyecanla öne atıldı: "Üzülmek yok Gece! Çünkü sahnede olamasan da sen dün gece büyük bir mucize başardın. Bak sana ne göstereceğim!"
Damla, cebinden çıkardığı tabletini açıp Kimsesiz Çocuklar Vakfı’nın resmi sosyal medya hesabından yayınlanan özel bir videoyu Gece’ye uzattı.
Videoda vakıftaki küçük çocuklar ellerinde rengârenk kartonlarla duruyor, üzerlerinde "Teşekkürler Gece Abla! Senin Sayende Yuvamız Isındı!" yazıyordu. Vakıf başkanı videoda konuşarak; Gece’nin hikayesinin ve çocuklara destek olma çağrısının tüm Türkiye’de dev bir farkındalık yarattığını, yarışma gerçekleşemese bile rekor düzeyde bağış toplandığını açıklıyordu.
Gece videoyu izlerken gözlerinden sevinç gözyaşları dökülmeye başladı. Ancak bu kez acıdan değil, ruhunun en derinindeki o küçük, kimsesiz kız çocuğunun sarılmasından kaynaklanan muazzam bir mutluluktan ağlıyordu.
Yaz, Gece’nin gözyaşlarını başparmağıyla şefkatle sildi. "Gördün mü?" dedi fısıltıyla. "Düşsen de kaybetsen de senin ışığın çocukların hayatını aydınlatmaya yetti."
Gece tabletini göğsüne bastırıp arkadaşlarına ve Yaz’a baktı. Ruhundaki tüm karanlık bulutlar dağılmış, yerini pırıl pırıl bir umuda bırakmıştı.