Rüzgar, Gece’ye kan verdikten hemen sonra çalan telefonuyla sarsıldı. Lansman krizini çözmek ve basındaki dedikoduları bastırmak zorunda olan ana sponsor, Rüzgar’ı acilen görüşmeye çağırıyordu. Rüzgar, aklı ve ruhu yoğun bakım kapısında kalsa da mecburen hastaneden ayrılmak zorunda kaldı.
Aradan geçen iki günlük müşahede süresince Gece’nin durumu hızla toparlandı. Taburcu olacağı günün sabahında, odanın kapısı yavaşça açıldı. İçeri giren Rüzgar’ın gözleri uykusuzluktan kızarmış, üstü başı perişan bir haldeydi.
Gece, yatakta doğrulmuş eşyalarını toplarken Rüzgar hiç düşünmeden öne atıldı ve doğrudan Gece’nin ayaklarına kapandı. Gözyaşları Gece’nin ayakkabılarına damlarken, sesi hıçkırıklarla boğuluyordu:
"Gece... Lütfen dinle beni. Aura değil, sen benim Gece’msin... Sana yaşattığım her gün için, seni o karanlıkta yalnız bıraktığım her an için binlerce kez özür dilerim! Bütün suç benim. Lütfen bana bir şans daha ver..."
Rüzgar cebinden çıkardığı o kadife kutuyu titreyen elleriyle açtı:
"Benimle evlen Gece. Bu sefer her şeyi doğru yapayım, seni başımın tacı edeyim. Yalvarırım..."
Gece, yüzünde en ufak bir duygu kırıntısı bile olmadan, tepeden Rüzgar’ın bu çaresiz haline baktı. Dudaklarında soğuk bir tebessüm belirdi:
"Öğrendin ha..." dedi, buz gibi bir sesle.
Rüzgar umutla başını kaldırdı ama Gece’nin gözlerindeki o kapkaranlık boşluğu görünce irkildi. Gece derin bir nefes alıp kelimeleri birer ok gibi Rüzgar’ın kalbine saplamaya başladı:
"Sen beni hiç anlamamışsın Rüzgar. Ameliyatımda kan verdin, hayatımı kurtardın... Her şey için Allah razı olsun, teşekkür ederim. Fakat ben artık senin o bildiğin Gece değilim. Ben Mira’yım, Aura’yım. O masum, saf Gece senin ellerinde öldü."
Gece yataktan kalkıp Rüzgar’ın tam karşısında dikildi:
"Sana dair içimde hiçbir zaman aşk olmadı Rüzgar. Ben seni asla sevmedim, bundan sonra da sevmeyeceğim. Sen bana Nur ablamın emanetiydin... Anla artık, ben seni daima bir abi olarak gördüm ve öyle de göreceğim."
Rüzgar 'abi' kelimesini duyduğu an göğsüne balyoz yemiş gibi sarsıldı.
"Eğer beni gerçekten birazcık bile sevdiysen, bana azıcık saygın varsa artık benden uzak dur," dedi Gece, arkasını dönüp çantasını omuzuna takarken. "Ben kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Ve o hayatta sana yer yok."
Gece kapıdan çıkıp giderken, Rüzgar dizlerinin üzerinde, hayatının en büyük hezimeti ve vicdan azabıyla tek başına kaldı.