İçeriğe geç

AY VE GÜNEŞ

Bölüm 11 · 4 dk okuma

AY VE GÜNEŞ

Bölüm 11

11.Bölüm

Sarayın altın varaklı koridorlarında rütbelerin ağırlığı, kalplerdeki sızıyı gölgeliyordu. Karin, Lord Valerius’un çalışma odasının kapısını araladığında, odadaki hava nefesini kesecek kadar ağırdı. Valerius, masasının başında, sanki Karini kendi çağırtmamış gibi mağrur bir ifadeyle oturuyordu.

Valerius’un Zehirli Sözleri ve Leo’nun Zekası

"Gel otur, Altın Kılıç," dedi Valerius. Sesinde bir babadan ziyade, bir hükümdarın aşağılaması vardı. Karin” Efendim sizin yanınıza oturmaya laik değilim.” Bu bir sınavdı eğer karşısına otursaydım Valerius bana saygısızlık yaptı diye sarayı bile ayağı kaldırırdı yada ben abartıyorum ama onunla aynı havayı solumak bile ağır geliyordu. Cevaptan memnun kalan Valerius Ayağa kalkıp Karin’e yaklaştı: "Oğlumun damarlarında kraliyet kanı akıyor. Sen ise kuzeyin soğuğundan gelmiş, kim olduğu belirsiz bir köylü kızısın. Miran’ı o basit aşk oyunlarınla kirletme. Senin ona sunabileceğin tek şey, yerle bir olacak bir itibar."

Karin dimdik durdu, gözlerinde kor gibi bir ateş vardı. "İtibarı saray duvarlarında değil, kanla kazanılan zaferlerde ararım, Lordum. Oğlunuzun kalbi sizin hırslarınızdan daha asil."

Valerius öfkeyle elini kaldırdığında, kapı hızla ve gürültüyle açıldı. Leo içeri daldı, sanki odada Bakan'ın olduğunu fark etmemiş gibi büyük bir panikle konuştu. "Komutan Karin! Buradasınız demek! Sınır karakolundan gelen acil ulak, durumu bizzat size bildirmem gerektiğini söyledi, sarayın dört bir yanı sizi arıyor!" Karin ve Valerius şaşkınlıkla dönmüş Leo bakıyordu

Leo, Valerius’u gördüğü an sanki az önce fark etmiş gibi yerinde donup kaldı, şaşkınlıkla gözlerini açtı. "Ah... Lord Valerius, özür dilerim, sizi burada göreceğimi hiç tahmin etmemiştim. Komutanın acil bir mesele için sizinle görüştüğünü bilmiyordum, sarayda yeniyim hadsizliğimi bağışlayın!"

Leon, Karin’i o odadan bir an önce çıkarmak istiyordu ; hayatını hiçe sayıp Bakan'ın o korkunç öfkesini üzerine çekmişti. Valerius, Leo’nun o "fark etmemiş gibi yapan" acemi halini küçümseyerek süzdü. "Meşhur komutan Vintore’nin kuzeyli oğlu, saray koridorlarında koşuşturmayı öğrenmişsin ama içeri nasıl girilir öğrenememişsin." “Haklısın öğreniyorum en kısa zamanda acemiliğimden eser kalmayacağına emin olabilirsiniz” Leo ilk defa bu kadar cesur görüyordum gözlerinde artık umut vardı o yavru köpek gitmiş yerine bambaşka bir…. adam gelmiş, Leo gözlerini kaldırıp bakanın gözlerine bakarak meydan okuyordu Leoda bu yalana kanmıştı artık kendini komutanın oğlu olarak görüyordu yada öyle görmek zorundaydı. “ izninizle efendi Vintore”LeonKarin’in koluna girip onu odadan çıkardı. Kapı kapandığında, Leo’nun vücudun tamamen normaldi ben korkudan titrer diye düşünmüştüm. "Sizi kurtarmak için... Bakan'ın o eli size inmemeliydi." diye fısıldadı. Nerden biliyorsun diye sormak bile istemedim sadece dik adımlarla hiç bir şey olmamış gibi odalarımıza dağıldık.

Karin, Miranla buluşmaya gitmeden önce odasına uğradı. Yatağının üstünde Miran’ın ona gizlice aldığı zarif ipek elbiseyi ve not yaban gülüme. Hemen çekmeceden Miranın ona aldığı kolyeye baktı Kalbi, bu hayallerin gerçek olamayacağını bilmenin acısıyla sızladı. Elbiseyi ve kolyeyi alıp avluya, Miran’ın beklediği yere koştu.

Miran onu görünce gülümsedi ama Karin elindeki elbiseyi ve kolyeyi yere atıp meşaleyle tutuşturduğunda yüzündeki renk soldu. Alevler o narin ipeği yutarken Karin acıyla: "Miran! Bana bunu giydirip o altın kafese kapatacağını mı sandın? Ben senin elbiselerinle değil, kendi zırhımla yaşarım!"

Miran, Karin’in acısını gördüğünde ona yaklaştı. "Miran, sana bunu kim yaptı? Kim bizi bu hale getirdi? Benim güzel, yaban gülüm..." dedi Miran, sesi şefkat ve acıyla titreyerek Karin’e sarıldı. "Özür dilerim. Kaçalım. Yarın sabah, kimse uyanmadan buradan gidelim. Her şeyi herkesi arkada bırakıp kaçalım Karinim yaban gülüm Başka çaremiz yok." Karin, ilk kez teslim oldu. "Kabul ediyorum. Gidelim." Artık ne olursa olsun umrumda değildi bu hayatta kaçmak en son isteyeceğim şeydi lakin başka çarem yoktu küçükken babamdan beni zorla evlendirecekleri adamdan kaçmıştım şimdi koca bir saraydan demek kaderim böyleydi.

Ancak o gece Miranın babası Valerius, oğlunun bir çılgınlık yapmasından korkuyordu tamda tahmin ettiği gibi olmuştu adamları Valeriusa her şeyi haberdar etti ve oğlu Miran’ı köşeye sıkıştırdı: "Kaçacak mısın Miran? Onları bulduğumda Karin'i ve o köle çocuğu infaz ederim. Sana yemin ederim yaparım ben yapmasam bile Kral bunu severek yapar Sonra herkese seni kandırdığını, büyülediğini söyleyip prensesle evlenmeni sağlarım Miran yaparım biliyorsun onların canını kurtarmak istiyorsan bu nikah olacak." Miran yıkıldı, artık kaçış imkansızdı.

Karin odasına döndüğünde Leo ile karşılaştı. "Seni bırakmıyorum Leo, döneceğim," dedi Karin. Leo acıyla gülümsedi, gözleri doldu. "Seni seviyorum Karin. Ömrümün sonuna kadar beklerim, ama senin mutlu olduğunu bilmek bana yeter. Eğer onunla huzur bulacaksan, ben sadece uzaktan izlerim." Arkasından seslendi”Karin… seni seviyorum” Sadece gülümsedim elveda arkamda bıraktığım elveda.

Karin saatlerce avluda bekledi. Ümidini kestiği anda karanlıktan bir ses duydu ümitle o tarafa doğru gitti “Miran?” Lakin gelen Miran değildi o karanlıktan Aras çıktı. Aras sinsi bir gülümsemeyle yaklaştı: "Miran mı? O şu an nişanı için hazırlanıyor. Annesi, Büyük prenses oğlu için özel olarak getirttiği o ihtişamlı kıyafetleri denetiyor ona. Kralın kızıyla evlenecek. Sen burada beklerken, sarayda düğün hazırlıkları çoktan başladı. Sana niye anlatıyorum boşuna bekleyip kendini yorma.”

Karin, Aras’ın her kelimesinde yıkıldığını hissetti. Her şey bitmişti. Saray, Karin’in üzerine bir zindan gibi kapanmıştı her yer kararmıştı bayışmamalıyım ayakta kalmalıyım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.