İyi okumalar💗
____________________
...
Felix'in o konuştuğu duygusal olan konuşma gerçekten ikisinede çok iyi gelmişti ateş ve su gibilerdi ikiside birbirini kurtara biliyordu aralarında bir sorun çıksa bile ruh eşi olmak bunu gerektirirdi. Ama... Zaman illa bi yerde durucaktı malesef. O zaman durduğunda Felix ve hyunjin'in aşkı sonsuza kadar devam edicekti...
Gece evden bi tıkırtılar ve bağırma sesi gelmişti hyunjin'in kulağına ama çok takmamıştır orman'dan gelmiştir diye. Sabah olduğunda hyunjin salonda oturmuş kendi halinde takılıyordu. Felix gözlerini ovuşturarak aşağıya gelmişti hyunjin anında ona döndü
H:"Günaydın"
F:"Günaydın da jisung nerde? Yatağında göremedim"
H:"Bilmem"
Felix mutfağa gittiğinde masanın üstünde bi not yazıyordu. 'Beni merak etme lix markete gittim bi kaç saate dönerim seni seviyorum' yazıyordu Felix şaşırmıştı neden markete gitsin ki orman'dan çıkıp özellikle bi cadı neden yani
F:"Hyunjin! Bakarmısın!?"
Hyunjin Felix'in yanına gelmişti anında gözlerini ona dikti masaya dayandı
H:"Söyle güzelim"
F:"Jisung, böyle bi not bırakmış"
Hyunjin notu okumuştu felix'e baktı geri Felix biraz gerilmişti tabiki
H:"Normal bu güzelim korkmana gerek yok"
Felix kafasını sallamıştı ama kafası hala karışıktı bi nebze olsa da
...
Jisung hala gelmemişti gitmesinden tam tamına 4 buçuk saat geçmişti hala yoktu. Hepsi azda olsa endişelenmişti Felix fazlasıyla hemde
M:"Nerde kaldı bu ya"
B:"Başına bişey gelmiş olmasın"
Havanın kararmasıyla birlikte evin içindeki sessizlik daha da ağırlaşmaya başlamıştı. Felix, oturduğu koltukta parmaklarıyla oynuyor, gözü sürekli kapıdayken kulağı dışarıdan gelecek en ufak bir ayak sesindeydi. 4 buçuk saat, belirsizliğin içinde kaybolmak için çok uzun bir süreydi.
Hyunjin, Felix’in yanına çöküp elini nazikçe dizine koydu.
H:"Jisung’u biliyorsun, bazen zamanın nasıl geçtiğini unutur. Hemen en kötüsünü düşünmeyelim,"
dedi, sesi sakinleştirici bir tınıdaydı ama kendi bakışlarındaki huzursuzluk da gizlenemeyecek kadar belirgindi.
M: "Ama telefonuna da bakmıyor. Kaç kere aradım, hep telesekreter. Bu hiç ona göre değil."
Bangchan elindeki bardağı masaya sertçe bırakıp ayağa kalktı.
B:"Ben daha fazla bekleyemeyeceğim. En son nereye gittiğini biliyorsak oradan başlayıp bir bakalım. Belki de bir yerde takılıp kalmıştır."
Felix başını kaldırdı, gözleri dolmuştu.
F:"Eğer başına bir şey geldiyse ve biz burada sadece oturup beklediysek kendimi asla affetmem. Hyunjin, lütfen gidelim."
Tam o sırada dışarıdan, bahçe kapısının gıcırtısı duyuldu. Herkes bir anda donup kaldı. Adımlar yavaş ve düzensizdi. Hyunjin hızla kapıya yönelip kilidi açtığında, karşısında üstü başı dağılmış, nefes nefese kalmış bir Jisung duruyordu.
F:"Jisung!"
diye bağırdı Felix, yerinden fırlayarak.
Jisung içeri adım atar atmaz duvara yaslandı, yüzü bembeyazdı. Elinde sıkıca tuttuğu küçük, buruşmuş bir kağıdı Hyunjin’e uzattı.
J:"Sadece... sadece bunu görmeniz gerekiyordu. O yüzden bu kadar geciktim. Peşimde... Dohyun vardı."
Odada ölüm sessizliği hakim oldu. Herkesin bakışları Hyunjin'in titreyen ellerindeki o yeni nota odaklanmıştı. Oyun henüz bitmemişti, aksine yeni başlıyordu.
Hyunjin, elindeki kağıdı açarken parmak uçlarının titremesine engel olamadı. Diğerleri nefeslerini tutmuş, onun ağzından çıkacak tek bir kelimeye bakıyordu. Kağıdı hızla okudu, yüzündeki ifade saniyeler içinde şaşkınlıktan derin bir öfkeye dönüştü.
F:"Ne yazıyor?"
diye fısıldadı Felix, Jisung’un yanına diz çökerken.
F:"Hyunjin, söyle artık!"
Hyunjin kağıdı masanın üzerine bıraktı. Üzerinde sadece tek bir cümle vardı:
H:"Zaman sandığınızdan daha hızlı akıyor, saatin sesini duymuyor musunuz?"
M: "Saat mi? Ne saati? Ne saçmalıyor bu?"
O anda oda, sanki bu soruyu beklermişçesine tuhaf bir mekanik sesle yankılanmaya başladı. Tik, tak... Tik, tak... Ses o kadar derinden geliyordu ki, duvarların içinden mi yoksa yerin altından mı geldiğini seçmek imkansızdı.
B:"Dohyun seni nerden buldu jisung"
M:"Bi dakika şuan zaten nefes nefese bi oturşuraya konuşursun sonra"
Minho jisung'un kolundan tutup oturttu ardından yere jisung'un önüne oturdu minho.
J:"Sen de sanki bana bişey oldu diye korktun gibi"
Jisung pis pis sırıtmıştı nefes nefese olsada minhoyla uğraşmak hoşuna gidiyordı. Minho, Jisung’un bu sataşmasına karşılık gözlerini devirdi ama elini hâlâ onun kolundan çekmemişti.
M:"Biraz... Korkmuş olabilirim ama biraz"
Jisung sırıtması daha da derinleşmişti Minho ise azıcık kızarmış ama o da sırıtmıştı. Aralarındaki elektirik fazlasıyla fark ediliyordu. Öbür yandan felix hala endişeliydi.
F:"Söyle artık jisung"
J:"Ben... Eee neyse şimdi gece odamın kapısı açılmıştı yavaşca uyanıktım zaten baktığımda dohyun vardı tam bağırcakken bayılttı. Eee sonra... B-Bi depoya götürdü sonrası..."
Felix kafasını hızlı hızlı salladı kaşlarını çattı ne olduğunu anlamamıştı. Minho, biraz daha dikleşti jisung'a odaklandı ardından kötü bişey geleceğini biliyordu.
J:"Kızmak yok özellikle sakin kalıyoruz tamam mı? Hey! Özellikle sen"
Minho'ya doğru parmağını sallamıştı jisung Minho göz devirmiş parmaklarını kıtlatıyordu. Jisung yavaşca karnındaki bıçak çiziğini açtı herkesin gözleri bir anda dışarı fırlamıştı resmen evet o kadar derin değil ama Felix işte canından bile kıymetli olan kardeşleri onlar için önemliydi.
M:"Ben bunu sikerim çok ciddiyim"
J:"Sik sik konuşma gene"
M:"Sana bıçak deydirmiş ıyımısın ben nasıl durayım"
Minho’nun sesi odanın içinde yankılanırken, elleri hala titriyordu. Jisung’un karnındaki o ince ama keskin kırmızı çizgiye bakmak, sanki kendi canından bir parça sökülüyormuş gibi hissettiriyordu ona.
Jisung hafifçe gülümsedi, ama bu gülümseme her zamanki neşesinden uzaktı; sadece Minho’yu dizginlemek içindi. Tişörtünü yavaşça aşağı indirip yarayı kapattı.
J:"Bak, kapandı bile. Abartma Minho. Sadece küçük bir sıyrık."
M:"Küçük bir sıyrık mı?"
Minho bir adım öne çıktı, gözlerindeki o karanlık parıltı sönmek bilmiyordu.
M:"O bıçak iki santim daha derine girseydi şu an neyi konuşuyor olacaktık? Kim yaptıysa bedelini ödeyecek. Kimse sana dokunamaz, duydun mu beni?"
Felix, köşede sessizce durmuş, dolan gözlerini saklamaya çalışıyordu. Jisung’un yarası derin olmayabilirdi ama bu saldırının arkasındaki niyet hepsini korkutmaya yetmişti. Felix derin bir nefes alarak Minho'nun omzuna elini koydu.
F:"Minho, Jisung haklı. Şu an fevri davranırsak tam da istediklerini yapmış oluruz. Bizi birbirimize düşürmeye çalışıyorlar."
M:"Ben ona bakmam ben jisung'a bakarım kendime bakarım kim haklı kim haksız sikimde değil ben jisung'u korurum"
H:"Aferin lan bastır!"
Felix kaşları kaldırıp hyunjin'e baktı hyunjin ağzının içinde dilini gezdirerek gülümsedi başını öne eğdi cidden çok etkiliydi.
J:"Ben miydim ben bunu evde istemiyorum diyen noldu sana beyfendi?"
Minho gözlerini kaçırmak yerine jisung'a daha fazla odaklandı gözlerinin içine bi ateşmiş gibiydi gözleri sinirli ama jisung'a bakınca sanki bütün elektiriği toplayan biriydi.
M:"Şimdi istiyorum evde de heryerde de bundan sonra götümdesin sürekli anlaştık?"
Jisung gülümsedi kafasını anlaştık anlamında salladı. Bunların arasındaki elektirik bir anda çoğalmıştı sanırım Minho olayın ciddiyetini kavramıştı.
F:"Ben şuan endişe yüzünden kafamı sikim siz flört edin çüş ama yani"
H:"Yo ne kadar güzel bişey işte"
Felix'in hyunjin'e bakışı hyunjin için yetmişti bunların rahatlık onu fazlasıyla geriyordu.
...
Minho jisung'un kapısını sertçe açmıştı hızlıca içeri girdi jisung minho'ya dönmüştü
J:"Gerizekalı ya üstüm olmasaydı!"
M:"Bişey olmazdı ki her neyse otur şuraya"
Minho jisung'a yaklaştı Oturmasını işaret etti gözleriyle jisung kaşlarını çatıp minhoya baktı
J:"Sebep?"
M:"Yarana bakıcam"
J:"Önemli bişey değil"
Minho, Jisung'un bu inatçı tavrına hafifçe göz devirdi ama geri adım atmaya hiç niyeti yoktu. Odanın ortasındaki sandalyeyi çekip tam Jisung'un karşısına oturdu ve elindeki küçük ilk yardım çantasını yatağın üzerine bıraktı.
M: "Önemli olup olmadığına ben karar vereceğim. Şimdi itiraz etmeyi kes de buraya gel."
Jisung, Minho’nun sesindeki o nadir görülen ciddi ve kararlı tona şaşırmıştı. Bir süre daha kaşlarını çatık tutsa da, sonunda derin bir nefes verip yavaşça yatağın kenarına, Minho'nun tam önüne oturdu. Aralarındaki mesafe o kadar azalmıştı ki, Jisung odadaki hafif nane kokusunu alabiliyordu.
J: "Sadece ufak bir sıyrık, gerçekten bu kadar büyütecek bir şey yok."
Minho cevap vermedi. Dikkatli bir şekilde Jisung'un yaralı karnını kendine çekti. Parmak uçları, Jisung'un cildine değdiği an ikisi de kısa bir an duraksadı. Minho, sanki karşısında kırılacak bir cam varmış gibi büyük bir titizlikle karnındaki yarayı temizlemeye devam etti.
M: "Acırsa söyle,"
diye fısıldadı, sesi bu sefer az önceki sertliğinden tamamen uzaktı.
Minho, pamuğu antiseptik solüsyonla ıslatıp yaranın etrafını temizlemeye başladığında Jisung hafifçe dişlerini sıktı ama sesini çıkarmadı. Bakışları, tamamen işine odaklanmış olan Minho’nun yüzünde geziniyordu. Minho'nun bu kadar dikkatli ve düşünceli olması, Jisung'un içindeki o savunma duvarlarını yavaş yavaş yıkıyordu.
J: "Neden yapıyorsun bunu?"
Minho, yaranın üzerine temiz bir sargı bezi yerleştirirken duraksadı. Başını kaldırıp doğrudan Jisung'un gözlerinin içine baktı. Bakışlarında tanımlayamadığı, yumuşak ama bir o kadar da derin bir ifade vardı.
M: "Çünkü senin 'önemsiz' dediğin şeyler benim için bazen çok önemli olabiliyor, Jisung."
Oda bir anda sessizliğe büründü. Jisung ne diyeceğini bilemezken, kalbinin atış hızının arttığını hissetti. Minho ise hiçbir şey olmamış gibi işine devam edip sargıyı sabitledi.
M:"Bitti iyi misin biraz daha?"
Minho bunları söylerken jisung'un siyah saçlarını okşayarak söylemişti bunları. Jisung şaşırmıştı böyle yapmasına ama iyi gelmişti gülümsedi
J:"Hıhı"
Jisung gözlerini kapatıp Minho'nun omzuna yasladı kafasını Minho bunla irkilmiş olmalı ki titredi ama bu irkilme kısa sürmüştü ellerini jisung'un saçlarına geri attı sanki huzuru bulmuştu.
...
Felix'le hyunjin'in arası hala çok az limoniydi. Ama Felix öyle düşünüyordu. Felix bi cesaretle hyunjin'in kapısını çaldı 'gir' sesini duyunca içeri girmişti hyunjin yatakta uzanıyordu oturur pozisyona geldi
H:"Noldu felix?"
F:"Ee ben kremi sürdüm de haber verim dedim yani"
H:"Tamam"
Felix gözlerini odada gezdirdi odanın ortasında durup etrafa bakıyordu civciv gibiydi gerçekten
F:"Tamam o zaman"
Felix kapıya ilerledi arkası dönük gözlerini kapattı dudaklarını birbirine bastırmıştı gözlerini açıp aniden arkasını döndü hyunjin'e ilerledi
F:"Eee şey biz neyiz?"
Felix utanmıştı yüzü nerdeyse domatese dönmüştü. Hyunjin sırıtarak yataktan kalktı Felix'i duvarla arasına aldı.
H:"Belli değilmi sence?..."
Hyunjin fısıldayarak konuşmuştu nerdeyse burnu burnuna deyiyordu nefesleri çarpışıyor, gözleri birbirlerinin gözlerine kilitlenmişti açılmaz bi kilit gibi. Felix'in nefesi hızlanmıştı hyunjin bunu hissetdikçe sırıtıyordu.
F:"N-Ne ki..."
Hyunjin Felix'in kulağına yaklaştı nefesi felix'in tenine deyiyordu.
H:"Ruh eşi olduğumuza göre sevgili gibi..."
Hyunjin felix'in kulağından uzaklaştı ama yüzünden değil. Hyunjin felix'in dudağına hafifçe dudağını deydirdi. Felix titremişti dudaklarının ani deymesiyle.
F:"T-Tamam ben gidiyim m-merak ettim sadece yani öyle..."
H:"Tich olmaz gidemezsin"
F:"Sebep?"
Hyunjin felix'e daha fazla yaklaştı. Hyunjin, Felix’in geri adım atmasına izin vermeyecek kadar yakındaydı. Elini yavaşça Felix’in yanağına koydu, başparmağıyla Felix'in titreyen dudağının kenarını belli belirsiz okşadı.
H: "Gitmek istediğini söylüyorsun ama kalbin aksini iddia ediyor, Felix. Duyabiliyorum."
Felix, ellerini savunmasızca Hyunjin’in göğsüne koydu. Amacı onu itmek miydi yoksa daha yakınında tutmak mı, kendisi bile bilmiyordu
F:"Ne alakası var?"
H: "Ne alakası mı var?"
dedi Hyunjin, sesi bir fısıltıdan farksız ama sarsıcıydı.
H:"Bakışların her şeyi anlatırken neden kelimelerin arkasına saklanıyorsun?"
Felix’in sırtı soğuk duvarla buluştuğunda, Hyunjin’in sıcaklığı tek sığınağı haline gelmişti. Kaçacak yeri yoktu, üstelik kalbi artık kontrol edemediği bir ritimle göğsünü dövüyordu.
F: "Ben... saklanmıyorum. Sadece ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum. Bir an yaklaşıyorsun, bir an sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyorsun."
Hyunjin, Felix’in yüzüne dökülen sarı saç tutamlarını nazikçe kulağının arkasına itti. Parmak uçları Felix’in tenine değdiğinde ikisi de o elektriklenmeyi hissetti.
H:"Biliyorum çünkü hissediyorum felix"
Felix gözlerini kaçırdı yalan söylediği belli olmasın diye hyunjin anlamıştı bile
F:"A-A çekil şurdan işim va-"
Hyunjin felix'in konuşmasına izin vermeden dudağına yapıştı. Felix'in gözleri büyümüştü. Hyunjin sanki hiç bırakmak istemiyormuş gibi yapışmıştı o kadar hızlı hareketlerle öpüyordu ki felix dudağını bile kıpırdatamıyordy. Hyunjin sanki Felix'in dudağını patlatcakmış gibi öpüyordu.
Felix elleriyle hyunjin'in göğsüne bursa'da hyunjin durmamış Felix'in elini tutmuştu bi kaç dakika sonra neyseki yavaşca çekilmişti. Felix hyunjin'i sertçe itti hyunjin geri sendelemişti
F:"Piç herif dudağım kanadı!"
Hyunjin dudağını eliyle silerek sırıtmıştı
H:"Geçer birazdan güzelim abartma"
F:"Ya sabır ya..."
Felix sinirle odadan çıkmıştı kapının önünde durum kalbini türü nefesini düzenlemeye çalışmıştı. Gerçektende dudağı fazlasıyla acıyordu
"Geçermiş... Bir de dalga geçiyor,"
____________________
Geçer geçer felixcim dua et ağzına vermedi öhöhm🥰💗