Annemin ölümünden sonra çıkmıştı bu lanet hastalık. Ne zaman sinirlensem göğsüm sıkışır, nefes alamayacak gibi olurum. Odama gidip ilacımı içtim. Daha sonra çantamı hazırlamaya koyuldum. Zaten ne zamandır dışarı çıkmak istiyordum. En son şehire 6 ay önce inmiştim. O Cedric varisi sinirlerimi bozmassa belkide iyi bir yolculuk olurdu. Ama bu baya düşük bir ihtimaldi.
Ay taşı madenini incelerken bir kaç gardiyan aracılığıyla etrafı gezebileceğimi söylemişti babam. Bu çok iyiydi. Pek uzağa gidebileceğimi sanmıyorum ama olsundu. Bu da bir şeydi.
Direkt bir sırt çantası aldım elime, ne kadar kalıcaz bilmiyorum ama gerekli olanları dondurmaya çalıştım. Kıyafetlerim, doğal ihtiyaçlar ve ne olur olmaz diye dolabımdan bir balo elbisesi çıkardım. Belki bir baloya katılmamız gerekebilirdi. Oradaki bi muhafıza söylesem saniyesinde ayarlayabilirlerdi fakat tarzım olmayan bir şeyi giymekten hep nefret etmişimdir.

(Çantasına koyduğu elbise)
Elbiseyi sığdırmak için uğraştım ama başardım. En azından çanta büyüktü. Aslında bunu koymayın sebebi yıl başı ve yıl sonuna özel iki balo olması. Şu an yılın ortalarındayız. Olurda yıl sonu balosuna yetişemessem tekrar saraya gitmeye uğraşamam.
Bu gece yola çıkacaktım. En son çantamın küçük gözüne hap kutumu koyduktan sonra kapattım. Bir şey unuttum mu diye bakınırken arkamı döndüğüm kapından açılma sesi geldi. Arkama dönme ihtiyacı bile duymadım.
"Birileri göreve çıkıyormuş. Muhafız mısın prenses mi belli değil"
"Kes sesini velet."
Aron yaşına göre olgun ve zeki bir çocuktu ama bu düşüncemi ona söylemedim. Dil çıkarıp kitaplığıma doğru gitti. Evet sarayda kütüphane olmasına rağmen odamda mini bir kütüphanem vardı. Küçüklüğümden beri kitapları hep sevmiştim. Çünkü kitaplar gerçeklikten kaçmanın en iyi yoluydu.
Aron kitaplığımdan bir kaç kitap aldı. Tam kapıya yöneliyordu ki ondan önce davranıp arkadan kapıyı geri kapattım.
"Kimden izin aldın?" dedim bakışlarımı kitaplara yönelterek.
"İzin almam mı gerekiyordu?" dedi boş bakışlarıyla. Ben de bakışlarına karşılık verdim
Kitapları elinden aldım. Baktığımda hepsini okuduğumu anladım.
"Geri aldığımda tek bir yırtık bile görmeyim duydun mu?"
Zafer kazanmışlıkla sırıttığını.
"Elbette majesteleri." dedi ve kitapları elimden alıp koşar adım odadan çıktı.
Arkasından kapıyı kapattım. Şimdi aklıma geldi orada sıkılırsam eğer kitap okuyabilirdim. Kitaplığıma ilerleyip bir kitap aldım. Daha önce okumadığım bir kitaptı. Onu da çantama yerleştirdim. Amaçsızca odanın içinde dolandım. Canım sıkılıyordu. Odadan dışarı çıktım. Sarayın içinde bir kaç tur attım.
Sonra mutfağa uğradım. Çalışan kadınlara selam verdim.