Tam 4 saat olmuştu. 4 saattir kılıç darbeleri yiyordum. Az çok kendimi savunuyırdym ama en çok darbe yiyordum.
Artık kan ter içinde kalmıştım. Ama Viktoria ter bile dökmemişti. Başladığından beri aynı yüz ifadesi vardı. Yoruldum diyicektim ama Viktoria'nın yorulmadığını görünce vazgeçtim. Ve sonunda beklediğim soruyu Viktoria sormuştu.
- Yoruldun mu ?
Yere yığılarak:
+ Sence ?
Gülerek yanıma geldi.
Buğgn çok iyi çalıştın tabi daha iyi çalışmamız lazım Hearin. Yere yattım ve kararan havaya baktım.
+ Saat kaç ?
- Burda zaman algıdı yok.
Gözlerimi kapattım.
+ Bence saat 7.
Ses gelmedi. Viktoria ya baktım ama yoktu gitmişti.
Hafif esen rüzgar çimleri ve saçları savurarak güzel bir koku çıkarıyordu. Aslında burayı sevmiştim. Çünkü burda beni özel hissettiriyolardı. Dünyada ki gibi değildi burda herkes birbirini seviyordu. Bir saatir falan gözlerim kapalı yatıyordum. Gözlerimi açtığımda hava biraz olsun kararmıştı. Burda yıldızlar saf güzelliklerini belli ediyolardı sabaha kadar izleyebilirdim. Çimenlerin hışırtısıyla birinin gelsiğini anlamıştım. Yeon gelenmişti. Rüzgar gece mavisi saçlarını savuruyor gözlerinin önüne getiriyordu. Siyah gözleri beni bulduğunda konuşmaya başladı.
- Rahatsın sanırım.
+ Evet eşlik etmek ister misin?
- Ama yatmadı yanıma oturdu ve ileri baktı.
+ İleri değil gökyüzüne bak.
Hiç aldanmadan ileri bakmaya devam etti.
+ Ne var bu ileride?
- Güneş.
Evet baktığı yerde güneş vardı. Buraya geldiğimden beri güneş görmemiştim. Ama bu güneş garipti. Çıplak gözle görülebiliyordu ama uzaktı.
+ Bu güneş mi?
- Evet bizim düşmanlığımız güneş krallığı.
Yeona tamamen dönerek:
+ Neden ki ?
Yeon başını yere eğip:
- Onlar annemi zehirlenip öldürdüler sonrada krallığı ele geçirmeye çalıştılar.
Sorduğuma pişman olmuştum.
Kısa bir sessizliğin ardından ayağa kalkıp çiçeklerin yanına gitmeye başladım.
+ Yeon sende gel.
Arkamı dönüp gel işaret yaptığımda kalbimde bir ağrı hissettim. Gözlerim kararıyor ve nefesim daralıyordu. Ayaklarım tutmuyordu. Elimi kalbime koyarak yere çökmüştüm. Etrafımda ki sesler boğuklaştı. Sanki yaşıyordum ama nefes alamıyordum. En sonunda gözlerim karardı ve yere yığıldım.
/////////////////
Uyandığımda odamdaydım. Kalbim hâlâ ağrıyodu ama azalmıştı acısı. Ölmemiştim kurtulmuştum ve bu sanırım başlangıçtı.
Kapımın çalmasıyla odağım gelen kişiye kaydı. 5 kişi birden odaya girdiler. Ve içlerinde Alex ve Yeon da vardı. Alex uyandığımı görünce yanıma gelip:
- İyi misin?
Biraz doğrularak:
+ Biraz.
Yanıma gelen kadınlar hemen bana bakmaya başladılar. Bende merakla:
+ Ne oldu?
- Ay parçası harekete geçti.
Kadınlardan biri kabimi dinleyerek:
- Kalbi atmıyor.
+ Ne demek atmıyor?
Kalbim atmıyorsa nasık yaşıuorum be. Bu kadın nasıl doktor. Alex yanıma geldi.
- Korma sadece ay parçası kalbini sarmış ve kalbinin yerine ay parçası olsuğunu düşün.
Göz kırparak doktorlara gidebilirsiniz dedi.
Yeon dolaptan uzun bol pantolon ve Sweatshirt çıkartıp bana verdi.
+ Yenilemişler dolabı.
Yeon sırıtarak:
- Tabi benim gibi bir prens dedi.
Alex'in emriyle banyo yaprım ve rahatça üstümü giydim. Yeon bana üstünü giydikten sonra aşağı hel dediği için saçlarımı kurutup odan çıktım. Merdivenlerden inecekken bir kadın yanıma geldi. Kadın kısa boylu sarı saaçlı ve fiziği yerindeydi. Gözleri maviye kaçan bir renkti. Bana bakmayla gülümsedim. Burda ilk defa sarı saçlı birisini görüyordum. O da bana gülümseyerek konuşmaya başladı:
- Merhaba sen Hearin olmalısın.
+ Evet.
Kadın kendini tanıtma gereği duyarak:
- Bu arada ben Sarah tanıştığımıza memnun oldum.
Gülümseyerek:
+Bende
Sarah acelesi varmış gibi gitti. Bende yavaş yavaş aşağı indim. Viktoria'yı görünce onun yanına gittim. Baya telaşlı gözüküyordu. Beni görünce hemen elimden tuttu.
- İyi misin!
Şaşırarak:
+ Evet ne oldu?
- Güneş krallığından biri saraya sızmış.
Bi dakika burdaki herkesin saçı ya siyah ya da gece mavisi. Yoksa...
+ Viktoria şu sızan kişinin saçı sarı mı?
Viktoria onaylayarak başını salladığında dışardan patlama sesi geldi.
Viktoria hemen beni arkasına alıp nerden çıktığını bilmediğim kılıcını çıkarttı. Bütün saray ya uçuyır ya da yerde pusu kurmuştu. Yanımıza hemen Alex geldi. Seslerden Alex ve Viktoria'nın ne konuştuğunu duyamadım. Alex bana bakıp:
- Hearin bizimle gel sarayda durman tehlikeli.
Hiçbir şey demeden Alexi takip ettim. Bütün herkes dışarı çıkıp ormanlık alanlara dağılmıtı. Her yerden ses geliyordu ama kimse yoktu. Tabi bir dünyalı olarak korkuyordum ama belli etmiyordum. Arkamda Yeon önümde Alex vardı. En sonda ormanın merkezi gibi bir yerde durmuştuk. Ben ortada duruyordum, Alex ve Yeon nerden geleceklerini tahmin etmeye çalışıyorlardı. Biraz Yeon'a yaklaşarak:
+ Bence burdan gelmiyicekler.
Yeon arkasını dönerek tam bir şey diyecekti ki ağaçlar etrafımızı sarıp gökyüzünü kapattılar. Yeon hemen bileğimden tutarak beni kendine çekti ve "sakın kıpırdama" dedi. Yeonun dediği gibi yapıp asla kıpırdamadım elimde olsa nefes bile almazdım. Ağaçların kökleri yavaş yavaş uzanıyordu, herkes kesmeye çalışsada olmuyor, ve kökler ayaklarından tutarak içine hapsediyordu. Alex Yeona bağırarak:
- Yeon ay ışığı yok kılıcını kullan.
Ama bubu birazgeç söylemişti.
Kökler Yeon ve beni bulurken Yeon elinden tutarak gücünü kullandı. Ve kök küle dönüştü. Yeon şaşkın bir bakışla:
- Bu nasıl-
Tam sözünü tamamlıyıcakken bir kök Yeonun belini sararak havaya kaldırdı.
+ YEOOOOOON!
Bağırmam bir fayda etmedi. Aksine Viktoria yaralanmış ve Alex de tuzağa düştmüştü. Bütün herkes ya ölmüştü ya da yaralanmıştı. Ne yapıcaktum şimdi her şey bana mı kalmıştı.
Yere çökmüştüm. Yapabiliceğim hiçbir şey yoktu. Karşıdan bir ışık geliyordu. Bir adam. Bu adamı görünce Yeon bağırmaya başladı.
- HEARİN KAÇÇÇÇ!
Kaçmaya çalışsam da olmuyordu sanki yere yapışmıştım. Adam yaklaşarak konuşmaya başladı:
- Ah Hearin ah.
+ KİMSİN SEN!
Yüzünü gösterek göz kırptı. Gıcıktı aptal.
+ BANA BAK YOLARIM SENİ!!!
Gülerek:
- Tahta kılıçla mı ? Za.
Aslına bakarsanız haklıydı ne yapacaktım ki annem haklıydı ben Batman değilim. Adam önümde kahkaha atmayı bıraktı ve:
- Bak Hearin ay taşını bana verirsen eski hayatına geri dönersin.
Yanıma eyilerek:
- Hadi izin ver alayım şu taşı.
Ellerimden tutsrak elimi göğsüme götürdü. Ardından Yeon bağırmaya başladı:
- ONA DOKUNMA HEİNZO!!!
Başını iki yana sallayarak:
- Bu Yeon senin iyiliğini istemiyor tatlım.
Eğer taşı alırsa eski hayatıma dönücektim ama ben bunu istemiyorum. Zehirli sarmaşıklarla çevrilmiş hayatıma geri dönmek istemiyorum. Yüzüme bakarak:
- AĞZINDA GEVELEME SÖYLE!
Bağırarak:
+ SANA DEDİM Kİ ZEHİRLİ SARMAŞIKLARLA ÇEVRİLMİŞ HAYATIMA GERİ DÖNMEK İSTEMİYORUM.
Bağırmamla birlikte arkamdan 4 taane sarmaşık çıkmaya başladı. Kalbime dokunmaya çalışan adamın belini çnce sarmaşıklar kavradı, yukarı kalsırdı. Ardından sarmaşıklar gevşemeye başladı ve Yeon, Alex ve bir kaç adam kurtuldu ve beni ayağa kaldırdılar. Ve şuan güneş krallığındakiler önümde duruyorlardı. Sarmaşıklar brnim hükmümdeydi nasıl olduğu hakkında bir fikrim olmamasına rağmen hoşuma gitmişti. Çnümde çöken adam sinirli bir şekilde:
- Seni buna pişma-
Sözünü bitirmeden onu ve diğerlerini ileri doğru fırlattım. Zarmaşıklar yere geri girdi ve ben iyiydim herkesi sanırım ben kurtarmıştım.
Arkamı döndüğümde Yeon koşarak yanıma geldi.
- hearin iyi misin?
+ Evet sen iyi-
Sözümü tamamlayamadan sabah olan kalp acısı tekrarlamıştı. Yanımdaki Yeonun bile sesi boğuklaşmıştı. Onu göremiyor, nefes alamıyordum. Bir anda yere bayıldım o anda birinin beni tuttuğunu hissettim aama göremedim.
Her şey bu kalbimdeki taş yani brnim yüzündendi. Kimseyi tehlikeye atmadan kendi hayatıma son vermek en doğrusu gibiydi.