Hayatta kalmak zor değildi, hayatta kalmak belki de insan doğasında ki en kolay şeydi. Zor olan şey hayatı dünyanın kurallarına göre yaşayabilmekti. Büyüyünce mutlu olucam diyerek kendimi kandırıyordum. Ve sırtımda ki bu yükler daha yaşlanmadan beni kambur edicekti.
Kedisi olan insanları kedileri sırnaşarak uyandırırken benim kedim bile benden nefret ettiği için her sabah alarmımla uyanırım. Yine okul... Yine o pislik iğrenç mal insanlar....
Okul formamı giydim ve aynanın karşısına geçtim ve yuine fark ettim ki bu forma bir tek bana yakışmıyo çantamı aldım, beni gram umursamayan babama gittiğimi söyleyip evden çıktım. Keşke sonsuza kadar bu evden gidebilsem. Aslında çok neşeli ve hayat dolu bir insanımdır ama annemin ölümünden sonra istemediğim bir liseye başlamak gerçekten hayattan beklentilerimi bitirdi.
Evim okula yakın olduğundan sınıfa ilk giden genelde ben olurum. Sınıfa vardığımda 2 3 kişi anca vardı. Hemen yerime oturdum. En sevdiğim kitabı çıkartıp okumaya başladım. Fantastik romanları çok severim .
Kitavı okuyup daha fazla okumak istemediğimde sınıfın dolmaya başladığını fark ettim. Ardından en yakın arkadaşım Minji bana bağırdı "Hearin!". Kendisi koreli ve aksağanı biraz kötü ama ben onu anlarabiliyorum. "Günaydın." Gülümsedim ve yana kaydım. Heyecanlı bir sesle konuşmaya başladı:
-Sanırım bugün okula Veni gelmemiş.
Derin bir nefes aldım:
+gelir o .
Minji burun kıvırtarak:
-bence gelmez .
Umarım anlamında başımı salladım.
/////////////////
İki dersi geride bırakmıştık. Ve malesef 1. dersin ortasında Veni gelmişti. Ama tabii her zaman ki formundaydı. Yine herkesle dalga geçiyo ama tek bir ceza bile almıyordu.
Zil çaldığında Minji su almaya kantine gitti. Ben tam kitabımı açıp okuyucakken arkadan biri bana dokundu ve
-Naber Hearincimm.
Umursamadım.
-SEN KİMSİN DE BENİ UMURSAMAMAZLIKTAN GELİYOSUN LAN !
Saçımdan tutup beni geri çektiğinde yere kapaklanmıştım bile.
+Sen hiç değişmiyicek misin ya ?
Saçımı önümden çekip göz teması kurdum.
+Hep böyle insanlarla dalga geçiyorsun. Hiç utanman, arlanmak yok mu senin!
Veni alaylı bir şekilde
- HAHAHAHAHAHA bizim eziğe bak . Sabah yürek mi yedin kanks.
Arkadaşları iki kolumdan tutup çekiştirdiler.
-Şimdilik okulda olabiliriz ama bu bana söylediklerini sana sokmıyıcağım anlamına gelmez. Hearin Brown.
Omuz atıp gittiler. Ben ise sadece arkalarından bakakaldım. Şimdi ne yapıcaktım. Okul çıkışı nerede kimle olcaktım. Babamı mı arasam? Hayır gelmezdi, Minji'ye söylememeliydim yoksa ona da zarar verebilirlerdi. En iyisi tek başıma dayağımı yiyip eve dönmekti.
Dersin bitmesine yarım saat kala dersi dinlemek yerine plan yapmıştım. Okulun ön çıkışı yerine arka çıkışından çıkıp eve gidicektim. Sanırım gerçekten çok zekiyim.
Sonunda ders bitti ve çantamı alıp aeka kapıya gidince tam da planladığım gibi kimsenin orda olmadığını gördüm. Hemen çıkıp okuldan uzaklaştım. Beni görememeleri için tüm arka sokaklardan yürümeye başladım. Ama hava hemen kararmaya başlamıştı girdiğim arka sokakları bile seçemiyodum artık. Tam köşeyi dönmüş başka ara sokağa girecekken Veni ve onun erkek arkadaşları bekliyordu.
-Bu arka sokaklar senin için çok tehlikeli değil mi kanks ne işin var senin burda.
Kaçmak istiyordum ama tek yapabildiğim orda dikilmekti bacaklarımın bağı çözülmüş sadece titriyorlardı. Aralarından en cüsseli olanı beni Veni'nin önüne eğdirdi.
-Sen seç ne yapıyım sana ?
Crvap veremiyo, kıpırdatamıyodum. Neden böyle oluyodu ki sanki.
-Dilini mi yuttun kanks okulda komuşmayı biliyodun .
Arkamdaki çocuk saçımdan tutup zorla Veniye baktırdı. -Peki bunu sen istedin kanks.
Veni bana tokat atacakken gözlerimi kappattım. Ama bana vurmamıştı ve bi anda o cırtlak sesini duydum.
-SEN KİMSİN BE BIRAK BENİ !
uzun boylu fiziği yerinde bi adam veninin kolunu tutmuştu ve şöyle diyordu.
+ Sen kendini büyük mü sanıyorsun git kendine uygunlara savaş.
Arkamdaki çocuk beni bıraktı ve Veniyi kurtarmaya gitti.
-Şşşşş baksana sen
Cüsseli çocuk yumruğunu havaya kaldırıp tam vuracakken diğer çocuk ona dokunmadan geri attı.
Bunu nasıl yapmıştı melek miydi şeytan mı ???
Veni aşırı korkmuş görünüyodu ve direkt arkadaşlarıyla kaçtı. Bende yerimden kalkacakken sendeleyip tekrar düştüm. Melek mi şeytan mı belli olmayan bu çocuk beni fark etti ve yaklaştı. Yaklaşımca yüzünü net bi şekilde gördüm gerçekten meleğe benziyordu ama şeytanda bir zamanlar melekti sonuç olarak.
-Sen Hearin'sin değil mi?
Adımı nerden biliyodu ki??? Çekinerek cevap verdim.
+Evet?
Çocuğun bir anda yüz ifadesi değişti :
- DEMEK AY PARÇAMI ALAN HIRSIZ SENSİN !
+Ne ?
Benden uzaklaşarak.
-Geri ver
+Neyi??
Bağırarak:
-AY PARÇAMI !
Salak mı bu adam ya anlamıyodu andaval.
+Bende öyle bir şey yok ok ?
Kaşlarını çatarak yanıma yaklaştı:
-Elini ver.
+Neee??
Çocuk sinirlendi sanırım ki bağırarak :
-ELİNİ VER ELİNİ .
Agresif bir şekilde oturuşumu düzeltip elimi uzattım . Avuç içime bakıp:
-İçin de mi gerçekten ?
Anlamayatak:
+ Ne ?
Elinden daha sıkı tuttu ve birden kucağına aldı
+ YA SALAK NAPIYON BIRAK BENİ TACİZ BU .
beni tunlamadan "utu" dedi . Ne olduğunu anlamadan gözlerim kapandı .
Kimdi bu? Ay parçası neydi? Ah! Kafam allak bullak olmuştu sanırım başıma bela almıştım.


