2 Bölüm Motorcu çocuk
Kolumu sürüklemeyi bıraktığında siyah bir arabanın önün de durduk.
"Hadi gidelim." Dediğinde kolumu sertçe çektim. "Gelmek istemiyorum. Beni korkutuyorsun."
Yüzüme dik dik baktı. Yüzünü sağ tarafa çevirdi. "İyi tamam sen bilirsin." Diyerek arabaya bindi.
Arkasına dönüp bir kere bile bakmadan gitmişti...
Telefonumdan gelen bildirimlere bakmak yerine mesajı okumaya başlamıştım çünkü kimden geldiğini çok iyi biliyordum.
Gökyüzüne_aşık: Herkes benden korkuyor.
Ay_kız: Ama ben korkmuyorum.
Gökyüzüne_aşık: Bu yüzden seni seviyorum.
Ay_kız: Yine başlama!
Gökyüzüne_aşık: Bu hallerini bile seviyorum.
Ay_kız: Ne varmış benim halimde?
Gökyüzüne_aşık: Aşk varmış...
Ay_kız: Çok komiksin ya!
Gökyüzüne_aşık: Napalım öyleyimdir...
Gökyüzüne_aşık: Canım çok sıkıldı.
Ay_kız: Ne konuda?
Gökyüzüne_aşık: Seni görememek beni öldürüyor.
Ay_kız: Daha önce beni görmüş müydün?
Gökyüzüne_aşık: Hay aksi pot kırdım desene?
Ay_kız: Hem de ne pot kırdın...
Gökyüzüne_aşık: Tüh ya görüyor musun sen benim yaptığım işi!
Ay_kız: Komik çocuk.
Gökyüzüne_aşık: Güzel kız :)
Ay_kız: Beni çok seviyorsun yaa!!!
Gökyüzüne_aşık: Aşkımı kelimelerle anlatamam.
Ay_kız: Kesin öyledir. 😈😈
Gökyüzüne_aşık: Siz kızlarda çok sevilince hemen şımarıyorsunuz.
Ay_kız: Sizin de götünüz kalkıyor onu ne demeli.
Gökyüzüne_aşık: Güzelim küfür sana yakışmıyor.
Ay_kız: Sana yakışıyor mu?
Gökyüzüne_aşık: Sen yakışıyor dersen yakışıyordur.
Ay_kız: Yakışıyor ama benim yanımda küfür etme.
Gökyüzüne_aşık: Sen de benim yanım da beni sevdiğini söylersen anlaşırız.
Ay_kız: Anlaştık o zaman.
Ay_kız: Seni seviyorum.
Gökyüzüne_aşık:Duygularımız karşılıklı küçük hanım.
Ay_kız: Biliyorum yakışıklı.
Önümde duran siyah arabayı görünce telefonumu cebime kattım. Arabasının camını açtı "Sana ihtiyacım var." Dedi.
"Ne konuda?" Diye çıkışmıştım çünkü bunu hak etmişti.
"Her konuda." Dediğinde kaşlarımı çatmıştım.
"Neden bana ihtiyacın olsun ki?" Diye sorduğum da bu sefer gözlerim dolmuştu.
"İnsan tek başına kalınca kafayı yiyor." Dediğinde gözlerini kaçırmıştı.
"Benden nefret etmiyor musun?" İçimden bir ses bas bas bağırıyordu 'Hayır.' desin diye. Diğer tarafım benden sonsuza dek nefret etmesini istiyordu.
"Ben tüm kadınlardan nefret ediyorum." Diye itiraf ettiğin de gözlerim kocaman açılmıştı.
"Neden tüm kadınlar?" Diye sorduğum da arabadan aşağıya inmişti.
Omuzlarımdan tutarak beni sarsmaya başladı. "Çünkü beni terk eden kadına benziyorlar."
"Annen mi terk etti seni?"
"Senin annen yanında değil mi?" Diye sorduğunda irkilmiştim.
"Benim annem bu dünyada ki en büyük koruyucu meleğim." Diye yutkunarak konuşmama devam etmiştim.
"Benim annem tek bir göz yaşıma tüm dünyayı karşısına alır. Benim annem o kadar güçlü... kimse yenememiş tüm acılarına yenilmiş çocukları için küllerinden doğmuş bir kadın."
"Bazı çocuklar ne kadar şanslı." Dediğinde elini yanağımın üzerine koydu.
"Ne konuda şanslı... bazı çocuklar?"
"Duymak ister misin?" Dediğin de kafamı sallamıştım.
"Bazı çocuklar çok şanslıdır ailesi yanındadır. Bazı çocuklar doğuştan yalnızdır yanların da aile diyebilecekleri tek bir kişi bile yoktur." Dudakları bu cümleleri kurarken burnu soğuktan kıpkırmızı olmuştu.
"Senin ailen yanında mı?" Bu soruyu sorunca bir kaç adım geriye çekildi.
"Bir ailem var tabii ne kadar aile denilirse." Demişti fakat içinde ki sevgi görmeyen çocuk bas bas bağırıyordu beni bu yaşadığım cehennemden kurtar diyordu.
"Kendi cehenneminden kurtulmak istemiyor musun?"
Acıyla gülümseyerek elini uzattı. "Cehennemime merhaba demek ister misin?"
Bugün cehennem de yaşayan adamın elini tutmamalıydım. Bir gün beni kendi cehennemine hapis edebilirdi.
Hatalarıma bir hata daha eklenmişti. Bugün o adamın elini tutmuştum.
"Bir gün benden korkma.
O kişi gibi elimi tut."
"Bir gün elini tuttuğum da korkmam." Gözlerim göz yaşlarımı daha fazla tutamayacaktı.
"Sulu göz."
"Kötü adam."
"Kötülük diye bir şey yoktur. Kötü olmayı seçen insanlar vardır."
Cümleleri kalbime dokunmuştu. Neden böyle konuşan biri cehennemi evi yapmıştı?
Elimi çeken ilk kişi ben olmuştum. Arabanın ön koltuğuna oturarak gelmesini bekledim.
Sürücü koltuğuna geçtikten sonra arabayı sürmeye başlamıştı. Yolda geçirdiğimiz ilk yarım saat hiç konuşmadım.
"Nereye gidiyoruz?" Diye sorduğum da sinirle gözlerini devirdi. "Nereye gitmemizi istersiniz küçük hanım."
"Ben küçük hanım değilim." Diye çıkmıştım.
Onca lafın içinde buna mı takıldın cidden?" Dediğin de sinirlenerek "Gıcık ve katlanılmaz bir adamsın."
"Biliyorum." Diye mırıldanmıştı.
"Evime götür bari çok uykum geldi." Kaşlarını 'Hayır' der gibi yukarıya kaldırdı.
"Nesrin hoca ailen ile konuştu. Ders çalışacağımızı sanıyorlar." Dediğinde koluna vurmuştum. "Düpedüz yalan söylemişsin."
"Yalan söylemeyi severim." Dediğinde camdan dışarıya bakarak sinirlerime hakim olmaya çalıştım.
"Yalan söylemeyi anca senin gibiler sever." Dediğim de cevap vermedi.
Arabanın durduğu nokta ise yarış pistiydi. "İnsan biraz da olsa gülmek, gezmek ister. Emin ol sevmeyen kalp yoktur. Kalpsiz kişiler vardır."
"Senin kalbin var mı?" Diye sorduğum da yutkundu.
"Benim de sevdiğim bir kız var." Kalp atışlarım çok hızlı atmaya başlamıştı.
"Kim bu kız tanıyor muyuz?" Dediğim de yüzünü bana yaklaştırdı.
"Sen olmayacak kadar güzel biri..." dediğinde kalbim sanki birazcık burkulmuş gibiydi.
"Ne oldu kırıldın mı?" Diye sorduğunda omzundan ittirdim. "Mutlu oldum."
Arabadan aşağıya inerek biraz nefes almak istemiştim.
Bir sürü ses çok karışık geliyordu. Birde çok yüksek ses de gelen rak müzik sesi vardı. Kulaklarımı tıkamak zorunda kalmıştım.
Yanıma gelerek kolumu tuttu. "Yanımdan ayrılma." Dediği ilk an sarışın bir erkek çocuğuna el salladıktan sonra beni çocuğun yanına ittirdi.
"Ben gelene kadar bu salağa sen bak." Sarı saçları ve iri yarı adamın önüne durduğum da gözleriyle bana baktı.
"Merak etme bana emanet abi." Dedikten sonra ellerimi soğuktan cebimin içine kattım.
İri yarı çocuğun işaret ettiği yere yürüdüm.
Bir sürü Motoru olan insan yarışmak için sıraya dizilmişti.
Bulut ordaydı arkasın da yemekhane de boynuna sarılan kızıl saçlı kız vardı.
Bulut bana göz kırptığında yarış başlamıştı. Çok hızlı gidiyorlardı.
"Şey çok hızlı giderlerse kaza yapacaklar." Dediğim de omzuna dokunduğum iri cüsseli adam gülerek elimi omzundan çekti.
"Bulut'un sinirini atma yöntemi budur." Dediğinde sinirlenerek başka bir soruyu sormaya karar verdim.
"Peki bu sefer kime sinirlendi." İlk başta sorumu çok takmadı. Daha sonra ise kaşlarını çatarak ciddi bir şeyler düşünmeye başladı.
"Sana bir soru sordum." Cevap vermeden arkasına döndü.
"Cevap vermene gerek." Diye bağırdığım da omuzlarımı tutarak sarsmaya başlamıştı. "Sus artık. Bunu nereden bilebilirim."
Omzumu bırakarak tekrar arkasına döndü derin derin nefesler alıp verdi.
"Sinir problerim var..." Bunu anlamamak için aptal olmak gerekirdi.
"Sana yardımcı-" Yine bana kızarak "İstemez." Diye bağırdı. İyi canım bir şey demedik ya!
Silah sesleri gelince başımı yere eğmiştim. Bulut'un silahın namlusunun ucunu bana doğrulttuğunu fark etmiştim. "Bulut ne yapıyorsun?" Diye bağırmıştım.
Silah beni değil de iri yarı adamı vurunca çığlık çığlığa elimle kulaklarımı kapatmıştım.
Telefonumdan gelen bildirimleri seslerini görünce telefonumdan gelen mesajları okumaya başlamıştım.
Gökyüzüne_aşık: Bazı sonlar mutlu son ile bitmez...
Gökyüzüne_aşık: Ben bugün sevdiğim kadını öldürdüm yine de beni sever misin?
Ay_kız: Severim...
Son bir kurşun kalbimin üzerine geldiğin de Bulut ile göz göze geldim.
"Neden beni öldürdün?" Diye fisıldamıştım.
"Herkes sevdiğini öldürür."
"Şaka mı yapıyorsun?"
Gözlerim kapanıyordu. Artık nefes alamıyordum.
Elveda hayatım...
(Devam Edecek..."
