Yaa, elbise sana çok güzel olmuş Defne!" dedim Defneye. Siyah dizinin hemen üzerinde, parıltılı bir elbise giymişti.
"Yaa sende çok güzel olmuşsun bebeğim!" deyip öpücük atmıştı bana. Ben de, koyu yeşil tül uzun kollu sade bir mini elbise giymiştim.
O sırada makyajını yapan Asya bize doğru döndü ve "Tamam, spor ayakkabılarınıza bir şey demiyorum ama o elbiselerle nasıl duvardan atlamayı planlıyorsunuz, pardon?" "Ne?" dedi Defne şaşkın bir şekilde. "Kimse bana duvardan atlayacağımızı söylemedi?"
"Yok ya, abartmayın!" dedim elime telefonu alırken ve hemen grubumuzdan yazdım, "Hey! Çıkarken nasıl çıkacağız acaba?" Ben yazdıktan sonra Umut cevap verdi, "Arka taraftan atlamayı planlamıştık aslında." "Atlayabilir misiniz?" hemen yanıt verdim. "Defne ve ben elbise giymiştik aslında ama..." çok geçmeden Umut'tan yanıt geldi, "Tamam, gel siz bakarız." diyordu. Biz de çok geçmeden çantalarımızı alıp aşağıya indik.
"Oo Defnem, yakıyorsun!" dedi Aslan ve Defneyi tek eliyle sarıp yanağından öptü. "Sağol yenge, bizde daha fener almadık, önümüzü nasıl göreceğiz diyorduk." dedi ve gülmeye başladı Ahmet. "Sen gene kaşınıyorsun sanırım!" dedi Defne. "Konumuza dönelim lütfen, kapıdan çıkma gibi bir şansımız var mı?" "Daha yeni baktık, Mehmet abi uyanık bizi görme ihtimali ise çok yüksek." "O zaman gidip üstümüzü değiştirmemiz lazım." dedi Defne, Umut çeketini çıkardı ve yanıma geldi. Ben daha ne yapacak diye düşünürken hafif eğildi ve çeketini kalçamın hemen üstüne sıkıca bağladı ve, "Değiştirmeye gerek kalmadı, böyle çok güzel." dedi ve hafifçe gülümsedi. Aslında Umut çok gülen biri değildi, fakat benimleyken neredeyse hep gülüyordu. O sırada Defne, yalvarır gibi Aslana bakıyordu.
Aslan da bunu görünce hemen ceketini çıkardı ve Defnenin bacağına sardı. "Canım sevgilim benim ya!" Umut bunu duymamış gibi yaptı ve beni kucağına alarak duvarın üstüne oturtarak, "Hadi prenses, benden bu kadar." dedi ve kendisi de hızla duvara tırmandı ve duvardan atladı. Hemen ardından Asya geldi ve "Gerçek kraliçeler ne bir prense ne de bir krala ihtiyaç duyarlar!" dedi ve aynı hızla duvardan atlayarak diğer tarafa geçti. Bir an duraksadım ve kendimden şüphe etmeye başladım. Yoksa Umut'a aşık mı oluyordum!? Hayır. Hayır. Ben kimseye aşık olamam. Tekrar olmaz! Tekrar aynı hataya düşemezdim! Hızla toparlandım ve duvarın diğer tarafına geçtim.
Hemen ardımdan diğerleri de geçti ve yola koyulduk.
Konser alanına varmamıza çok az kalmıştı, karşıdan karşıya geçeceğimiz zaman ben her zamanki gibi sağa sola bakmadan yola atladım ki bir araba bana tam çarpacakken son anda durdu. Araba durur durmaz yere oturdum ve hızla nefes almaya çalıştım. Herkes başıma toplanmıştı, yanıma ilk gelen Umut oldu. Astımım olduğundan dolayı herkesi benden uzaklaştırmaya çalıştı. Eli boynumda asılı olan çantaya gitti ve oradan astım ilaçlarımı alıp bana içirmeye çalışıyordu ki arkadan bir ses duydum, "Özür dilerim, seni-" ses çok tanıdıktı, kafamı kaldırdığımda beni tanıyormuş gibiydi, "seni görmedim." dedi ve hemen arabasına bindi. O sırada Umut'un kaşları çatılmıştı.
Bir şey demeden Asya'yla birlikte beni kaldırdılar ve beni yakınlarda bir banka oturttular. Bir süre sonra kendime geldim. Defne yanıma yaklaştı ve, "Umay, sanırım bu oydu, bana gösterdiğin çocuk acayip benziyordu ayrıca seni fark edince hızla arabasına binip gitti, seni tanımış olmalı." dedi tekrar yola bakarak. "H-hayır bu o olamaz, onun taşındığını duymuştum, imkansız!" Aslında onun olma ihtimali vardı tabii ama kendimi buna inandırmak istemiyordum.
Bu olaydan yaklaşık yarım saat geçmişti. Ben ve Umut, benim astımımdan dolayı konser alanına girmemiş bir bankta etrafı izliyorduk. "Umay," dedi bana dönerek, "Hım?" dedim etrafı izlerken, "yanlış anlamazsan" bir süre durdu ve sonra eliyle omzumdan tutup beni kendine doğru çevirdi ve, "O çocuğu tanıyormuydun?" "Sana çarpacak olan çocuğu." dedi gözlerimin içine bakarak. Hiçbir şey demedim ve gözlerimi ondan kaçırdım, "Umay. Benden çekinmemen gerek, değil mi? Sana kaç kere söyleyeceğim? Gözlerime bak ve bana doğruyu söyle." Tam o sırada Umut'un hemen arkasında onu ve birkaç kişiyle konuştuğunu gördüm. "Bana su alır mısın?" "Umay!" "Ne yani bana su almayacak mısın? Peki." dedim ve kollarımı bağlayarak önüme döndüm. Hiçbir şey demeden ayağa kalktı ve önümden geçerek gidişini izledim. Umut gider gitmez yanıma biri geldi ve eğilerek "Burası boş mu?" dedi, kafamı çevirdiğimde onu görmüştüm.
Evet, inanmak istemesem de bu oydu. Yıllar sonra bana bakacak yüzü nereden bulmuştu? Ne olmuştu?
Kalbim hızlanmaya başlamıştı, kendime engel olamıyordum. Mutluluğum, korkum, heyecanım ve üzüntümle birlikte gelmişti. Ona tekrar aşık olmuştum...
3. Bölüm Sonu

