Her zamanki ki gibi erkenden kalktım ve hazırlanmaya başladım. Hazırlanmam bittiği gibi çantamı hazırlamak için arkamı döndüm ki Defnenin
uyanmış olduğunu gördüm.
"Günaydın bebişimm!" "Günaydın Defnecim!" dedim ona ve Asya'ya dönerek "Asya hadi kalk senin yüzünden derse geç kalmak istemiyorum!"
diye seslendim. Oysa kafasını yorganın altından kaldırarak, "Bende 'Umay' adlı varlık kitap okuyacak diye uyanık kalmak istemiyorum!"
diye bağırdı.
Aslında biraz haklıydı, kitap okumayı çok sevdiğim için kitabı bitirmeden elimden indiremiyorum.
Çantamı hazırlarken göz ucumla
kocaman yorganın altından zorla kalkan Asyayı izledim. Çok geçmeden kapı çaldı ve hemen gidip kapıya baktım. kapıda Meteyi görünce rahatlamıştım.
"Günaydın sevgili hanımlar! Hazırmısınız?" "Off senmiydin." diyerek kapıyı onun üstüne ittim ve telefonumu alıp kurcalamaya başladım. "Hızlı olun sizi aşağıda bekliyoruz." demesiyle göz ucuyla Meteye baktım. "Siz hazırmısınız?" dedim gözüm telefondayken. "Ne sandin çirkin cüce!" Aslında beyaz tenlim koyu saçlarımla çok uyumlu durur, herkes tarafından güzel bulunan bir kızdımdır. Fakat hep kavga ettiğimiz için bana öyle deyip duruyordu o yüzden artık bu sözüne alışmıştım.
Arkadan Defne kapıya doğru yaklaştı ve "Bugün özel bir gün felan mı? Bu kadar erken kalkıp bizden önce aşağı inmeniz pek hayırlı değil de." dedi ve sırıttı tatlı bir şekilde. "Hadi hadi, hızlı olun!" dedi Mete ve kapıyı kapatıp gitti. Bizde merak ettiğimiz için hızla hazırlanıp aşağıya indik.
Aşağıya vardığımızda Mete, Umut ve Aslanı bizi beklerken bulduk. Yanlarına varır varmaz Asya, "Ahmet nerede o niye gelmedi?" dedi merak dolu seslerle, "Çantasını unutmuş salak!" dedi Aslan gülerek. "Hala nerede kaldıysa-" derken arkadan gelen Ahmetin sesiyle irkildik. "Günaydınn!" diye bağırıyordu.
Asya hızla yüzünü kapatarak, "Ben bu 'ruh hastasını' tanımıyorum!" dedi, daha biz ona gülerken Ahmetin "Hadi ama Asya! Çok kötüsün." diyerek yanımıza gelişini
izledim. Oda gelince hızla yurttan çıkıp okula yola koyulduk.
Defne Aslanın elinden tutarak, "Bize birşeymi söyleyeceksiniz?" dedi merakla. Umut gülerek
"Aslan ve Ahmet diyorkii.." diye söze girdi, "akşam konser varmış oraya gidelim diyorlar." "Ne y-yoksa!" dedi hemen Defne bağırarak. "Konser, konser Murat bozun
mu yoksa?" dedi gözleri ışıldaken "Evet, sen çok isteyince kıramadım seni." diyerek sarıldı Defneye, Aslan. Defne oraya gitmek istesede yurttan çıkabilmemiz imkansızdı.
Onlara dönerek,"Şaka yapıyor olmalısınız!" dedim ve kafamı önüme çevirdim. Defnede bana karşı çıkarak, "Ama lütfen Umay ne olacak gidelim işte?" derken Umut
yanıma geldi ve, "Evet, neden istemiyorsun?" dedi, bir anda herkes bana dönmüştü. Sesli bir nefes aldıktan sonra, "Öncelikle zeki arkadaşlarım bu konser sabahın
köründe olmayacak ya?akşam çıkmamız imkansız, hadi çıktık diyelim gece yarısı içeri girerken biri bizi görse ne diyeceğiz?" "Konserdeydik,
çok güzeldi görmeniz lazi-" diyen Ahmete gözlerimin ucuyla ona baktım, beni fark edince hemen sustu. Fakat Mete hemen atıldı, "Aramızda istemeyen sadece sensin, ayrıca Defne Murat bozu gerçekten çok seviyor." deyince daha ben cevap vermeden Umut, "Öncelikle Umay gelmezse bende yokum, ayrıca Umay bir yandan da haklı olabilir giriş çıkışımız zor olacak." dedi. Bana dönerek, yukarı doğru kıvrılan dudağını izledim. Kafasını tekrardan diğerlerine doğru çevirince kendime geldim. O sırada Ahmet Umutun yanına geldi ve kolundan çekiştirerek bizden önde gitmeye başladılar o sırada Asya yanıma geldi ve koluma girerek, "Neden istemiyorsun?" dedi sakin ve kısık sesiyle. "Eğer önemli bir konuysa Defne anlayış gösterecektir, emin ol." dedi güven veren sesiyle ve yüzüne gelen kumral
saçlarını arkaya attı. "Ya aslında önemli birşey yok, orada ya başımıza bir iş gelirse, ya yakalanırda disipline gidersek?" "Aslında haklısın ama pek sanmıyorum bir şey olacağını." dedi bana gülümseyerek. "Tamam, tamam gelsinde bir akşam gideriz." dedim sesli bir şekilde..
**
"Umay? Hadi kalk artık güzelim, öğle arası oldu." Gözümü açıp kafamı kaldırdığımda Umutla göz göze geldik. "Ah? Sen miydin Umut. Bende seni Defne sandım." dedim
oturduğum yerde doğrularak. "Onlar yemekhaneye indi," dedi "kalk hadi bizde gidelim." dedi kolumdan tutarak. "Defneye inmek istemediğimi söylemiştim, hem sen niye inmedin?" dedim ve kafamı tekrardan masanın üzerinde duran çantama başımı koydum. "Sen gelmeden inmek istemedim." dedi kafamı olduğu yerden sola doğru çevirdim ve, "Neden? Neden bensiz inemedin?" Aslında herşeyi biliyordum fakat susuyordum. "Off Umay! Neyin var senin? Gelmezsen gelme gidiyorum ben." diye bağırdı. Sınıfta kimse
olmadığı için sesi yankılanmıştı. Ayağa kalktı ve kapıya doğru gidince hemen seslendim. "Tamam tamam, dur geliyorum." dedim uykulu bir şekilde ve hemen arkasından yürümeye başladım.
Aşağıya indiğimizde ben bizimkilerin yanına gittim Umut ise bize yemek almaya gitti.
Yemeğimizi yedikten hemen sonra, kitap okuyacağım diye ayağa kalktım ki Umut yanımda fazladan kitap olup olmadığını sordu. "Aslında var ama severmisin bilmiyorum." dedim ona oysa "Olur." diye gülümseyerek yanıma geldi ve birlikte sınıfa çıktık. "Bak iki tane var hangisini istersen al." dedim birini aldıktan sonra yanıma oturdu ve, "Teşekkürler, birde oturdum ama burda okumam sorun olmaz değil mi?" dedi içtenlikle bense hayır anlamında başımı salladım. Ama çok geçmeden kafasını kaldırıp,
"İstanbulda olmasaydın nerede olmak isterdin?" dedi, kafamı kaldırdım ve ona baktım. Bir süre sonra, "Londra" dedim sakin bir şekilde. "Gerçekten mi? Hiç söylemiştin" dedi ben de evet anlamında başımı salladım ve kafamı kitabıma doğru çevirdim, o "Neden peki, neden isterdin?" dedi. Kafamı ona çevirdim ve "Bilmem belki sevdiğim kişi
oradadır." dedim kısık sesle ve güldüm. "Sen? Sen peki?" dedim. "Ben mi, ben.." bir süre sustu, "ben seninle olmak isterdim." dedi gülümserken..
2. Bölüm Sonu

