Aradan birkaç hafta geçmişti.
Defne ve Eylül artık eskisinden daha yakındı. Kütüphanedeki masaları, okul çıkışında yürüdükleri yol ve yağmur yağdığında sığındıkları küçük otobüs durağı neredeyse onların ortak anılarına dönüşmüştü.
Ama her şeyin sakinleştiğini düşündükleri bir akşam, Eylül'ün telefonu çaldı.
Ekranda tanımadığı bir numara vardı.
Eylül cevap vermedi.
Telefon tekrar çaldı.
Bu kez mesaj geldi.
“Beni hatırladın mı?”
Eylül'ün yüzü bir anda değişti.
Defne bunu fark etti.
“Kim?”
“Kimse.”
“Eylül…”
Eylül telefonu kapattı.
“Gerçekten önemli değil.”
Ama önemliydi.
Çünkü o gece Eylül eve gittiğinde eski bir kutuyu dolabının en arkasından çıkardı.
Kutunun içinde eski fotoğraflar, birkaç mektup ve yıllar önce yaşadığı olaylardan kalan eşyalar vardı.
En üstte ise bir fotoğraf duruyordu.
Eylül fotoğrafa baktı.
Sonra telefonu yeniden çaldı.
Aynı numara.
Bu kez mesaj daha kısaydı:
“Konuşmamız gerekiyor.”
---
Ertesi gün Eylül okula geldiğinde oldukça sessizdi.
Defne hemen fark etti.
“İyi misin?”
“İyiyim.”
“Yine aynı şeyi söylüyorsun.”
Eylül gülümsemeye çalıştı.
“Gerçekten iyiyim.”
Defne onun yüzüne baktı.
“Bir şey saklıyorsun.”
Eylül cevap vermedi.
“Bana anlatmak istemiyorsan sorun değil,” dedi Defne. “Ama tek başına halletmek zorunda değilsin.”
Eylül gözlerini kaçırdı.
“Biliyorum.”
---
Öğle arasında kütüphaneye gittiler.
Eylül sonunda telefonunu masanın üzerine bıraktı.
“Dün biri bana mesaj attı.”
“Kim?”
“Adı Aras.”
Defne bekledi.
“Eskiden hayatımda olan biri.”
“Duru gibi mi?”
Eylül başını salladı.
“Hayır. Daha farklı.”
“Ne istiyor?”
“Geçmişte olan bir şeyi konuşmak istiyor.”
Defne bir süre sessiz kaldı.
“Sen konuşmak istiyor musun?”
Eylül başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“O zaman konuşmak zorunda değilsin.”
Eylül ona baktı.
“Ya konuşmazsam bazı şeyler daha kötü olursa?”
“Ne gibi?”
Eylül cevap vermedi.
Defne ilk kez onun gerçekten korktuğunu gördü.
“Eylül, ne oldu?”
Eylül derin bir nefes aldı.
“Yıllar önce ablamın gitmesine neden olan olayla ilgili bazı şeyleri hiç anlatmadım.”
Defne şaşırdı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Bütün hikâyeyi bilmiyorsun.”
“Anlatmak ister misin?”
Eylül'ün gözleri doldu.
“Henüz değil.”
Defne başını salladı.
“Tamam.”
Eylül ona baktı.
“Bana kızmadın mı?”
“Hayır.”
“Neden?”
“Çünkü bana güvenmeni beklemek yerine seni dinlemeyi tercih ediyorum.”
Eylül'ün gözlerinde küçük bir gülümseme oluştu.
Tam o sırada telefonu yeniden titreşti.
Ekranda yeni bir mesaj vardı:
“Gerçeği Defne'den saklamaya devam edemezsin.”
Eylül'ün yüzündeki ifade bir anda değişti.
Defne mesajı gördü.
“Ne gerçeği?”
Eylül cevap veremedi.
Çünkü ilk kez, geçmişinin yalnızca kendisini değil, Defne'yi de etkileyebileceğini anlamıştı.
Ve dışarıda gökyüzü kararmaya başlamıştı.
Sanki yaklaşan fırtınanın ilk işaretiydi.