Planımız hazırdı ve sadece gece yarısını beklememiz lazımdı.Saat tam 00.00 da evin arka kapısından çıkıp Austin'in söylediği yere gidip en yakın krallık olan Sarmot krallığına kaçacak orada saklanacaktık. Amelia teyzem ise burada kalacaktı ve bir süre sonra onu da yanımıza almanın bir yolunu bulacaktık.
Amelia teyzem endişeli bir şekilde bana doğru geldi "Ya işler kötü giderse yakalanırsanız ne olucak? " içli bir nefes verip devam etti "Yakalanırsanız ne olacağını biliyorsun. " dedi ve bana sımsıkı sarıldı "Her şey iyi olacak korkma. " dedim en yumuşak ses tonumla belki aylarca belki yıllarca görüşemeye bilirdik mektup yazmakta tehlikeli olurdu.
Kafamı kaldırıp duvardaki saate baktım saatin gece yarısı olmasına tam on dakika vardı. Bende vakit kaybetmemek adına hazırlanmaya koyuldum üzerindeki geceliği çıkarıp dizlerime kadar gelen bir şort giydim ve üstüme dizlerimi biraz geçen içime giydiğim şortu kapatan beyaz uzun balon kollu bir elbise giydim. Üstüme kahverengi korse giyip iplerini sıktım. Siyah pelerini mi giydim. Saçlarımı ensemde sıkı bir topuz yaptım ve bir şal alıp saçlarımı sardım ve siyah pelerinimi başlığını kafama geçirdim.
İçeri girip saate baktım ve beş dakika vardı tekrar odama geçip çantamı aldım içine bir kaç parça kıyafet aldım ve mutfaka geçip yolda yemek için biraz ekmek,peynir,zeytin ve ekmeğe sürmek için yağ aldım.
İçeri geçip Amelia teyzeme sıkı sıkı sarıldım "Görüşürüz teyze" dedim üzgün bir şekilde teyzem cevap vermedi başımı kaldırıp yüzüne baktım ve ağlıyordu gözleri kıpkırmızı olmuştu. Daha sıkı sarıldım ve yanağına minik bir öpücük kondurdum.
Saat gelmişti ve hemen botlarımı giyip arka kapıdan çıktım ve hemen buluşma yerimize gittim. Ben geldikten bir kaç dakika sonra yanında iki tane atla Austin geldi atlardan birine binmişti bende hemen diğerini bindim ve ilerledik.
"Amelia teyze iyimi? " diye sordu Austin sorusu beni biraz şaşırtmıştı ama pek aldırış etmedim ve cevapladım "Çok ağladı gittiğim için keşke oda gelebilseydi. Ama ne kadar tehlikeli olduğunu oda en az benim kadar biliyor. Keşke gitmek zorunda olmasaydık ben bu şekilde olmasaydım. Senide zor durumda bıraktım. "dedim bir yandanda atımın dizginlerine asıldım.
"Saçmalama beni zora falan sormuyorsun ben istemesem yapmazdım biliyorsun." de sevecen bir sesle. Austin'i seviyordum iyi çocuktu ama sadece arkadaştık daha ilerisi değildik daha yeni tanışmış olmamıza rağmen yardım etmesi biraz tuhafıma gidiyordu. Hatta daha yeni tanışmıştık ben ona hemen güvenmiştim. Neden güvenmiştim? Neden saf gibi davranıyordum? Yada böyle davranmaya devam etsemiydim? Bir anda bir ses geldi ve beni düşüncelerimden böldü.
Austin'e baktım oda bana bakıyordu "Ne düşünüyordun? " dedi "Hiiç öylesine" dedim düşüncelerim onu alakadar etmezdi benim düşüncelerim sonuçta benim. "Peki nasıl istersen. " dedi bende bişey demeden kafa salladım.
Orman'ın içinde ilerliyorduk yaklaşık bir saattir yoldaydık sanırım Austin kol saatine baktı "tahminlerin doğru 1 saattir yoldayız" diyince bir an yerimden sıçradım "Ben öyle bir şey söylemedim ki. " dedim soru sorarcasına "Mırıldandın ama fark etmedin sanırım" doğru söylüyordu hep fark etmeden sesli düşünürdüm bunu Amelia teyzemde çok söylerdi. Gene birşey demeden kafa salladım o an aklıma bir soru takıldı "Sen muhafızlık eğitimi görüyorsun. Saraya gelemeyince ve ben evde olmayınca kaçtığımız anlaşılır. Ne yapacağız? " diye sordum hemen o da anında cevapladı "Ben saraydan bir kaç günlüğüne izin almıştım iznim bitene kadar anlaşılmaz anlaşılırsada zaten çoktan vardığımız için bulmaları zor olur ve o sırada bizde plan yapar bir yere yerleşir kimliklerimizi değiştiririz. Sonra ise Amelia teyzenin gelmesi için yol arar buraya getirir iyi bir düzen kurup yaşarız. "
Plan mantıklıydı onlayladığımı belirten bir mırıltı çıkardım karanlık ormanda ay ışığı sayesinde biraz daha ilerledik ve göl kenarının uygun bir yerinde durduk Austin çantasından bir tane uyku tulumu çıkardı ve çimenlerin üzerine serdi bende çantamdan uyku tulumu nu çıkaracaktım ama koymayı unutmuştum. Austin yanıma geldi ve uyku tulumu nu unuttuğumu fark etti.
"İstersen sen benimkinde yat ben dışarıda yatarım. " dedi ama ben buna razı gelemezdim "Ben yatarım dışarıda sonuçta ben unuttum. Sen rahat yat. " dedim o da "İstersen beraber yatalım ikimizde dışarıda yatmayız. " dedi bir an dona kaldım. Beraber yatmakmı? Ama sanırım başka çözüm üm yoktu o yüzden kabul etmek zorunda kaldım. Zaten uyku tulumu genişti o yüzden sıkıntı çekmeden içine sığdık.
Hiç ses çıkarmadan yattık ben ona arkama dönmüş bir şekilde yatarken o kıpırdanıp bana doğru döndü bana doğru dönerek yatması beni biraz rahatsız etmişti. Hayatımda ilk defa Amelia teyzem dışında biri ile uyuyordum. Ev küçük olduğu için pek oda yoktu o yüzden aynı odada kalıyorduk ama yataklarımız ayrıydı. Küçükken hep Amelia teyzem ve Adel ile beraber uyurduk ama sonra Adel aniden hastalandı ve öldü. Adel ile çok iyi anlaşırdık birbirimizi çok severdik o ölünce bir hafta boyunca Amelia teyzemin kesintisiz ağladığı hatırlıyordum. Bende çok ağlamıştım dışarıda çok yağmur yağmur yağmıştı. Ben ne zaman ağlarsam yağmur yağar şimşekler çatar ayın önünü kara bulutlar kapatırdı.
Birde Astrid vardı o benim en iyi arkadaşım beni Amelia teyzem ve Adel dışında anlayan tek kişiydi. Adel ın up uzun koyu kahve saçlarının aksine güneş gibi sapsarı ve beline kadar gelen saçları vardı. Annesi benimle vakit geçirmesine kızardı ama biz napar ne eder gizlice buluşur oynardık. Ben okula gidemediğim için okuldan gelince öğrendiği her şeyi bana anlatırdı okumayı ve yazmayı onun sayesinde öğrenmiştim. Bana bildiği her şeyi anlatırdı. Amelia teyzem ise bana onun anlattıklarını çalıştırırdı. Çok güzel bir kızdı Astrid okyanusları andıran masmavi gözleri kocaman bir gülümsemesi vardı çok güzel kokuyordu. Annesinin aksine çok samimi güler yüzlü bir kızdı. Sonra ise öldü o da diğerleri gibi bırakıp gitti beni.
Austin'in beni izlediğini hissede biliyordum. Bu beni aşırı derecede rahatsız ediyordu hem de çok. Birinin beni izlemesinden çok nefret eder rahatsız olurdum. Onunla bu şekilde böyle uyumaktansa yerde uyumayı tercih ederdim. Gözlerim ağır ağır kapanıyordu ben karşı koyamayıyordum sanırım bir kaç günümüzü ormanda geçirecektik.
. ☽☾☀︎☽☾☀︎☽☾☀︎☽☾☀︎☽☾☀︎☽☾☀︎☽☾☀︎☽☾☀︎☽☾ .
Gözlerimi araladığımda güneş yeni doğmaya başlıyordu kafamı çevirip arkama baktığımda Austin yoktu kalkmış olmalıydı yada gölden balık tutuyor olmalıydı. Yattığım yerde doğruldum ve etrafa göz gezdirdim tahmin ettiğim gibi Austin balık tutuyordu. Yanına gittim ve oturdum. "Tutmama gerek yok ben evden bir şeyler getirmiştim. " dedim uykulu bir sesle. "Tamam o zaman daha sonra tutarım. Yola çıkmamıza biraz vakit var istersen gölde yıkan. " dedi ve ayağa kalkıp eşyaların olduğu yöne doğru gitti bende peşinden gidip çantamı aldım ve göl kenarının sessiz ağaçlarla kaplı bir köşesine doğru gittim. Üzerimdeki pelerini ve şalımı çıkartıp saçlarımı özgür bıraktım. Sonra korsemin iplerini çözüp elbisemi çıkardım. Sonra diğer kıyafetlerimi de çıkartıp göle ayağımı soktum önce su buz gibiydi ama başka çare olmadığından mecbur girdim. Su çok derin değildi ayaklarım yere değiyordu sonra bir anda şu derinleşti anlaşılan çok uzağa gitmemem gerekiyordu. Suya alışında burnumu tıkayıp suya kafamı daldırdım saçlarım ıslanınca renkleri hafifi koyulaşmıştı. Yıkanınca etrafı kloçan edip gölden çıktım ve çantamdan kıyafet alıp giydim. Saçlarımı şalımla kuruladım ve diğer şalımla sardım. Pelerinimi ve maskemi giyip başlığımı çektim. Artık hazırdım Austin'e baktığımda o da hazırdı ve beraber atlarımıza binip yola koyulduk.
Güneş doğmuştu ama tepede değildi bizde elimizden geldiğince atları hızlı sürüyorduk. Böylece daha hızlı vara bilirdik.