İçeriğe geç

AVERON: bütünlüğün laneti

Bölüm 1 · 2 dk okuma

AVERON: bütünlüğün laneti

Bölüm 1

Giriş

Rivayete göre çok eski zamanlarda Güneş yalnızca dünyanın bir yarısında doğar ve hiç batmazmış. Bu Güneş’in altında kalan insanlar güçlenir, güneşin ışığını kontrol edebilir hâle gelirlermiş. Diğer yarımkürede ise Ay hiç kaybolmaz, Güneş kadar ışık saçarmış etrafa. Bu Ay ışığının altında kalanlar mutlak şifanın tadına bakarlarmış. Tıpkı Güneş yanlıları gibi onlar da Ay ışığına hükmederlermiş. Bu iki zıt ama benzer güç hep çatışma hâlinde olurmuş. Yüzyıllardır birbirlerine komşu olmalarına rağmen ikisi de birbirlerini düşman bellemiş, iki ayrı halk ve krallık olarak birbirlerinden ayrışmışlar. Ancak gökyüzü, Güneş’in Ay’a olan aşkını hesaba katamamış. Bu öyle bir aşkmış ki Güneş, sırf Ay’ı görebilmek için büyümüş; büyüdükçe Güneş halkı güçlenmiş, güçlendikçe Ay halkına zulmetmeye başlamışlar. Ay halkı buna sessiz kalmamış, şifa güçlerini Güneş halkından sakınmışlar. Halk hastalıktan kırılmış ama durmamışlar. Güneş’in halkı, çok âşık olduğu Ay’ın halkını kılıçtan geçirmiş. Gökyüzü bunu anbean izlemiş ve görmüş; o zaman anlamış ki artık denge denen şey bu diyarda, Averon’da mümkün değilmiş. İşte o anda gökyüzü bütünlüğü seçmiş; Güneş’in koruyucu tanrısı olan Kael’i ve Ay’ın koruyucu tanrıçası olan Liona’yı birleştirmiş. Aşklarına karşı gelememiş. O günden sonra bütün diyarda Güneş gündüzü, Ay ise geceyi temsil etmiş. Güneş ve Ay gökyüzü ile bir bütün olmuş ve bu bütünlüğü yıldızlar kutlamış. Ancak bu değişim ile halk, hükmedebildiği bütün ışık gücünü kaybetmiş. Tanrı’nın ve Tanrıça’nın affına sığınmışlar. Tanrı ve Tanrıça onları affetmiş ancak bütün halkı ölümlü olmakla lanetlemişler. Artık insanlar asırlarca değil, yalnızca yüz yıllık bir hayata mahkûm edilmişler. Yüz yıl yaşayan herkes ışık olup gökyüzüne karışmış. Gökyüzüne karışanlar bunun bir lanet değil, lütuf olduğunu anlamış. Gökyüzüne karışamayan ölümlü insanoğlu bunu kendine yedirememiş ve doğanın özütlerine erişmeyi, ölümsüz olabilmeyi başarmış. Bu özütler altıya ayrılmış: Ay ışığı, Güneş ışığı, ateş, su, toprak ve hava. Hiç kimse bu özütlere aynı anda erişememiş; yüz yıllarca deneseler bile ancak iki veya üç özütü aynı anda kullanabilmişler. Bunun sonucunda çıkan enerjiyi taşıyamamış ve ruhlarının her parçası bir bir ayrılıp altı elementin gücüne güç katmış. Güçlenen elementlerin kralları ve kraliçeleri, en büyük günahlardan biri olan kibrin tadına bakmışlar. Bunu gören koruyucu Tanrı ve Tanrıça onların üzerinden ellerini çekmiş, bütün insanoğlunu yalnız bırakmışlar. Elementler bile tepki göstermiş: Güneş ısıtmamış, Ay şifalandırmamış, ateş madenleri işlememiş, toprak yaşamını tamamlayan her insanoğlunu çürütmüş, su kirlenmiş ve rüzgâr fırtına çıkartmış. Ancak insanlar yine de güçlerini aldığı doğayı kontrol etme arzularından vazgeçememişler.

Bölüm sonu

1 yorum