İçeriğe geç

AVCI

Bölüm 2 · 6 dk okuma

AVCI

Bölüm 2

01.2-YENİ VAKA

11.23

Hastane odasına girmek için kapıyı tıklatmıştı, içeriden kardeşinin sesini duyunca kapıyı açıp içeri geçti. Sessiz bir tonlama ile tekli koltuğa otururken kardeşiyle göz temasında bulunarak konuştu.

-Ne olduğundan haberin var mı?

-Eve geldiğimde holde baygın yatıyordu.

-Neyi varmış?

-Tansiyon dedi doktor hanım.

-Doktor, uzman doktor değil mi? Stajyer falan olmasın güvenmiyorum.

-Stajyer ile beraber baktılar abiciğim. Tam olarak ne olduğunu da bilmiyorum, kan alıp tahlil yapacaklarını söylediler. Sonuçlar çıkmış olmalı, gidip sorayım.

-Ben hallederim, otur.

Sesli bir nefesle ayağa kalktı, kız kardeşinin saçlarını okşayıp başına bir öpücük bıraktıktan sonra odadan çıktı. Sonuçları öğrenmek adına doğru yere ilerlemeye başladı. Babasından sonra annelerini de kaybedemezlerdi. Babası henüz Barlas ortaokul sona giderken vefat etmişti. Büyük bir savaşın ön safında, askeri timi koordine etmekle görevliydi ve savaş esnasında şehit düşmüştü. Bu acı onları yeteri kadar üzmüşken şimdi de annelerinin ciddi bir sorunu olduğunu duymak istemiyordu. Danışmanın önünde durup avuç içlerini masaya yerleştirdi.

-Derya Arslan'ın sonuçları çıktı mı?

-Hemen kontrol edeyim.

...

-Sonuçlar için doktor beyle konuşabilirsiniz, yerdeki sarı çizgiyi takip edin hemen soldaki ilk kapı.

-Anladım.

Doğruldu, söylediğini yapıp kapının önünde durdu. Kapı zaten açıktı sadece bir kaç kez tıklatıp içeri adımladı. İçeride bir hanımefendi, bilgisayar başında önündeki bir kaç kağıda bakarak yazı yazıyordu, Barlas'ın içeride olduğunu bile fark etmemişti. Elini yumruk haline getirip dudaklarının önünde tuttu, öksürerek dikkatini çekti.

-Fark etmedim kusura bakmayın, nasıl yardımcı olabilirim?

Kızın gözleri aynen babasının gözlerine benziyordu, yaprak yeşili ve pırıl pırıldı. Saçları açık kumral, dalgalı ve omuz hizasının biraz daha aşağısında öylesine bir tokayla ensesinde birleştirilmişti. Ölü olduğunu düşündürecek bir ten rengi vardı, bu kadar beyaz olmanın mümkün olup olmadığını düşündürüyordu.

-Sonuç öğrenmek için buradayım, doktor burada değil mi?

-Ben size yardımcı olabilirim, isim ve soy isim alabilir miyim?

-Derya Arslan.

Bilgisayar ekranına dönüp ekranı incelemeye başladı. Kısa bir sessizlik ardından Gözlerini tekrar Barlas'a çevirdi.

-Sonuçlarında herhangi bir şey görünmüyor. Tansiyondan dolayı buraya getirilmiş, gerekli ilaçları da vermişiz. Endişe edecek bir şeyiniz kalmamış, sanırım serum takılmıştı o bittiğinde çıkış işlemlerini yapabillirsiniz.

-Anlaşıldı, teşekkürler.

12.54

Annesi ve kardeşi arabaya geçtikten sonra kendi yerine geçip kontağı açtı, gaza bastığında aracı park ettiği yerden çıkardı.

-Tansiyonunu düşüren ne?

-Bir anda elim ayağım tutmadı, neden olduğundan benim de haberim yok oğlum.

-Sana psikolog ya da psikiyatriden randevu almamız gerekiyor demiştim.

-Abime kızıyordum anne fakat haklı görünüyor. Bizzat ben sana randevu alacağım, bir arkadaşımın akrabası var çok iyi olduğunu söylüyordu, senin için konuşabilirim.

-Hayır demeyeceğim çocuklar.

-İzin vermezdim.

Telefon kimsenin konuşmasına izin vermedi. Ekranda Bartu'nun adı gözüküyordu. Açmayacaktı fakat dosyayla alakalı olma olasılığı oldukça yüksekti, cevapladı, hoparlörü açtı.

-Evet?

-Ekibi topladım, kaptan yine sensin.

-Başka kimler olduğunu öğrendin yani?

-Aynen kardeşim. Ben, sen, Ezgi, Poyraz. Dosyayı herkesin incelemesini söyledim de yarın herkesle ne yapılması gerektiğini halledersin, ekip liderisin.

-Ayarlarız, bugün için hiçbir şey yapamam. Annem ve kardeşimi bırakacağım yarın Duru'yu da alır gelirim.

-O da mı bizimle?

-Evet, kapatıyorum şimdi.

Konuşmayı sonlandırdı. Kız kardeşi yaslandığı koltuktan doğrularak başını öne doğru uzattı.

-Abi, olay çok saçma. Sizi boş yere oyalıyor olabilirler mi? Yenisin ya.

-Basit durmuyor, dikkat gerektiriyor. Kendini vererek araştırırsan aslında çok mantıklı, itinayla işlenmiş cinayetler olduğunu görebilirsin. Dosya da dikkatimi çeken bir diğer şey ise öldürülenlerin daha önce cezaevinde bulunmuşların akrabaları olduğu.

-Nasıl bir şeymiş bu?

-Aman anne boşver, tansiyonu bırak tımarhanelik olabilirsin karıştırma.

-Duru haklı boşver.

13.47

Evde herkes odasına çekilmiş vaziyetteyken yarım kalan uykusuna devam etmeye karar verdi. Üzerinden sadece silahını atıp olduğu gibi yatağına atladı. Yüz üstü uyumak için pozisyonunu almıştı, kolları yastığın altında tek dizini hafifçe karnına doğru çekmiş, gözleri kapalı...

...

19.35

Hafif bir titreme ile yattığı yerden kalktı. Cebinde unuttuğu telefonunu çıkarıp yarım açık gözlerle saati kontrol etti. Saatlerdir uyuyordu, kalkıp üstünü başını değiştirmeye ardından da dışarı çıkmaya karar verdi. Dolap önünde durup ne giyebileceğine bir göz attı. Beyaz tişörtü, siyah yırtık kotu ve elbette siyah kot ceketi 'Ne bakıp duruyorsun? giysene bizi işte!' diyordu ona. Onlara karar verdikten ve üzerini değiştirdikten sonra Beyaz, bilekte Nike ayakkabılarını da aldı. İyice dağılmış saçlarını eli yardımıyla toparladı, anahtarlarını da almayı ihmal etmedi. Yeniden bir parfüm turu yaptıktan sonra telefonunu kapıp odasından çıktı.

-Dışarı çıkıyorum.

-Ne zaman dönersin?

-Bilmiyorum.

20.22

-Neredesiniz?

-Mekandayız abicim, sorun mu var?

-Geliyorum.

-Tamamdır.

20.41

Kapıda uzun süredir tanıdığı güvenlikle karşılaştı, kafa selamı verip içeri geçti. Bir süre etrafı inceleyip arkadaşlarını aradı, uzun sürmedi onları bulduğunda yanlarına yürüdü, boş bir yere oturup hepsiyle selamlaştı. Kendisiyle birlikte altı kişiydiler.

-Nerelerdesin be oğlum, ne zamandır takılmıyordun bizimle.

-İşler yoğun.

-Nasıl gidiyor?

-Uğraşıyoruz.

Hemen solunda oturan arkadaşı Demir avucunu omzuna koyup hafifçe sıktı.

-Bizim oğlan artık mezun, her zaman boş vakti olmuyor ki be kardeşim.

Arda önündeki bardağı kavramış hepsini tek bir hamlede içmişti, bardağı bırakırken gülerek kafa salladı. Bir şişede kendisi için sipariş verdi Barlas. Uzun süredir eğlenmek için kendine vakit ayırmıyordu, şimdi fırsatını bulmuşken değerlendirmek istedi.

01.59

Ne kadar içtiklerinden haberleri bile yoktu, neyse ki Barlas fazla kaçırmaması gerektiğini biliyordu, hepsini eve sağlam teslim etmesi gereken oydu. Kör kütük sarhoş olmuş iki arkadaşını iki tarafına alarak sıkıca kollarını onlara doladı, onları mekandan çıkartmaya uğraşıyorlardı.

-Bir daha bu kadar çok içerlerse yemin ederim bırakır dönerim.

-Her zamanki halleri, alıştım ben siktir et.

-Barlas sen hep uğraşıyorsun bunlarla, ben hiç uğraşmak zorunda kalmadım.

Gülüştüler. Arabanın yanına geldiklerinde kapıları açıp önce ayakta duramayan bu iki şahsı iteklediler, kapıyı kapatıp yerlerine yerleşmek için adım attılar fakat duydukları bir çığlık dikkatlerini başka bir yöne vermelerini sağladı. Barlas elini beline atmıştı lakin silahını almayı unuttuğunu fark etti, yine de bir polis olarak olaya el atacaktı elbette. Hızlı adımlarla kalan iki arkadaşı ile birlikte o tarafa yöneldi, iki bina arası bir boşluktu burası kimse yoktu, siyah tüylü, sarı gözlü bir kedi dışında. Barlas geç kaldığını düşünmüştü fakat ortalıkta delil sayılabilecek, bir olay olduğunu gösterebilecek bir işarette yoktu. Üç arkadaş birbirlerine bakıp uzaklaştılar, Barlas duvar diplerini incelerken diğer ikisi gördükleri her deliğe bakmaya başlamıştı. Ya alkolden etkilendikleri için öyle olduğunu sandılar ya da gerçekten bir şey olmuştu, çok hızlı olmuştu ki fark etmemişlerdi. Kedi Barlas'ın dikkatini dağıtıyordu, sürekli bacağına sürtünüyor, patilerini dizine ya da koluna atıyordu. Mırıldanarak kuyruğunu sallıyordu. Barlas kedilerden hoşlanmazdı, elini gitmesi için salladı, anlık olarak uzaklaştırmaya işe yarıyordu fakat kedi yine gelip ona sürtünmeye devam ediyordu. Suratını buruşturmuş 'Eh be.' diyerek ayağa kalktı. Kedinin üstüne yürümek için sağına döndü, orada göremeyince sola döndü. Yoktu, durup dururken saniyeler içinde kaybolmuştu. Arkadaşlarına çevirdi kafasını.

-Bir kedi gördünüz mü?

-Ne kedisi lan?

-Az önce burada siyah bir kedi vardı.

-Kedi falan yoktu Barlas, iyi misin?

-Nasıl yoktu? Ulan büyük, siyah, sarı gözlü bir kedi vardı. Miyavlayıp duruyordu zaten. Sesini de mi duymadınız anasını satayım.

-Ne ses ne de kedi, hiçbir şey yoktu kardeşim.

-Sikeyim, boşverin. Bir halt da olmamış defolalım hadi.

Aradan çıktılar, Barlas son kez arkasını dönüp baktı. Kedi başını yana eğerek kuyruğunu dikleştirip arkasını döndü, karanlığın içinde ilerleyip tamamen kayboldu. Barlas ya kafayı yediğini ya da yanlılıkla sarhoş olduğunu düşünmeye başlamıştı. Tekrar buraya uğramaya karar verdi, yarın işten sonra gelip daha detaylı araştırma yapacaktı. Kedinin, eğer gerçekten bir kedi varsa -ki gördüğünden son derece emindi- yeniden orada olup olmayacağını kontrol etmesi gerektiği kanaatindeydi. Şimdi arkadaşlarını eve dağıtıp kendisi de eve geçecek, uyuyacak ve kendini toparlayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.