Zorunlu olarak Parker ile dışarıda yürüyordun.
Bir parka gelmiştiniz. Derken duyduğun bir şey ile dona kaldın.
Çocuk kıkırtısı
Bir oyun parkının önünden geçiyordunuz. Park oynayan ve eğlenen yüzlerce çocuk ile doluydu. Parker senin durduğunu fark etmiş olmalı ki yanına geldi" Bir şey mi oldu Y/n?" Diye sordu. Hafifçe gülümseyip " Bu ses çok güzel," dedin.
Parker parka bakıp " Çocuk sesi mi? İstersen burada bir süre onları izleyebiliriz," dedi. Başını salladın ve çimlere oturdun. Bu sesi hayatında belki de ilk defa duyuyordun. Huzur vericiydi. Parker " Hey bak sana bir şey göstereceğim," dedi.
Çimlere uzandı. Sen de aynısını yaptın. Gökyüzünü işaret etti. Her şekilde bulutların olduğu gökyüzünü " Bak mesela bu bir tavşana benziyor," Dedi. Dikkatli bakınca onun gerçekten bir tavşan olduğunu anladın.
Böyle bir süre bulutları bir şeye benzetmeye çalıştınız. Peter " Hey arkadaş olmaya ne dersin?" Diye sordu.
Yüzüne öylece bakıp " Nasıl olunuyor?" Diye sordun utanarak. Sana şaşkınlıkla bakıp " Şey- Birine adını söylüyorsun. Yaşıtın ve iyi anlaştığın birine. Onunla boş zamanlarınızda hoşlandığınız ortak şeyler yapıyorsunuz," dedi. Aklında bir soru işareti daha vardı. " Mesela?" Dedin. Bir süre düşünüp " Mesela filim izlemek, sohbet etmek, kitap okumak, kutu oyunları oynamak, paten ve daha bir sürü şey..." Sana dönüp " Nelerden hoşlanırsın?" Diye sordu.
Bacaklarını kendine çektin ve kollarınla bacaklarını sardın " Sadece nefret ettiğim şeylere sahibim. İnsanları öldürmek, yaralamak..." ağladığını hissediyordun. Oysaki yıllardır tek bir göz yaşı bile dökmemiştin. Bu hissi unutmuştun. Başını dizlerine dayadın " Küçükken tek sevdiğim şey salıncakta sallanmaktı," dedin. Peter yüzünü kendi yüzüne çevirip " İstersen bugün ve yarın birlikte vakit geçirebiliriz," dedi. Elini anlına koydu " Daha iyi gibisin," dedi. Başını salladın. Sonra seni yerden kaldırdı.
İlk olarak bir buz pistine gittiniz. O rahatça kayarken sen daha girişteki kapıdan kendini alamamıştın. Sana dönüp " Hey bırak o kapıyı," dedi sen ise " Bu delilik!" Diye bağırdın. Sana doğru gelip " Ben yanındayım, tamam mı?" Dedi. Uzattığı elini tuttun ve dengeni bulmaya çalıştın. Bir süre birlikte kaydınız. Yavaş yavaş öğrendiğini hissettin. Elini bıraktın ve çok fazla uzaklaşmadan kaymaya başladın. Takii bir birinize çarpana kadar. İkinizde yere düşmüştünüz. Kahkahalar atarak güldün. Peter yerden kalkmayı denedi ama kalkamadı. Sen de denedin ama tekrar düştün. Sonunda diğer insanların yardımıyla ayağa kalkıp pistten çıktınız.
Sonrasında pizza yemeye, kütüphaneden kitap almaya ve bir tiyatroya gittiniz. İlk defa bu kadar eğlendiğini hissediyordun. Parkın önünden geçerken sana " Seni sallamamı ister misin?" Diye sordu. Gülüp " Peter bu delilik. Saat akşamın kaçı," dedin. Peter ise " Bizim neyimiz normalki zaten?!" Dedi. Seni salıncağa oturtup sallamaya başladı. Bir süre sonra gülüyor ve daha hızlı diyordun.
Gecenin ilerleyen saatlerinde seni tekrar kuleye bıraktı. Ona teşekkür etmek istiyordun. İzlediğin tek romantik filimde kız adamı öpüp teşekkür ediyordu. Onu dudağından öptün. Tam teşekkür edecekken onun bakışını fark ettin. Bir şeyi yanlış mı yapmıştın? Hemen " Af-affedersin bir şeyi- y-ya-yanlış mı yaptım?" Neden kekeliyor ve kızarıyordun. Peter ise " S-sa-sadece çok ani oldu-yani beklemiyordum," dedi.
" Üzgünüm sadece izlediğim tek filimde böyle yapıp teşekkür etmişti- yani b-ben de-!" Cümlen Peter'ın öpücüğü ile kesildi.
Ayrıldığınız anda sana sarıldı " Teşekkür etmekten bile haberin yok değil mi uzaylı?" Dedi. Gülüp ona sarıldın. " Teşekkür ederim," dedin.
Asansörden çıktığında diğerlerinin bakışıyla karşılaştın. Ablan sana " Biraz hızlı gittin sanki?" Diye sordu. Anlamıştın. Elini anlına vurdun. Clint gülüp " Çaktı köfteyi" dedi. Sen elini indirdin " Birinin bana insan olmayı öğretmesi lazım. Daha teşekkür etmekten bile haberim yok. Tek bildiğim insanları!" Bir bıçak çıkarıp
" Öldürmek!"
Bıçağı duvara attın.
" Yaralamak!"
Bir kez daha
" Acı çektirmek!"
Bir kez daha
" Yok etmek!"
Bir kez daha
" Dövmek!"
Ve bir kez daha ...
Ablan bıçak olan elini bileğinden tuttu. Ağzını diğer elinle kapattı. Onun kucağında yere çöktün ve ağladın. Acı dolu çığlıklar atmaya başladığında bağırmana izin verdiler. Elindeki bıçak düştü. Bitkin düşene kadar çığlık ve tekme attın.
Devam Edecek...