O kasabaya indim. Hiç de narin ve tatlı gozukmeyen bir kasabada siyah elbisemin içinde belime gizlediğim silahın hemen yanında duran altın kesemi aldım ve kasabadaki rasgele bir elbise dükkanına girdim. İçerideki kadın beni cadı sanmıştı sanırım. O kasabada kadınlar korseden başka bişey giymiyorlardı. Ellerindeki en tatlı pembe elbiseleri ve ona uyacak topuklu ayakkabılar istemiştim. Kadın bana onları asla vermeyecekti yüzüme resmen kusacak gibi bakıyordu taki altın kesesini kasamın önünde açana kadar kadının gözleri parladı ve elbiseleri bana verdi ardından elime bir poşet daha sıkıştırdı içinde bolca korse doldurulmuş bir poşet. Ardından altınları saymaya başladı. Kesenin yarısı kadar altını aldı ve geri verdi. Hızla oradan uzadım ve okula girmeye hazırdım. Oradan bir fondoten çalmıştım onu bileğimdeki dovmeyi kapatmak için kullandım çünkü benim adım artık seika değildi ben prenses violettim. Hemen Vivianın yanına gittim ve gördüm ki o da takım elbise almıştı. Benigorkemli bir faytona bindşrmiş kendisi atları sürmek için öne geçmişti hayatımda ilk defa kalp atışlarım bu kadar hızlandığını hissetmiştim korkmuyordum sadece geliyordum. Yaklaşırken ormanın kenarında durduk, ve 2 saatin ardından giydiğimde nefes alamadığım beyaz korse’in üstüne görkemli pembe elbiselerden birini geçirdim. Tekrar faytona bindiğimde çok yaklaştığığınızı görmüştüm. Oraya nasıl gideceğimi bilmiyordum ama çok basitti sadece kendimi Vadriana krallığının prenses gibi tanıtacaktım. Saraya varmak üzereydik avanos Sarayı cidden çok görkemliydi kocaman bahçesine şimdiden hayal edebiliyordum bunları düşünürken gelmiştik koskoca bahçeden yürümek zorunda kalacaktım çünkü kapıda fayton bekliyordu kralın hizmetçilerden bir tanesi bizi karşıladı. Vivian profesyonelce kendini tanıttı ve şunları dedi: -merhabalar efendim kendisini tanıtayım o vadriana krallığından prenses violet O bunları söylerken sanki ağzım tutulmuştu ve konuşamıyordum bahçeye bakarak dalmış gitmiştim o bunları derken son anda beni dürtmüştü ve kralın hizmetçisi ile tokalaştıktan sonra saraya girmeyi başarmıştım. Dersime iyi çalışmıştım prenses bir de ailesiyle görüşmeyecekti o yüzden onun kılığına bürünmüştüm. Kapıda bizi bekleyen adam şatonun kapısını açtı ve beni içeriye davet etti asil bir şekilde yürüdüm. Ama bu korse içinde hareket etmek o kadar zordu ki paytak paytak yürümek için elimden geleni yapmıştım ayrıca topuklu ayakkabılar her an düşmeli tetikliyordu ama unutmamalıydım her şey için sadece bir ayım vardı bir ay sonra prenses ailesinin yanına dönecekti bir ay onu tutsak ettikten sonra herkes istediğini elde etmiş olacaktı. neyse ki yapacağımız toplantının konusuna kadar her şeyi ezberlemiştim ve konulara hakimdim toplantı salonuna geldiğimizde kimse yoktu fazla erken gelmiştik. Ama plan zaten böyle işleyecekti. Vivian Fayton’a geri dönerken Kant gerçek prensessin Faytonun nerede olduğunu öğrenecek ve Vivian ’la beraber onları ormandaki minik Kulübemize götüreceklerdi. Vivian geri dönerken bana doğru baktı sırıttı ve faytonu sürmeye başladı toplantı odasına sonunda avalon kralı gelmişti onunla epey uzun bir toplantı yapmıştık cidden çok sıkıcı bir insandı Kant eğlenirken bu adamın sıkıcı fikirlerini dinlemekten yorulmuştum sonunda toplantı bitmişti benim bir ay kadar kalacağım büyük bir yalıya götürmüşlerdi çok teşekkür ettiğimi söyleyip resmen gitmelerini de söylemiştim yalın kapısını yüzlerine çarptıktan sonra yalıyı gezmeye başladım beni tek alakadar eden çalışma odasını bulmuştum sonunda yeni nesil bir bilgisayar da vardı oradan her şeyi araştırabilirdim Kant ‘ın nasıl eğlendiğini şu an hayal edebiliyorum ve onun kadar ben de eğleniyordum.
Bölüm 2
Vivian sağ olsun 🌊
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.