İçeriğe geç

Avalon La Madra

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Avalon La Madra

Bölüm 1

21 🌊

Tahta kapının gıcırtısının ardından elinde avladığı bir tilkiyle gelen erkek kardeşim Kant ‘a sorduğum ilk soru “ bu kadar ses çıkartmak zorunda mısın ? “ olmuştu. Belimdeki eski Çelik kılıcı bir anda istemsizce çıkartmıştım. Onu o pembe prenseslerin mızraklı kölelerinden sanmıştım. Nedense hepsini öldürmeme ramen bi umutla geliyorlardı. Kant “ elimdekini görüyor musun ? Seika“ dedi kahverengi saçlarının önüne geldiği tarafını kafasını sallayarak atmaya çalışırken. Ona doğrulttuğum kılıç yerini aldıktan sonra hazırladığım yemeğe donup “ Kant Morana, eğer biraz daha bu şakayı devam ettirirsen yanlışlıkla kelleni alacağım. “ dedim ve yemeğe birkaç mantar daha attım. Kant yüzünü ekşitip baktığında düşündüğüm şeye tamamen dalıp gitmiştim ve elime sıçrayan kaynar su elime geldiği an yerimden zıpladım. Musluktan damla damla akan buz gibi nehir suyunu açıp 2 saniye boyunca parmağımı beklettim. O sırada Kant tencerenin içinden kaşıkla özenle topladığı mantarları birer birer yerken, elinde tuttuğu şeye o anlık dikkat etmemiştim fakat elinde ölü bir tilki cesedi vardı. Sonunda tavşan ve balıktan başka bişey anlayabildiğine şükretmek gerekirdi doğrusu. “ vay” dedim kaba bir ses tonu ile. Gözlerini bana doğrulttu. “Kant Bey balık ve tavşandan vazgeçmişiz bakıyorum. “ bunu derken alaycı ses tonumu ve küçümseyici bakışlarımı takınmayı unutmamıştım. Aslında o benim ağabeyimdi ama ona 6 yaşımdan beri ağabey dememiştim. Eskiden hep isteklerimiz farklı olduğu için tartışırdık şimdi ise tek isteğimiz babamızı öldüren bir Vadranian şövalyesinden öcümüzü almak idi. Kant bana göz devirip kasedeki çorbasını höpürdettti. Kaseyi masaya vurup deri eldivenini ve üstündeki diğer şeyleri çıkartıp bir bıçak ile tilkinin derisini etinden ayırmak ile uğraştı. Ülkemizde 2 tane orman 1 tane ise krallık vardı. Bir ormanda prenseslerin ağaç evleriyle dolu gol kenerları ve periler yaşardı bizim olduğumuza gelince yemyeşil dikenli çalıların arkasında annelerinin onları cadı olmaya eğittiği genç cadılar, hipnotize eden şarkı ve büyüleri öğrenmeye çalışan Deniz kızları, etrafta uçuşup cadıların arkadaşı olan periler ve son olarak biz suikastçılar vardık. Suikastçılar her yeri ezbere bilirdik. Nerede hangi çalının olduğunu, nereye basmamız gerektiğini, hangi kanat sesi hangi tür periye ait, kim şatodan kim değil. Bizi babamız suikastçı olmamız için eğitti. Tabii ölene kadar. Ondan öğrendiğimiz en iyi şey ise birbirimizden başka kimseye güvenmemekti. Çünkü onu en güvendiği kişilerden biri oldurmuştu. Tam 1 hafta sonra 21 yaşında oluyordum ve krallığa gidip intikam alma vakti geliyordu. Normalde oraya sadece yemeklerimiz bittiğinde pazara gidiyorduk orada da Vivian adlı bir tanidigimiz vardı bize her zaman pazardan en ucuz şekilde yemek verirdi evet o süslü prenseslerin olduğu okula da girebiliyordu onun sayesinde artık ben de okula girecektim. Onu sevmesem de bana yardımcı olacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.